scissors yazar profili

scissors kapak fotoğrafı
scissors profil fotoğrafı
rozet
karma: 1839 tanım: 241 başlık: 83 takipçi: 7
karma: 1839 tanım: 241 başlık: 83 takipçi: 7
makas'ı pek severim*

son tanımları


carlos latuff

erdoğan hakkında da bir çok karikatürü bulunsa da, sözlüğü kapattırmayalım şimdi durduk yere.
onun yerine kenan evren var, o da olumlu*

12 eylül-kenan evren çizimi:
görsel

cnn eleştirisi:
görsel
devamını gör...

grey's anatomy

başlarken öylesine başladığım ve 10. sezon finalini de izledikten sonra en iyi drama tv serisi olduğu kanaatine vardığım dizi.

öncelikle bu tür dizilerin normal şartlarda ilgimi çekmediğini söyleyebilirim. ancak 1. sezondan başlayarak karakterlerin çocukluğundan erişkinliğine dek oturtulmuş mantıklı temellerle hikaye örgüsünün desteklenmesi ilgimi çekmeye başladı. dizi bir hastane dizisi olmaktan çok daha öte. insan ilişkilerinin abartısız ve olağan şekilde işlendiği nadir dizilerden. günlük yaşamda, insanlarla, ailemizle, okulumuzla, işimizle, bireysel anlamda kendimizle ne yaşıyorsak bir yansımasını görüyoruz tüm dizide. bu anlamda benim için diziyi diğer tüm drama serilerinden ayıran özelliği, son derece gerçekçi olması. türk dizilerinde ve bazı yabancı dizilerde rastladığımız sebep-sonuç ilişkisinin boku çıkarılmamış. tıpkı bizim kendi hayatlarımızda yaptığımız/yaşadığımız gibi karakterler ani karar değişikliği yaşayabiliyorlar. ve bunu bir sebebe bağlama mücadelesi içine girmiyorlar. duygusal anlamda gerçekçi çünkü doğal hikayeler söz konusu... karakter sadece öyle yapmak istediği için ayrılıyor şehirden örneğin, çünkü öyle hissediyor/istiyor; davranışı ya da kararı bir zorunluluğa bağlanmıyor. karakterlerin sıkışıp kaldığı sorunlar fazlasıyla tanıdık ve açıkçası senarist shonda rhimes bazı bölümlerde o kadar beklenmeyecek işler çıkıyor ki gerçekten diziyi izlediğiniz dönemde içinden çıkamadığınız işlere ilginç bakış açıları bile kazandırıyor diyebilirim. bazı önemli anlamsal geçiş bölümlerinde bilim kurgu dizisi özellikleri taşıyan hikayeler de bulunmakta.

senarist shonda rhimes'ın bir diğer özelliği de dizinin en önemli özelliğini oluşturuyor; önemli karakterlerin çatır çatır ve ani ölümleri. sanıyorum bu özellik izlemediğim dizilerden biri olan game of thrones'da da bulunmakta. bu anlamda dizinin got'tan farklı olarak günümüz mantalitesiyle işlendiğini düşünecek olursak ciddi bir gerçekçiliği olduğunu söylemek mümkün. hepimizin hayatlarında kaybettiği, ayrıldığı, üzdüğü, mutlu ettiği, ilgilenmediği, ilişmediği, değer verdiği, değer gördüğü, emek verdiği, onun için çabaladığı, arkasını dönüp gittiği, geride bıraktığı, geride bırakmak zorunda olduğu, saygı duyduğu, seviştiği insanlar olduğunu göz önünde bulundurarak medikal olması bir yana gerçekçi kavramına yakıştığını çekinmeden savunabiliyorum. dolambaçsız ve net. olduğu gibi bir hayat.

senaryonun tek sıkıntısı ''amerika için savaş'' düşüncesi. karakterlerden birinin ordu/ırak savaşı geçmişi bu anlamda diziye yansıtılan bir diğer mesele. yine de boku çıkarılmadığı için göz ardı edilebiliyor. 20'li yaşlarımın ortasında bir kadın olarak dizide izlediğim pek çok mesele ile şu yaşıma kadar karşılaştığım ve mücadele ettiğim gerçeği de beni bu yapıma bağlamış olabilir öte yandan... karakterlerin başlarına gelen bir takım olaylar sonucu geçirdikleri travmalar, o travmalardan sıyrılmaya çalışmaları, sıyrılışları ve hayatlarına her şeye rağmen kaldıkları yerden değil de başka bir noktadan devam etmelerini gerçekçi sayabilmek için travma yaşamış olmanıza gerek yok elbette. zorlamasız... bu bakımdan dizi bir çeşit empati hapı görevi görüyor çoğu zaman.

otobüsün altında kalarak can veren bir karakterin cenazesinde en yakın arkadaşlarının kahkahalara boğulduğu bir diziden söz ediyorum. sanıyorum drama etiketi yapıştırmak çok da yerinde bir hareket olmaz. bu ''vuhhuuu hayat devam ediyor'' mesajı verme amacı gütmüyor. ancak, hayat devam ediyor. bu açıdan asıl başarılı olan şey dizinin üslubu. nasıl ki okuduğumuz şiirlerin çoğu aynı meselelerden bahsediyor ama farklı bir üslupla yazıldığı için biri oldukça epik, diğeri ise oldukça lirik geliyorsa bu serinin üslubu da öyle. yine de; sözlükler ve bloglardan okuduğum kadarıyla çoğu izleyici bu diziyi izlediği süre boyunca depresif ruh halinde olduklarını belirtmiş. izledikçe hüzünleniyorlarmış falan filan... sanıyorum bu yaşamı algılayış biçimi ile alakalı. ancak karakterleri bir noktada içselleştirmeye başladığınızda iyileştirici bir gücü olduğunu söylemek de mümkün. kendi hayatı konusunda son derece büyük umutsuzluklara kapılan insanların ''hayır lan aslında siki tutmuş değilim'' mesajı alarak tv başından kalktığını da biliyorum. dizinin bu mesajı verdiği en önemli kısımları şüphesiz ki her bölümün başında ve sonundaki speech'ler...

diziye adını veren grey adlı karakter her ne kadar dizinin başrolü gibi gözükse ve aslında tüm hikayenin onun merkezinde bulunduğu bir kurguda canlansa da yan karakterlerin gücü yadsınamaz. bu açıdan da izleyici kitlesinin pek hoşlanmadığı cristina yang karakterinin gelmiş geçmiş en başarılı ve yoğun yan karakter olduğunu düşünüyorum.

(bkz: cristina yang)

dizinin bir diğer önemli özelliği ise başarılı soundtrack'i.
10 sezon boyunca bölüm bölüm kullanılmış tüm parçaları bulabilmek mümkün.

okuduğumuz/üzerinde çalıştığımız onca sosyolojik, siyasi, ekonomik, alegorik, matematiksel eserlere baktıktan sonra; bir amerikan drama dizisi size hayatınızı ne derece sorgulatabilir? hımm, sanırım gündelik hayatı aslında çok basit detayların oluşturduğunu göz önünde bulundurursak, bazen basit şeylere odaklanmak gereklidir.
devamını gör...

yabancı şarkılarda geçen etkileyici sözler

ıs happiness just a word?"
(mutluluk sadece bir kelime mi?)

darkness comes beneath the dying stars
(karanlık kayan yıldızların altından geliyor)

with all the blood and scars
(tüm bu kan ve yara iziyle)

ı'm gonna hunt you
(seni avlayacağım)

with fear ı appear
(beni gördüğündeki korku ile)

nothing will stop me
(hiçbir şey beni durduramayacak)

the greater creature in me
(içimdeki büyük yaratık)

shattered, ı will capture you
(parçalandı, seni yakalayacağım)

so run
(o yüzden koş)

[verse 1: vinnie paz]
my family don't understand what ı go through
(ailem neler çektiğimi anlamıyor)

under diagnosed for 20 years, ain't never broke through
(yirmi yıldır teşhisi konulamayan hastalıklayım, ilerleyemedim)

you ever been in such a fog you don't know you?
(hiç ne olduğunu bilmediğin bir sisin içinde bulundun mu?)

never being able to do the shit you're supposed to?
(hiç yapman gerekeni yapamadığın oldu mu?)

ı wouldn't wish it on anyone that ı'm close to
(bunun yakınım olan kimsenin başına gelmesini istemem)

wouldn't wish it on anybody that ı'm opposed to
(düşman olduğum kimsenin başına gelmesini istemem)

there's not an accurate diagnosis to show you
(sana gösterebileceğim kesin bir teşhis yok)

basic neurobiology isn't close to it
(basit nörobiyoloji buna yakın değil)

ı'm watching life as a spectator
(hayatı seyirci olarak izliyorum)"
devamını gör...

battlestar galactica

birey, toplum, uygarlık, teknoloji, inanç, mitoloji, tanrı, din, felsefe, vicdan, aşk, ihanet, militarizm, ırk, evren, siyaset, yaşam, doğa, ego, af, ittifak, savaş, barış, ateşkes, bağlılık, ilkellik, mekanizm, ruh, insan, insan ve insan adına her şeyi masaya yatırıp içini oyan dizi. basit bir uzay-bilim dizisi değildir. çok ciddi sosyolojik noktaları dürter. ve tüm bunları yaparken o kadar gerçekçidir ki -bunlar gerçekte olamaz be- diyeceğiniz hiçbir şey bulamıyorsunuz. her bir dizi karakterleri ve unsurunun sembolize ettiği bir şey var. her biri insanoğlunun doğası düşünüldüğünde ''mümkün'' görünen ihtimalleri içeriyor. bu sebeple dizinin şahane metaforlarla destekli olan alt metni fazlasıyla yoğun.

üstelik bugün, yaşadığımız çağda; senaryodaki kurguya yakın bir gerçekliğe doğru sürüklendiğimizi söylememek için hiçbir sebep yok.

- ve insanoğlu ölümsüzlüğü yarattı (caylon yeniden diriliş teknolojisi gibi):
- ve insanoğlu hür irade sahibi robotları yarattı (cylon centurionlarını yarattığı gibi):


en saf haliyle insan'a dair ne varsa insan neye sahipse ve değilse köküne kadar her şeyi seyir halinde sorgulayabileceğiniz bir yapımdır bu. izlerken kendi uygarlığınıza dair en başından beri bildiğiniz her şeyi kabul etmek zorunda kalıyorsunuz. çünkü onlar gerçek. -bahsettiğim şey kurgu ya da senaryo değil- bahsettiğim şey yakalanan bütün detayların bugün de bünyemizde, kafamızda, uygarlığımızda var olması... değinilen her nokta sahip olduklarımızdan fazla ya da eksik değil.

en acilinden izlemeyen herkesin izlemesini öneririm. özellikle kesin yargıları olan insanların... ateislerin, dindarların, seksistlerin, sosyalistlerin, ırkçıların, milliyetçilerin, fizikçilerin, askerlerin, politikacıların, çocukların, yaşlıların, düşünsel fonksiyonları aktif halde olan her insan evladının izlemesini öneririm evet. insanoğlunun bütün iğrençliği ve mükemmelliği adına... çünkü bu yaşamın neresinde olduğumuzu bilmiyoruz. ve öğrenmek için hiçbir şansımız yok.

ardından dönüp şöyle diyeceğim; ''tüm bunlar daha önce olmuştu, yine olacak.''
devamını gör...

edie sedgwick

1943 doğumlu varlıklı bir ailenin kızı ve 60’lı yılların ikonu. andy warhol ile tanışıp factory'e kapağı attıktan kısa süre sonra vouge, life gibi sosyetik dergilerin kapağına konuk oldu. warhol ile çeşitli açılışlar, sosyetik davetlerde escort olarak boy gösterdi. çok zeki olmasına rağmen ikonalığının ön olana çıkarılması asıl karakterini basın önünde bastırması zorunluluğuna sebep oldu.

çocukluğunda hastalıklı babası tarafından defalarca tacize uğrayan edie, duygusal boşluklarını andy'nin ilgi ve güveni ile doldurmayı alışkanlık edindi. andy'nin ona olan özel ilgisi ''güven'' ayağının altındaki sebepti. bu süreçte amerikan tarzının oluşmasında ciddi payı olan, anoreksiya hastası edie uyuşturucu furyasından elbette ki uzak duramadı. geçmişinde yaşadığı tüm o karanlık, boğuk ve zulmedici anılar edie'nin edie olmasını sağlayan temel sebep olsa da kardeşinin de babası tarafından tecavüze uğradığı, kendisini öldürdüğü ve ardından kendisi de babası tarafından istismar edilince akıl hastanesine yatırıldığı günlerin etkisinden sıyrılamadı. tüm bunlara rağmen bütün güzelliği ile hayat enerjisine herkesi hayran bıraktıran edie, bu kez andy'nin aç gözlülüğü ve hastalık derecesine varan egoizmi altında ezilmeye başladı.

factory girl filmi ile okuduğum bazı kaynaklar arasında edie'nin bob dylan ile tanışma zamanı farklı tarihlere tekabül ediyor. ancak bildiğim üzere edie'nin kariyerindeki düşüş bob dylan'la tanışıp ona sırılsıklam aşık olmasıyla başlıyor. buradan itibaren; andy'nin vahşi egoları artık edie'yi etkisi altında tutamayacağı gerçeğini kabullenmekte zorlandıkça - edie'yi de kariyer anlamında bilinçli şekilde zora sokmaya başladı. bob dylan'ın edie'nin içinde bulunduğu kaosu ve andy'nin niyetini fark etmesi sonucu yaptığı baskılar ile uyuşturucundan kurtulması için gösterdiği bütün çaba edie üzerinde ters tepti ve hayatında ilk kez iki adam tarafından da fazlasıyla seviliyor olmanın verdiği ne yapacağını bilememezlikle bob dylan'ı kaybetti. bilindiği üzere bob dylan'ın edie için yazdığı sayısız şarkı mevcut. olayların devamında ağır ego hasarına uğrayan andy ile edie'nin arasındaki baba-kız, dost, arkadaş, sevgilimsi ilişki asla eski formuna kavuşamadı. kariyerindeki düşüşün andy'nin de itimiyle yerin dibine vurması, uyuşturucu bağımlısı olan edie'yi psikolojik bir çıkmaza soktu.

geçmişte yaşadığı cinsel istismarın izleri, parasal sıkıntılar, bob'u kaybetmiş olmak, o çok güvendiği andy'nin tepkisizliği ve isteksizliği, uyuşturucu ihtiyacını karşılayacak geliri bulamaması edie'nin çöküşünün resmidir. o noktadan sonra artık kariyeri tamamen son buldu ve 1971 yılına dek kliniğe gidip geldi. tedavi bir süre sonra olumlu yönde cevap vermeye başladı. hastanede tanıştığı bir adamla evlenen edie 3,5 yıl süren bu evliliği başarı ile yürüttü sanılıyor. ancak bir gece eşi ile katıldığı bir defilede konuklardan birinin onu bağımlılığı ile ilgili aşağılaması sonucu apar topar defileden ayrılıp evlerine geldiler. eşi edie'yi o gece sakinleştirmek için her şeyi yaptı. geceyi atlatacaklarına dair olumlu düşünceleri eşinin sabah uyandığında edie'yi yüksek dozdan ölü bulması ile sona erdi.

andy warhol'un katıldığı bir programda -edie'nin ölümü hakkında ne düşünüyorsunuz- sorusuna karşılık;
- eee bilemiyorum biz onunla hiçbir zaman yakın olmadık. ilgilenmiyorum o yüzden - cevabı al benzini dök başından aşağı yak bu herifi etkisi yaratmıştır bünyemde!

oysa ki bu döt oğlanının edie hakkında söylediği şu cümle ona neler ifade ettiğinin kanıtıdır :

''60'larda bir kişi, beni tanıdıklarım arasında gelmiş geçmiş herkesten daha fazla büyüledi. ve yaşadığım büyülenme muhtemelen bir tür aşka çok yakındı.''

factory girl bir devrim, bir yaradır.
devamını gör...

eşcinsel sözlük yazarları

burada var olmalarından dolayı mutluluk duyduğum yazarlar veritabanıdır.
hoş geldiniz.

kafa sözlük kitlesi bu konularda duyarlıdır.
yönetim de cinsiyetçi başlıklar konusunda iyi niyetli çalışmalar yürütmekte.
devamını gör...

boğaziçi'li akademisyenlerin yeni atanan rektöre sırt çevirmesi

son derece haklı bir tepkidir. tamamen yasal haklarını kullanan akademisyenlerin rektörü protesto etmesi durumudur.
devamını gör...

oksimoron

ingiliz dilindeki (bkz: oxymoron) sözcüğünden türkçeye geçmiş kavramdır. birbirinin tezatı olan iki kavramın bir arada, iki sözcüğün yan yana kullanılması ve bu şekilde oluşturulmuş sıfat tamlamaları, söz öbekleri ve ikilemelerdir. aynı zamanda edebi sanatlardan `tezat`ı kapsar.
devamını gör...

meditasyon

latince meditatio kelimesinden türetilmiş derin düşünme anlamına gelmektedir. genellikle yoga ve meditasyon olarak başlayan başlık gördüğümüz için birbiri ile bağlantılı oldugunu bilir ama açıklayamayız. aslında aralarındaki fark yoga mutluluk ve huzur meditasyon ise farkındalıklı, bilinçli olmayı hedefler. bunları uygulayanlar için yoga ve meditasyon eşyaları satan fiziksel ve online mağaza sektörü de mevcuttur. sanıldığı gibi sade ve basit olmadığı aşikar şekilde ortadadır.
devamını gör...

13 ocak 2021 fahrettin koca'nın aşı olması

nedense bana bariz tiyatro gibi geliyor. zaten aşıyı "bazı" bakanların aylar öncesinden vurulduğunu biliyoruz. tabi inanlar illa ki çıkacaktır onlara bir şey diyemem.
devamını gör...

sabit faturam 2 katı geliyor bizi mi parçalıyorlar sözlük

yalnız değilsin, turkcell kullanan her 4 kişiden 1’inin başına muhakkak geliyor bu olay, diğer hatlarda çok duymuyoruz da turkcell’de niçin böyle anlayabilmiş değilim. mobil ödemeyi kapattırmalısın.
devamını gör...

feyza nur saydam'ın şüpheli ölümü

bu olayın altında bir şey varsa unutulur gider. eğer gerçekten intihar ettiyse en kısa sürede anlaşılır zaten.
devamını gör...

1 ocak 2021 otoyol ve köprü fiyatlarının güncellenmesi

güncelleme olması bir nebze de olsa içimi rahatlattı.
devamını gör...

sözlükteki ünlü kişiler

(bkz: zeki kayahan coşkun)
devamını gör...
15.

sözlük içi konular

"insanları baskı altında tutuyorlar, anladığımız kadarıyla burası sansürcü ve bazı konulara fazlasıyla kapalı bir sözlük" gibi cümleler kullandıktan sonra "aa insanlar beni neden samimi bulmuyorlar" diye zırlayan bir yazar başlığı.

yahu şu cümleyi yazarken bile kendinle çelişiyorsun aslında.
burası sadece küfürsüz bir sözlük. hepsi bu kadar.
bir lezbiyen olarak ben de, lgtbi+ arkadaşlarım da yazıyoruz rahat rahat.
hatta sözlükte tam 4 tane doğrudan aktroll saydım, bunların 2 tanesi şeriat övücülüğü yapıyor burada.
bunlar bile bir şekilde barınıyor yahu.

seni okuyan kişilere kafa sözlüğün sansürcü ve baskıcı tavırlarını göster ki arkanda duralım, sana inanalım.

yoksa her yerinden manipülasyon akıyor yani bunu derler kusura bakma.
devamını gör...
16.

erkekleri itici yapan detaylar

her şeyin kendisi ile ilgili olduğunu zannetmesi.
değil abicim, seninle ilgisi yok.
devamını gör...
17.

push the sky away

yaptığım bazı araştırmalar sonucu edinmiş olduğum, umut taylan'ın albümün tümü ve tek tek parçaları hakkında yazdığı uzuuun yazıyı ''push the sky away sevenler''e armağan ederim:

umuttaylan.wordpress.com/20...

bence 7 sene önce hayat daha güzeldi sözlük.
devamını gör...
18.

yakışıklı olup sevgilisi olmayan erkek

mail adresini verirse vesikalığımı göndererek şansımı denemek istediğim erkektir.
devamını gör...
19.

midlake

beş kişilik nüfusu olan, teksaslı müzik grubu. sinestezik tipler ne demek istediğimi iyi anlayacaklardır; şarkılarında bir odun kokusu, şehirlerden çok çok uzaklaşılmış bir hikaye vardır. umut veren ve umut verdiği için de üzen şarkılar silsilesi.

bir ara istanbul'a sık sık gelip uzunlu kısalı programlar yapan grubu canlı dinlemek henüz mümkün olmadı ancak ölmeden önce yapılacaklar listesine eklemiş bulunuyorum.
devamını gör...
20.

backwoods

üretimi durdurulmuş olan vanilyalı versiyonu daha sıkı sarımlı olan cigarillo. filler kısmı ince kıyılmış ve nispeten daha kuru. tok bir tadı var. net ağırlığı aynı mı bilmiyorum ama içimi daha yavaş ve daha az dumanlı.
devamını gör...
devamı...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.