yere düşen dondurma yazar profili

yere düşen dondurma kapak fotoğrafı
yere düşen dondurma profil fotoğrafı
rozet
karma: 2148 tanım: 748 başlık: 192 takipçi: 23
karma: 2148 tanım: 748 başlık: 192 takipçi: 23

son tanımları


bana şarkı armağan et

cem adrian - sen gel diyorsun
devamını gör...

kafa sözlük yazarlarından aforizmalar

doğaçlama gelen günlerin verdiği güven kadardın, belirsizdin, muallaktın ama ben bir gün senin kaybını duymaktan sakındığım için o doğaçlama günlerden korkmaktaydım...
ydd
devamını gör...

geceye bir şiir bırak

görsel
devamını gör...

geceye bir şiir bırak

görsel
bir kâhinin bulamadığı aşikârım
ben yıllardır bekleyen kadeh
sense yıllandıkça güzelleşmiş şarabım
sustukça kusursuzlaşan bir mesafe mi,
yoksa sonsuzluğa olan aşkım?

kimi zaman en dibinde boğuldum,
senin yakamozlarına can veren dalgaların.
sen rotasız limanlarım oldun,
bense alabora olmuş gemilerin kaptanıydım.
sahi imkânı var mıydı bir gün bütün imkansızlıkların?

boşver biz parçalanmayı ne kadar bilsek de
bir bütünün parçası olamadık senle
ben bıkmadan yaralarını yine sarardım
kıymeti kalmayan aşkın kıyımsızıydım
ben razıydım sana tüm kalbimle
lakin sen yara bandından da yaralandın...
-ydd
devamını gör...

sümüklü halini bilirim senin ben diyen akraba

tebrikler bu bilgiyle nobel işsizlik ödülüne layık görüldünüz.
devamını gör...

kafa sözlük yazarlarının karalama defteri

görsel

rüzgârlı soğuk bir gün kalabalık bir sokak görüntüsü var önümde .bense duvarın birine yaslanmış elime kitabımı almış olan biteni izliyorum fakat yere oturmuşum takım elbisem pislenecek ben ne yapıyorum?. insanlar öyle bir koşuşturma içinde ki savaş mı çıktı bir yerde bir olay mı var bilemiyorum fakat mutlaka bir şeyler olmalı. o sırada göz hizamda altmışlı yaşlarda bir amca var üstü başı öyle pis ki! yüzüme bakıp hafifçe tebessüm ediyor .bir kaç saniye önce önüne bırakılan bozuk paralara seviniyor olmalı ihtiyar. umursamadan kitabımı okumak istiyorum fakat sanki sokakta öyle bir yas havası var ki huzursuz oluyorum birden,kısa sürüyor bu tavrım. önümden iki genç kız geçiyor ikisi de net duyulacak şekilde konuşuyorlar;
- taciz haberini duydun mu nasıl cani insanlar var ?
- haber okumak istemiyorum artık allah hepsini kahretsin !
umursamıyorum kitabıma kaldığım yerden devam etmek istiyorum. sanki rüzgar bana kızmışçasına tam ayağımın ucuna bir kağıt yığını savuruyor. o yığının gazete olduğunu idrak ettikten sonra önümdeki haberi okuyorum. cani koca karısını 16 yerinden bıçakladı önce sessizlikle geçiyor bir kaç saniye sonra yutkunuyorum . kahretsin! okuduğum sayfayı kaybetmişim kitabımdaki sayfaları hızla çeviriyorum ama nafile . kalkmak istiyorum kalkamıyorum derin bir nefes alıyorum. önümden bir anne ve bir erkek çocuğu geçiyor...
çocuk koşarak yanıma yaklaşıyor. masumiyet ve heyecan dolu bakışlar atarak işaret parmağı ile kitabımı annesine gösteriyor;
- anne kitap
annesi kolundan yavaşça tutarak ona komut veriyor
- hadi annem eve gidelim baban alır sana kitap
çocuğun yüzü düşüyor bakışları yerde...
- ama anne babam bize kitap almaz o bizi hep dövüyor kızar yine
o sırada kadının yüzünü net görebiliyorum yüzü gözü morluklar içinde perişan halde bir kadın... gözleri doluyor kadının, patlamış dudaklarından çaresizce iki kelime döküldüğünü duyuyorum.
- hadi oğlum
kalkmak istiyorum yine kalkamıyorum sonra onlar gördüğüm yolda nokta kadar kalmışken kulaklarımda kelimeler yankılanıyor. anne kitap, babam dövüyor, hadi oğlum yanımdaki amca yüzüme bakıp tebessüm ediyor hala, deli olmalı. umursamıyorum, az ileride yalpalaya yalpalaya yürüyen bir kız çarpıyor gözüme. o da ne! elindeki tüm kitapları etrafa saçıyor, test kitapları her tarafa savruluyor . yere diz çöküp canhıraş bir şekilde bağırıyor, ağlıyor da içler acısı bir durumda haykırıyor ;
- sen kazandın kahrolası düzen ben kaybettim,verdiğim emeklere rağmen!
neler oluyor bu insanlara böyle! mutsuzluktan geçilmiyor adım başı zulüm akıyor sokaktan. kulağımı sağır eden bir gürültüyle bir bomba patlıyor sokakta. çocuklar ölüyor ...her taraf yıkılıyor insanlar toz duman içerisinde kalıyor. herkes birbirine saldırıyor, güçlü olan zayıfı eziyor. farklı yönelimdeki insanlar dışlanıyor, hayvanlara zulüm ediliyor, insanlar delirmişçesine kin kusuyor birbirine. ve bir güruh var evlerin balkonundan sigara içerek olan biteni seyrediyor hem de kahkahalar atarak. ortalıkta öyle ilkel bir savaş var ki kimse ayırmaya cesaret edemiyor ya da istemiyor. ve ben yine kalkamıyorum sahi neden?
ben kim miyim adalet . bunca olan bitene susan adalet , oturduğu yerden kılını bile kıpırdatmayan adalet. yaşanan kâbusu sinema salonundaymışçasına izleyen gamsız vurdumduymaz adalet. bunca vahşete bunca dehşete susmaya alışmış adalet. korkak adalet yalancı ve düzenbaz adalet...
neler oluyor birden bütün insanlar üzerime geliyor, üstümü başımı çekiştiriyorlar.
- hey takım elbisemi mahvediyorsunuz!
beni dinlemiyorlar hepsi beni oturduğum yerden kaldırmaya çalışıyorlar yine kalkmıyorum. merhamet geliyor o da kaldıramıyor, sevgi geliyor o da kaldıramıyor insaf geliyor nafile. en son bütün heybetiyle biri geliyor o da kaldıramıyor. vicdanın kaldıramadığı adaleti zaten kaldıramayacağını anlayan kalabalık dağılıyor. ben olduğum yerde afallıyorum. amca, amca hala gülüyor. artık dayanamayıp soruyorum;
- amca hayırdır deli misin kaç saattir gülüyorsun?
amca nihayet ciddileşip cevap veriyor.
-duvardaki adalet yazısına gülüyorum )
sahiden de yaslandığım duvarda adalet yazıyor.
sonra meraklı bir ses tonuyla amca bana soru soruyor.
- peki sen evlat deminden beri hangi kitabı okuyorsun?
utana sıkıla kitabı saklamaya çalışıyorum.
- önemsiz bir kitap amca boşver
amca ısrarcı bir inatla kitabı bir hamlede alıyor benden. okuduktan sonra önce yüzü düşüyor sonra kitabımı sert bir şekilde yere atıyor ve arkasını dönüp sayıklayarak yanımdan uzaklaşıyor.
- insanları duymama sanatıymış peh!
devamını gör...

babayla girilen diyaloglar

bana sempatik ve komik gelen bir anım var .
uzaktan eğitim malum ve o zaman evde internet yoktu
ve telefondaki internet bitince babama şöyle dedim;
- baba internetim bitti
( tepkisizce bakıyordu,kızacak sanmıştım)
- tamam söyle kaç micobayt lazım
bunu demesiyle babama çaktırmadan kardeşimle gülmeye başladık. hala hatırladıkça gülerim.
devamını gör...

aptallar mı yoksa akıllılar mı daha mutlu sorunsalı

mutluluk da zeka işi mi gerçekten herkes kendi seviyesinde mutlu olamaz mı?
devamını gör...

kendini sevmeme nedenin

kendimi çok çok seviyorum ve bununla mutluyum. o zaman bu başlığın altında ne işin var diyeceksiniz . naçizane belki birilerinde küçük farkındalıklar olmasını sağlıyabilirim. kendimi çok seviyorum fakat bu kusursuz olduğum anlamına gelmiyor. doğaya da baktığınızda aslında tek başına eksik, bozuk , yamuk görünen şeylerin bütüne odaklandığınızda mükemmel göründüğünü fark etmişsinizdir. yani ben ya da bizler tek parçadan ibaret değiliz yaptığımız hatalar da tövbe ettikten sonra üzerimizde birer etiket olmamalı. neden kendinizi sevmiyorsunuz dış görünüşünüz yüzünden mi maddi durum ya da karakter mi yoksa sorun ya da sevgiyi bilmediğiniz için mi sevmek kavramından korkuyorsunuz ? sözlerim size samimiyetsiz geliyorsa bu soruların cevaplarını yeterince kendinizde aramamışsınız. mesela siz olsanız size güvenir misiniz ya da en çok neyinizden şikayet ederdiniz . bir dış gözlemci olarak neyinizin değişmesini isterdiniz ya da değiştiremediğiniz şeyler için üzülmenin ve kendinizi sevmemenin size ne faydası var? bir kere daha düşünün çünkü sevgisizliğe alışmış olsanız da zamanla ruhunuzda bir kanbur olacaktır bu durum . bunu kendinize yapmayın. belki de şu an içinizden şunu söylüyorsunuz " vır vır vır konuşması kolay ama burası türkiye " inanın ben de bu ülkede yaşıyorum ve zor olanın ülkeye değil de önce kendimize adapte olmak olduğuna inanıyorum. aslında bir insan en iyi kendisini tanıması gerekiyorken kendisini sevemiyorsa kimi sevdiğinden emin olabilir ve gerçekten sevdiğinden söz edebiliriz. her şeyi bir kenara bırakıp kendinize bir kocaman sarılın ve canım kendim demeyi bilin o zaman böyle başlıkların altının boş kalmasına da adminin bile üzüleceğini sanmıyorum...
devamını gör...

kafacılarla tuttu tutmadı oynuyoruz

maalesef tutmadı dizilere nazaran filmleri daha çok severim.
alttaki arkadaş gündemden çok şikayetçi...
devamını gör...

bir erkeği yatağa atmanın en kolay yolu

yatağı bir erkeğe atmak da aynı sonuç olur sanki (bkz: swh)
devamını gör...

bir erkeği yatağa atmanın en kolay yolu

bir erkek ve bir yatak bulmak.
devamını gör...

içindeki potansiyele bir şey söyle

bazılarımız dışarıdan sıradan biri gibi görünebilir ama biz onların bütün çabalarının içinde olduğunu bilmeyip o kişileri yüzeyselce yargılarız. çok ütopik olmasa da hepimizin gözünde zirve olmuş hayalleri vardır. peki o hayaller içimizde ne kadar yaşayabilir? herkes gibi benim de hayallerim var ve bu hayaller benim multitasking bir kişilik olmama bağlı ve garip olan onlar henüz potansiyel yani içimde kalmış fiilen doğamamış hayaller. belkide hayallerimizi ve potansiyellerimizi öylece bırakmamalıyız onları içimizde uyutup unuttukça orada giderek büyüyüp yer kapladığını ve gün geçtikçe yaşlanıp öleceklerini hatırlamalıyız . siz her vazgeçtiğinizde onlara bir hastalık gibi etki ettiğinizi varsaymalıyız. belki bunlar size soyut gelebilir fakat o hayalleri siz kurdunuz ve hayaller imkansız değildir gerçekleşme ihtimali olan şeylerdir fakat hangi oranda gerçekleşme ihtimali olduğu çabanıza bağlıdır. içinizde bir potansiyel yaşıyor onu güzellik uykusundan uyandırın! yine de uzaya gitmeyi falan hayal ediyorsanız işiniz bir hayli zor...
devamını gör...

kafa sözlük yazarlarından aforizmalar

cesaret yalnızca engeller olduğunda göz kamaştırıcı bir zirvedir engeller yoksa yapılan iş sıradanlaşır. yüksekten atlamanın cesaret olması yükseklik ortadan kalkana kadardır...
-ydd
devamını gör...

şu an dinlenen şarkıdan bir cümle

but now take me home
devamını gör...

tişört

yazın daimi dostu
devamını gör...

insanı ağlatan şeyler

duyguların birikmişliği...kimi zaman bir ağlama hissi gelir fakat neden olduğunu bilmeyiz. o küçük sebepleri unutacak kadar balık hafızalı olsak da güç birliği yapan acılar hem hafızamızda hem de kalbimizde yer edecek kadar etkilidir aslında. neden ağladığımızdan çok kiminle ağladığımız da önemlidir. eğer yalnızsak kendimizi teselli etmek yerine suçlamaya meyilli olabiliriz. bedenimizin ve hislerimizin boyun büktüğü anda dudaklarımız ne kadar yukarı kıvrılabilir ki? savunmasız bir bebek olduğumuzda yaşımız konumumuz fark etmeksizin cenin pozisyonu aldığımızda ve titreyen dudaklarımızla kendimizi sarsıntılı sancılara bıraktığımızda burnumuzun dibinde olmasına rağmen bir tebessüm ne kadar yakın gelir ki? ağlamak içimizde kaskatı olmuş duyguların dışavurumudur belkide . kim bilir iyimser de olabilir bilinenin aksine biz yeşermekten vazgeçtikçe bizi sulayan can suyu... yaşanmışlıklarımıza verdiğimiz aciz tepki. sözlerin anlamını yitirdiği ruhumuzun sükûneti giydiği an gözyaşlarının gözümüzden firar edişi... ama ağlamalı insan ağlamalıyız çünkü içimize her şeyi atacağımız kadar yer yok orada. bazen nedenlerimizi unutup ağlamanın özgürlüğüne şükretmeliyiz öyle ki tepkisiz kalmak çok daha beterdir. kimse üzülmeyi sevinmeye yeğler mi? yaşamın kolay olmadığını çok da abartmadan hatırlatmalıyız kendimize. yaşadığımız çağ ve şartlar zor olsa da tüm gözyaşlarımızın mutluluktan olması dileğiyle...
devamını gör...

kafatolog

gözlemlediğim kadarıyla iyi biri ve aynı zamanda hoş sohbet. linçlemek yerine dini görüşüne ve düşüncelerine saygı duymak gerek. unutmayalım ki özgürlüğümüz başkasının kişisel sınırlarına girdiğimizde biter.
devamını gör...

sedat peker

birtakım olaylara karıştıktan sonra kalkıp (sözde) doğruları anlatmanın kime ne faydası var anlamadım ama oldukça hatrı sayılır bir izleyici kitlesi olduğu kesin. evde herhangi bir odaya girip çıkar gibi cezaevine girmiş bir şahısı da ülkenin gündemine oturttuk ya daha ne denir bilemiyorum . işin garibi araştırmayan kişiler de mizah sayfalarında bu şahısa gülüyor yani yine izahı olmayanın mizahı durumu... kendi ağzıyla "benim söylediklerime inanmayın " diyen birini ne tartışmak ne de konuşmak doğru bana kalırsa fakat artık gündemden dolayı zehirlenmemek için olabildiğince araştırmayı ve fikir özgürlüğünü savunmak gerek. siyasî bir kukla mıdır yoksa bir komplo mudur bilemem fakat yapılan yanlışları bir gülücük ve "kıymetli kardeşlerim" lafıyla unutturacağını düşünüyorsa bu yaş bir düşünce.
devamını gör...

yazarların öğrenmek istediği dil

ispanyolca, korece ve bir tık almancadır.
devamını gör...
devamı...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.