ışıkhüzmesindegezendoga yazar profili

ışıkhüzmesindegezendoga kapak fotoğrafı
ışıkhüzmesindegezendoga profil fotoğrafı
rozet
karma: 1499 tanım: 122 başlık: 54 takipçi: 12
kafa izninde
karma: 1499 tanım: 122 başlık: 54 takipçi: 12

son tanımları


narcissos

doğru yazılışı nergistir. kışın en güzel kokan çiçeği olmakla birlikte hikayesi şöyledir;

narcissos bir peri ile insanın kendini beğenmiş oğludur.

dağ perilerinden ekho ona aşık olur, fakat aşkını ifade etmesine imkan yoktur.
işte böylesine umutsuz bir aşka tutulur

ekho hiçbir zaman kendi konuşamamakta ; ancak, uzaktan, kendisi gözükmeden
söylenenlerin son kelime veya hecesini tekrarlayabilmektedi r.

narkissos arkadaşlarını ararken, “biri var mı burada” diye sorunca, ekho da “burada”diye cevap verir. bunun üzerine narkissos da “gel” diye yanıtlar. zavallı ekho, umut ve sevgi içinde “gel” diyerek ortaya çıkar; fakat kendini beğenmiş narcissos her halde ekho’yu beğenmemiş olacak ki, pek yüz vermez ve çekip gider…
ekho kırgın, üzgün, umutsuz bir halde dağlardaki mağaralara sığınır ve şöyle der:
“dilerim oda sevsin benim gibi ve sevdiğine kavuşamasın.”
acılar ekho ‘yu yer bitirir, sonunda taşa dönüşür. sadece sesi kalır.
ekho ‘nun dileğinin gerçekleşmesi narcissos için uzak görünmektedir. nergis çiçeğinin mitolojik hikayesi çünkü kendini beğenmişin başka birini gerçekten sevmesi olanaksızdır. ama adalet er geç yerini bulacaktır.

bir gün narcissos dağlarda dolaşırken ağaç ve yeşillikler içinde, kaybolmuş bir pınara rastlar; eğilip su içmek istediğinde suda gördüğü hayali beğenip ona aşık olur.

narcissos bu sefer gerçekten sevmiştir, ellerini bu kusursuz! güzelliğe doğru uzatır ama dokunamaz. tıpkı ekho gibi, sevmiştir ama sevdiğini elde edemez. zaten kıvılcım elden uzak olduğunda ateşe dönüşmüyor mu?

sevdiğini elde edememenin ağırlığı altında sararıp solar ve ölür. daha sonra periler narcissos ’un cesedinin yerinde bir çiçek bulurlar: nergis. o günden bu yana nergis kendini beğenmişliğin sembolüdür.
orman tanrıçaları; narcissos ‘un kendi yansımasını gördüğü su pınarını gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulurlar.

tanrıçalar pınara neden ağladıklarını sorarlar.

-narcissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.

-ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebildin yakından.

-narcissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.

-bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? diye karşılık vermiş iyice şaşıran tanrıçalar. hergün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu. göl bir süre sessiz kalmış. sonra şöyle konuşmuş:

-narcissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmedim ben. narcissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.


kelimenin ismi de buradaki karakterden gelmektedir.
edit : başlık sahibi arkadaş bana kopyala yapıştırdı demiş özelden hahaha. 1 sene önce hikayesini anlattım buyruk link vereyim.

buradan
devamını gör...

ahzab suresi 50. ayet

islamın evrensel olduğunun bir diğer göstergesidir. sonuna allah eklemeyi unutmayan arkadaşı tebrik ediyorum.`:swh`

ey peygamber! mehirlerini verdiğin eşlerini, allah’ın sana ganimet olarak verip de elinin sahip olduğu kadınları, seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını, kendini peygambere mehirsiz olarak bağışlar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadını -ki sonuncusu diğer müminlere değil, zatına mahsustur - sana helâl kıldık. müminlere eşleri ve sahip oldukları kadınları hakkında hangi kuralları geçerli kıldığımızı biliyoruz. sana mahsus olanı güçlük çekmeyesin diye meşrû kıldık. allah çok bağışlayıcı, pek esirgeyicidir.
devamını gör...

sevgi

sevgi ne yoğunlukla ne de karşılıkla ilgilidir. sevgi, istikrar demektir. kimseyi şu günde şu saatte sevdim diyemez kimse çünkü bu zamana yayılır ve zamanla, eylemler (action) ile sevgi oluşur. sevgi diş fırçalamak gibidir. günde 2 kez en az 2 dakika fırçalamanız gerekir dişlerinizi. bundan vazgeçerseniz eğer, dişleriniz çürür çünkü bıraktığınız gibi dişler çürümeye başlar. burada önemli olan çok kısa süre dahi olsa istikrarlı olmasıdır. ya da vücut geliştirmeyi düşünün, vücut çalıştığınız zaman aynanın karşısına geçerseniz ve onca zamandan sonra bir bakarsınız ki hiçbir değişim yok vücudunuzda. burada iki nokta vardır. ya istikrarlı şekilde devam edersiniz ya da vazgeçersiniz. eğer devam ederseniz ilerleyen zamanlarda değişimi görürsünüz vazgeçerseniz her şey biter. sevgi de böyledir işte, siz devam ettiğiniz sürece bir şeyleri değiştirir. sevgi yoğunluktur sözümden kastım da şu aslında, biriyle konuştuğunuzu düşünün, bir günde 12 saat konuşup diğer günler konuşmamak mı yeğdir yoksa her gün 2-3 saat kafi midir? bir insan sizi doğum gününü hatırladınız ya da ona bir hediye aldınız diye sevmez. her sabah günaydın demenizle, gününün nasıl geçtiğini sormanızla, ona olan ilginizi her gün monoton şekilde sormanızla sever. shakespeare’nin sone 108’de söylediği gibi “tıpkı dua edenler gibi her gün aynı şeyleri tekrar tekrar söylemeliyim.” seni seviyorum çok klişe bir sözdür ama etkilidir özellikle bunu eylemlerle destekleyince. sevgi şöyle bir şey olsa gerek. mükemmel bir günün ardından kötü bir gün geçiren sevgiliyi dinlemek, lafını bölüp benim de günüm mükemmeldi yaaa dememektir. sevgi, belirli bir eylem, gün, söz değildir. şunu yaparsan seni sever, bunu söylersen aşık olur değildir. bunların hepsinin birikimidir. sevgi küçücük şeylerin toplamıdır. boşuna mı demişler damlaya damlaya göl olur diye. eğer siz her gün bir sevgi damlacığı oluşturursanız, zamanla bir gölünüz olabilir. elbette kırılmalar, darılmalar olur ama bahçıvan bir gül için bin dikene su verir arkadaşlar.
devamını gör...

seni seviyorum demenin farklı şekilleri

elini öpmek
alnını öpmek
güzelim demek
kirpiklerini öpmek
devamını gör...

online ders

her insan eşittir ama bazı insanlar daha eşittir sözünü kanıtlayan eğitim sistemi. bütün ilk dersime katılan öğrenci sayısı 2. gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum. bazı dangalaklar bunun benimle ilgili olduğunu sanabilir ama öğrencilerin gözdesiyim fakat imkan yok arkadaşlar imkan. öğrencim sobanın yanında oturarak derse giriyor, onu görünce zaten modum düşüyor ister istemez. ama yine de gözlerinin içi parlıyor o çocukların. onların gözünde aydınlık bir gelecek görüyorum.
umarım en kısa zamanda bu badireyi atlatır ve tekrar kavuşuruz zira böyle dersler gerçekten verimsiz geçiyor arkadaşlar. video izleyerek sıkılıyoruz, biz oyun oynamanın tiryakisinolmuşuz çocuklarla.
devamını gör...

kedilerin yediği şeyler

kediler bir çok şey yiyebilir aslında ama buraya sağlıklı şekilde yiyebileceği şeyleri bırakmakta fayda var.

bal
ceviz
ayva
muz
yoğurt
peynir
pişmiş et ve tavuk
pilav
haşlanmış patates
füme, salam
devamını gör...

little big

ingilizce şarkı söyleyen troll rus grubu. adam bir harika ya hehehe.

bir adet müzikk

son şarkısı da 2020 pipimi yala sjsjsjsd
devamını gör...

türk sanat müziği

en başat ismi bekir sıtkı sezgin’dir. gerçek sanat güneşidir ancak daha sonra zeki müren gibi bir duayen çıkarak bu ünvanı gerçekten de hak etmiştir.
devamını gör...

good

türkçeye iyi diye çevirdiğimiz ingilizce kelime. god ( tanrı) kelimesinden gelir ve muhtemelen anlamı tanrısal ırkın insanı demektir.
devamını gör...
10.

supernatural

gülerek başladığım bir diziydi, hep gülerdik. göğsümde şeytan kapanı hala var. ağlayarak bitirdim bu diziyi. kedim kucağımda devam ölürken ağladım, hala da ağlıyorum. ağlıyorum işte, biten tüm güzel şeylere, bir kez daha.
devamını gör...
11.

tanrı egoist midir sorunsalı

tüm tanrılar egoisttir. sürekli kendilerini överler, kendilerine itaat etmeyenleri sürekli tehdit ederler. dünyada yaşamanıza izin vermezler. bir baba gibi sürekli tahakküm altında tutar ve bundan övünç duyarlar. eğer tanrıyla konuşabilseydim, derdim ki böyle bir hayat yaşamaktansa var olmak istemem. tabi her dinin tanrısının yapısı farklıdır ama genelde ataerkil dinlerin tanrıları baba figürüdür ki baba oğul kutsal ruh bunun en belirgin örneğidir. tabi tanrı falan yok o ayrı konu.
devamını gör...
12.

imam hatip lisesi

bu liselerin açılımının tek nedeni şudur. “ devlet okulları bir köle zihniyeti yaratmak zorundadır çünkü ancak bir köle zihniyeti sistemin parçalanmasını engelleyebilir. hitler’in kontrol yöntemi ile saygılı evet efendimciler üreten bir eğitim sistemi doğrudan bir bağlantı vardır.
devamını gör...
13.

sara

bob dylan’nın eşi sara için yazdığı, bir kadın için yazılmış en güzel şarkıdır.

türkçe çevirisi şu şekildedir. çeviri bana aittir.

bir kum tepesine uzanıp gökyüzüne baktım
çocuklar henüz bebekken ve sahilde oynarlarken
arkamda belirdin, geçip gittiğini gördüm.
her zaman yakındın ve hala öylesin.

sara, sara
fikrini ne değiştirdi?
sara, sara
(sana) bakması kolay, ( güzelliğinin) tarifi zor.

onları hala kumda kovalarıyla oynarken görebiliyorum.
kovalarını doldurmak için suya koşuyorlar.
tepeye geri dönmek için birbirlerini takip ederlerken
(deniz) kabukların ellerinden düştüğünü hala görebiliyorum.

sara, sara
tatlı temiz melek, hayatımın tatlı aşkı
sara,sara
ışıl ışıl mücevher, gizemli karım ( aslında wife'nin türkçe karşılığı eş ama çok muğlak kaldı ve dilimize uymadı)
gece ormanda ateşin yanı başında uzanırken
bir portekiz barında beyaz rom içiyorum
sen savanna-la-mar'da bir markettesin
onlar birdiribir oynuyor ve snow white hikayesini dinliyor.

sara, sara
o kadar açık ki asla unutamam
sara,sara
seni sevmek asla pişman olmayacağım tek şey.

hala methodist'in ( bir kilise) çanlarının sesini duyabiliyorum.
tedavi oldum ve yeni iyileştim
chelsea hotel'de günlerce kalıp
sad-eyed lady of the lowlands şarkısını senin için yazdım

sara, sara
nereye gidersek gidelim, asla ayrı değiliz
sara, ah sara
benim için çok değerlisin


seninle nasıl tanıştık hatırlamıyorum.
tropik bir kasırgada bana bir elçi gönderildi ( karısını peygamber gibi görüyor)
ay ışığı karın üstüne yansırken kışın ordaydın
ay ışığı lily pond gölüne yansırken yazın ordaydın

sara, ah sara
patiska elbiseli scorpio sphinx ( tam anlamadım ben de sanırım rolü buydu kadının bir filmde)
sara, sara
beni ve kıymetsizliğimi affetmelisin.

şimdi sahil bir kaç yosun ve sahilde yatan bir gemi parçası dışında boş
sana ne zaman ihtiyacım olsa hep yardım ettin
bana bir harita ve evinin anahtarını verdin

sara, sara
ok ve yaylı büyüleyici peri
sara, sara
beni asla terk etme, asla gitme.

edit : burada scorpio sara’nın akrep burcu olması, sphinx ise onun femininliğine bir atıfmış. bilgi için mr krtl adlı yazara teşekkür ederin.
devamını gör...
14.

biricik ve mülkiyeti

ilknot: bu kitabı okuduktan sonra bende ahlak, erdem ve kutsallık namına hiçbir şey kalmamıştır. zira zaten neo-darwinist düşüncede olan ben, bu kitapla düşüncemi iyice pekiştirmiş bulunmaktayım.

son 300 yılda çıkan neredeyse tüm büyük filozofları etkileyen insanın başyapıtıdır.

ancak dinsel düşünme tarzı akıllarımızı öyle ciddi zehirledi ki kendimizin, çıplaklığımızın ve doğallığımızın karşısında dehşete düşüyoruz. bu düşünce bizi öyle yozlaştırdı ki kendimizi doğallıktan yoksun salt şeytanlar olarak görüyoruz.

insanın kendisini şeytan olarak görmesiyle
burada tabi şeytan olarak görmesinin sebebi katoliklerin insanı kötü varlıklar olarak düşünmesidir. tam bu ilgili kısımdan freud ıd ve superego kavramını çıkarmış olmalı. burada dikkat ettiğim bir nokta hem stirner, hem freud hem de dawkins’in din için kullandığı terimlerin aynı olması “ delusion ( yanılgı)” . burada açıkça inançlıların zihinsel sorunları olduğuna vurgu yapıyor bu tabir ile çünkü yanılgı bir insanın rasyonellik ve gerçekle aksi kanıtlanmış olmasına rağmen sürdürülen inanç ya da tutumdur ve genellikle zihinsel bir problemin semptomudur.


(bkz: civilization and its discontents) kitabının da fikir babası bu kitap olmalıdır zira stirner’a göre devlet etkileyici ve değişkendir. devlet hem canavar hem de makinedir, hayvanlar aleminin aç gözlüsü, hem bir kartal hem de bir aslan ama aynı zamanda artık kendi güdülerini takip edemeyen bireysel zihinlerin çarklarını oynatan dev bir çark makinesidir. devlet her zaman kasıtlar., törpüler, özgürlükleri azaltır ve boyun eğdirir. stirner’a göre arasında devlet ve birey birer düşmandır ve buna tek bir alternatif vardır ya devlet ya da benliğim. birey ve devlet arasındaki çatışmanın kaynağı ise bireyin özgürlük arayışı ve kurallara boyun eğme mecburiyetidir. hatta stirner şöyle demiştir:
özgür iradem ve devlet; arasında hiçbir zaman sürekli barış olmayacak, ezeli düşmanlık içindeki iki güçtür. aynı zamanda bir söz söylemiştir ki bana yıllar önce söylediğim bir sözü hatırlatmıştır. kendisi şöyle demiştir : “ devlet kendime duyduğum saygısızlıktan dolayı var”, ben ise şöyle demiştim : “ kurallar yalnızca aptallar için vardır.”

kitap aslında evrenin dünya etrafında döndüğüne inanan egosentrik insanı tam olarak, olduğu gibi anlatmış. dostoyevsky yeraltından notlar kitabında ne kadar dürüst ise kendine karşı, stirner da aynı şekilde dürüst insanlara karşı.

öncelikle bana kitap her zaman nietzsche’yi hatırlattı ahlaki değerleri sorguladığı için fakat nietzsche bunu yüzeysel ve tumturaklı yaparken stirner bunu daha sistemli, daha anlaşılır vecizeler ile yapıyor. ahlakın aslında insan üzerinde bir yük olduğunu, dinden kaynaklandığını ve (bugünün ahlaklılarının çoğu temelini dinden alır) insanın özgür eylemlerine kem vurduğunu anlatıyor. tabi bu bakımdan freud’un medeniyet ve hoşnutsuzlukları kitabını andırıyor. aslında kitap tek kitap olmasına rağmen bir çok kitap zira çok fazla şeyden bahşediyor ve bunları keskin bir dille ifade ediyor bu yüzden de havada kalmıyorsunuz. ahlak ile ilgili kısım da şu soruyu soruyor stirner: “ ahlaklılar arasında yaşamak daha mi iyi?”. bu sorunun üzerine kendime şunu sordum:

sence ahlaklı olmak güzel bir şey mi? çünkü ne kadar ahlaklı isen o kadar iradesizsin demektir çünkü ahlak ve özgür irade birbirine zıttır zira ahlakı belirleyen özgür irade değil toplumdur.





bugün cennet veya cehennem olmasaydı tanrı veya din bir işe yarar muydu? insanın tanrıya inancı kesinlikle ama kesinlikle benlik duygusundan kaynaklanıyor çünkü insan kendisini sonsuz yaşama layık görüyor. bundan 2000 sene önce tanrı-krallar vardı, 600 sene önce zillullahlar, 300 sene önce evrenin dünya etrafında döndüğünü sananlar. bu duygular insanın narsist duygularından yeşilleniyor çünkü insan kendisini hep olduğundan daha değerli görüyor. aslında ibadet ederken dahi kutsal bir varlığa değil, kendimize ibadet ediyoruz çünkü bu sadece bizim için, sadece ve sadece bize faydası var. bu yüzden, biz bizden daha üstün bir varlığa değil, en üstün olan kendimize tapınıyoruz.

daha sonra devletin, özellikle de marxism sayesinde tanrı ile özdeşleştiğini ve yeni kutsal şey olduğunu, hayatımızda nasıl etkili olduğunu ve bireyselliğin yok oluşunu anlatıyor.
devamını gör...
15.

sevgiliyi kısıtlamak

sevgi özgürlüğün çocuğu olduğundan dolayı yanlıştır ve karşıdaki insanı bir birey olarak görmemekten kaynaklanır.
devamını gör...
16.

kafa sözlük yazarlarının şiirleri

bir tanıdığımın nenesi bir odada ölmüştü ve o odadaki tek şey gece lambasıydı. ondan sonra bu şiiri yazdım ona.


ey gece lambası söyle, hiç ateşin titremedi mi tanıklık ederken
insanı harikulade bir kokunun ardına saklanmış
o tiksinç horgörüsü ile sarmasına ölümün?

yoksa çıtkırıldım ateşin gorgon görmüş gibi taşlaştı mı?
neden yüzyıllardır insanlardan yardımını esirgeyen tanrı kadar suskunsun?
biliyorum, ateşin içimdeki o tanımlanamaz duygunun ateşinden titriyor
hayır, hayır! sen yaşarken ölüyorsun.

buna rağmen bir yıldız kadar kibirlisin ve dik başlı
yağmurun o şeffaf buruk damlaları kurtarırken yaşamını
şanın ışıyacak sanıyorsun uzak zamanlara dek
ateşin çölleri kasıp kavuran rüzgarlar gibi gözüpek

bir dala dahi değince incinen insandan daha ulusun sen
hasta olmaz, üzülmez, ağlamaz ve nefret beslemezsin
ateşini biri tutuşturduğu sürece var olursun
ve yaşamın bitkinliğiyle insan gibi esnemezsin

söyle bana gece lambası sönerken acı çeker misin sen de?
ışığın karanlıkla savaşırken can çekişir mi?
ya da üzülür müsün gündüz olunca?
bir başka lamba söndüğünde sen de erir misin insan gibi?
devamını gör...
17.

william shakespeare

ingilizcede 57k söz kökünün 37ksını kullanmıştır.
adına 1000’den fazla film yapılmıştır.
incilden sonra en çok alıntılanan yazardır.
ingilizceye en çok kelime kazandırmıştır (1600 civarı). bunu teyit edemedim ama bazıları john milton diyor en çok kelime kazandıran.

taş kalpli, kem gözlü gibi sözcükler hep shakespeare’in türettiği sözlerdir.

muazzam bir dimağdır. eğitim görmemesine rağmen ve italyaya hiç gitmemesine rağmen hakkında kitap yazmıştır. insanlarla çok sohbet edermiş. bana kalırsa marlowe’dir bu shakespeare ama mina urgan beni bu konuda cahillikle suçluyor. zaten ben kimim ki, gerçekçi olalım...
devamını gör...
18.

dünyanın en kısa korku hikayesi

kedine araba çarptı. bundan daha korkunç bir şey düşünemiyorum.
devamını gör...
19.

şeytan

hristiyanlıkta teslis inancının yanında bir de evil trinity şeklinde zuhur eden fenomen. bu inanca göre şeytan beelzebub ( sineklerin tanrısındaki tanrı’nın ismi ), lucifer ve astaroth’tur.
devamını gör...
20.

sokrates

işsiz, çirkin ve aylak bir adamdır. ailesi vardır ama nasıl oldu da onları geçindirdi bilmiyoruz. nerde yer içer o da bilinmez. gerçekten tam anlamıyla hiçbir şey bilmediğine inanır ve herkese sorar bana şunu öğret, bana bunu anlatır mısın? mahallenin delisi muamelesini görüyor. ama aydınlar falan hep çevresinde. sürekli bilginin peşinde koşmuş oldukça nazik ve nahif bir adamdır.
devamını gör...
devamı...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.