ben senin ablanım yazar profili

ben senin ablanım kapak fotoğrafı
ben senin ablanım profil fotoğrafı
rozet
karma: 725 tanım: 84 başlık: 11 takipçi: 7
karma: 725 tanım: 84 başlık: 11 takipçi: 7

son tanımları


aşk

bir ihtiyaç, ya da bir ihtiyacınıza/ ihtiyaçlarınıza doyum sağlayan his/ güdü. acımasız bir tanım oldu, evet, ama olanlar bunu gösteriyor.
devamını gör...

roka ve tere arasında ki fark

yapraklarının şekli ve boyutudur.
devamını gör...

yarın anne olacağını düşünmeden yaşayan kadın

kendisinden başka kimseyi ilgilendirmeyen kadındır. bazılarının cinsiyetçi söylemler o kadar kanına işlemiş ki eminim bunu yaparken ne yaptıklarının farkında bile değiller. sorsan kendi görüşünü bildirip tartışma konusu açıyor düşünce özgürlüğü bir sürü saçmalık sunar argüman olarak.

(bkz: yarın baba olacağını düşünmeden başlık açan erkek)
devamını gör...

aleyna çakır'ın tırnağından çıkan dna ve spermin ümitcan uygun'a ait olduğunun tespit edilmesi

üzerinden bu kadar zaman geçtikten sonra verilecek hangi ceza insanlardaki adalet duygusunu tatmin etmeye yetebilecek ki ? tek isteğim bu vahşi yaratığın ömrünün sonuna kadar gün yüzünü görememesi.
devamını gör...

4 aralık 2020 bakan soylu açıklaması

ben bu kadar inşaat sevdalısı adamlar bu yaşıma kadar görmüş değilim
devamını gör...

kitap yardımımızın ulaşması

bugün aldığım en güzel haber bu oldu. tebriklerr
devamını gör...

4 aralık 2020 rtük başkanı şahin‘dan ceza açıklaması

manevi değerler konjonktüre göre değişiyorsa demek ki...
devamını gör...

erkekleri itici yapan detaylar

çocuk gibi davranmaları, yirmi dört saat arayıp mesaj atmaları, zorla eve bırakmaya çalışmaları, çiçek almaları, giyilen kıyafete karışmaları, dağınık olmaları, fazla duygusal olup her şeye alınmaları,s arhoşken yaptıkları tuhaf aşk ilanları, her selam verilen erkekle kıskanmaları kavga çıkarmaları daha da gider.l ast seenden hiç bahsetmek bile istemiyorum.
devamını gör...

insan

isim olarak hayvandan ayrilir. evrim ağacında ise sadece bir hayvandir. bitkiler bitki, hayvanlarda hayvandir.

basit bir tümdengelim, insan yaşıyor ve hareket ediyordur. yaşam faaliyetlerini sürdürmek için buna ihtiyacı vardır.
aynı şekilde hayvanlarda bunları gerçekleştirir.
öyleyse insan hayvandir.

pek olmadı ama hayvanin yaptıklarını daha iyi yapabiliyor diye bu ismi kazanmasinda muhtemelen maymunun yapabildiklerini fark edip kibirlenmesi yatiyor. adini hatirlayamadigim birinin dediği gibi, insanlığın bütün tarihi hayvandan geldiğini unutma cabasi üzerinedir. olan biten de bu. hatta öyle ki insan olmak da yetmiyor, fazlasi lazim. şüphelerin silinmesi, bilineceklerin bilinmesi lazim. her şey tastamam olmali ki, böylece kökenimiz tamamiyle silinsin. bu çaba babasinin ölümüyle tahta geçen hirsli prensin hikayesine benzer. babasinin mirasina konmuştur ama bunu herkese unutturmak ister. babasi sayesinde oraya geldiğini bilmelerini istemez kimsenin ama gerçek açiktir. tüm belgeler yakılsa bile geriye yine belge kalir, o yüzden de prensin çabası boşunadır.

yine de insanda ilginç olan şey kendisine, "bu, budur" diyebilme cüretinde bulunmasidir. çağlar boyu filozoflar bunu yapti, bir sorun vardi muhakkak, "insan nedir?" gibi. diyalektik birçok kapi araladi, birileri "insan, budur" demeyi başarabildi ve bunu açıkladı. ama insan nedir gerçekten? vahşi bir hayvan mi, yoksa tanri olabilecek bir güç mü? benimde şu an denemeye çalıştığım gibi açıklamalar çok kisir. saniyorum ki, insanın tanimini yapmak oldukça yersiz. "kendini bil." apollon tapinağina işlenmiş bu cümle yeteri kadar açıklar zaten durumu. eğer kendini biliyorsan yapilan tanimlarin zerre önemi yoktur ama bu o tanimlara katilmayacağin veya onlar gibi düşünmeyeceğin anlamina gelmesin.

insan gökyüzüne bakip hayaller kuran, yeri geldiğinde yere bakip yaşama kusan varlik...

insan şu, insan bu. insan. insan. her şey isimde bitiyor gördüğünüz gibi. insandan insani alirsaniz insana dair bir şey kalmazmiş gibi.

işleri netleştirmek için şunu ekleyim, derrida isim hariç'te negatif teoloji üzerinden ilerler. negatif teoloji tanrinin olduğu kadar ne olmadığıdır. tanrinin var olan sifatlarinin dişinda kalanlardir, tanri şu değildir demek gibi. çoğunlukla angelus silesius'un şiirlerine başvurulur, silesius zamaninda güç bir şeye başvurmuş ve tanrinin ne olmadiğini göstermeye çabalamiştir. eğer insan varsa tanri da bu yüzden vardir demek gibi ya da ben senin demek gibidir bu birazda. ama bence buradaki asil nokta derrida'nin kitap hakkindaki isim seçimi. kitapta sadece negatif teoloji söz konusu değildir ne de olsa. eğer isim hariçse o zaman işaret edilen nedir? eğer bir şeyin ismi yoksa o nedir? wittgenstein'i hatirlayalim, "bir şeye isim vermek ona etiket iliştirmekten farksizdir." kitap raflarini düzenlerken siralama yapmak gibi bu. yine de kolay bulmak için değil, orada olduğunu bilmek için. eğer birşeyin ismi yoksa o zaten yoktur. gnostikler tanrinin bilinmeyen adindan söz eder, diğer isimler biliniyordur ancak bir tanesi daima gizli kalacaktir. bu belki de bizim tanri hakkindaki en büyük düşüncemiz, şüphemizin kaynaği. dediğim gibi bir şeyin ismi yoksa o yoktur. ama burada "sakli" dendiği için, bir gün bulunabilir anlamindadir belki de. belki de bir gün uydurulur demektir. belki de o isim hiç bulunmaz, böylece tanri da bulunmaz. işte böylelikle anliyoruz ki, insana insan dediysek onu hayvandan ayirmak içindi. böylece raftaki yeri belli oldu, raftaki yeri belli olduğu kadar var da oldu. yine de isimler açiklamalariyla beraber gelir. gerçekten anlamsiz bir isim yoktur, en saçma ismi koysaniz bile onun bir temsili vardir. diyelim ki biri evladina jsjdjjsndje ismini verdi, o çocuk var olduğu sürece o ismin temsilidir, bu yüzden anlamlidir. böylece açiklamasi yapilmiştir. yani filozoflarin başvurduğu da tam olarak bu. kendilerine insan denmiş denmesine amaaçiklama yapilmamiş, bunu yapmaya çalişiyorlar. böylece daha açik kilinabilir oluyor. insan düşünen hayvan, insan konuşan hayvan demek gibi. açiklamalar sürekli farkli ama üst başlik her zaman insan. yine de bu çaba bence, yani insan şudur demek, insanin o biricik isminin yüceliğini alçatma çabasidir. eğer zaten tanimsizsa, o zaman tanrinin bilinmeyen ismi gibidir yani insan tanridir. ama insan tanri değildir der ve eklerler; insan şudur. böylelikle dünyaya ait olur, olmasi gerektiği gibi.
devamını gör...
10.

insan

ülkemizde az rastlanan bir canlı türü.
devamını gör...
11.

arkadaşlık sitelerinde ciddi ilişki arayan kadınlar

boşandıktan sonra gayet güzel kullandığım sitedir. pek tabii ki yeni boşanmış biri olarak, ilk girdiğim zamanlarda "ciddi" denen ilişki türünü aramadım, kişisel tercihim. ancak aynı yönde kişisel tercihi "ciddi" olan kadın -ve erkeklere- de saygı duymak lazım. özellikle kadınların bu toplumda kadın-erkek ilişkisinde ciddiyetten başka alternatifleri yok gibi... var ama beyinleri ana babaları tarafından çocukluktan beri öyle yıkanıp şartlanıyor. kabuğunu kıran, illa evlilik diye tutturmayan ve "takılmalık/özgür" ilişki arayan kadın çok az. olanlar da bu toplumun çoğu tarafından yaftalanıyorlar. hatta arkadaşlık sitelerinde "hafif" ilişki arayan erkek çoğunluğu tarafından bile. kendileri erkek oldukları için hafif olmuyorlar ya (!) neyse...

kendi tecrübemi söyleyecek olursam, bilinçli davranırsanız istediğiniz tiplerde ilişkileri bulmak mümkün. "ciddi" olmayan ama kafama göre ilişkileri de buldum, ciddisini de buldum.

sosyalliğe gelince, artık hemen herkesin nette olduğu, feysbuk gibi sosyal ağların bile arkadaşlık sitesi gibi kullanıldığı şu devirde "hiç mi sosyal hayatınız yok" demek bana anlamsız geliyor. birincisi sosyal hayatı "fazla renkli" olmamak bir suç mu? değil. suç ise seve seve kabullenirim çünkü hayatımın hiçbir döneminde sosyal hayatım fazla geniş ve renkli olmadı. arkadaş toplantılarından toplantılarına sıkça koşmadım. partilemedim (!) birileriyle tanıştırmak isteyen arkadaş ya da akrabalarım hiç olmadı. hal böyle iken ve biraz da boyunuz haddinden uzun, aradığınız adamları da kendinizden uzun istediğinizde -bu sadece kriterlerden biri tabii- karşıt cinsten istediğiniz tipte insanlarla karşılaşmanız zorlaşıyor.

kısacası iyi ki varlar. birçok bilinçsiz, ne sitediğini tam kafasında oturtamamış insanlara hayal kırıklığı da oluyorlar ama azınlık ta olsa mutlu çiftler de yaratabiliyorlar. ama ciddi ama değil…
devamını gör...
12.

tırnak

kadınların bir numaralı aksesuarı desem yanlış olmaz sanırım . renk renk boyamayı pek sever , nice zamanlar harcayıp bakımı için dünyalar veririz . uzunu değil , kısa olanı makbuldür ; hem temizlik hem görüntü açısından aslında ..

bugün ise uzun, hatta çok daha uzununu bir erkekte gördüm. erkekleri itici yapan detaylar kısmına not almak gerek, uzun tırnak olayını.
devamını gör...
13.

aşk olmadan seks

en gereksiz seks türü. direkt hayvansı hislerin basitçe tatmini.
devamını gör...
14.

nikola tesla

a.ka. elektriklerin tanrısı. elinde imkanı olsaydı ve türlü politik baskılara maruz kalmasaydı belki şuan ki teknoloji daha o yıllarda elde edilebilirdi ve bugün geldiğimiz nokta onun verdiklerinden öteye geçememiştir. tesla yalnızca bir dahi değildi yalnızdı hiç evlenmedi gerçi otel de kalırken güvercinlere sevgilim diye hitap ettiği söylenir. hayatı hep parasızlık içerisinde geçmiştir artık buna sebep olarak edison'un şeref yoksunluğu mu dersiniz? tesla'nın olan parasını deneylere yatırmasımı dersiniz? yada tesla daha doğar doğmaz düz taban olarak mı doğdu dersiniz bilemem. yıl 2020 tesla daha ilkokul kitaplarında dahi geçmiyor bir çok şeyi ona borcluyken oysa.
bazı fikirlerini kötü insanların eline geçmesinden korktuğu için yok ettiği yada yazıya geçirmediği söylenir.

peki bu adama neden politik baskı yapılmış? görünür sebep her ne kadar edison'un yukarıdan tanıdıkları olduğuyla ilgili olsada bence asıl sebep tesla'nın icatlarını insanlık için yapmış olmasıdır zira tesla dünyaya bedava elektrik dağıtım fikrindeydi. bu da insanların üzerinden para kazanan, onları sömüren insanların işine gelmiyordu.
philadelphia deneyi ile alakalı ise kanıtlanmış bir şey yok ama sırf eğlence yada şehir efsanesi de değildir. kimine göre gerçekten başarmıştır tesla, kimine göre yapamamıştır. ne yazık ki bunu şimdilik bilemeyeceğiz.

edison ile olan çekişmelerini işleyen bir film olarak (bkz: the prestige)
devamını gör...
15.

acı

acı çekip çekmeyeceğine karar verememek şeklinde bir türü var bir de, sanırım en yorucu olan hali bu. eğer umursamıyorsa mutsuz olmamın ne anlamı var diye düşünmekle mutsuzluğunuzu yaşamak arasında gidip geliyorsunuz.
devamını gör...
16.

meme

erkeklerin kadinlar icin her ne kadar genc yaslarda "buyuk olsun, kocaman olsun" kafasinda olsa da yas ilerleyince "bunun ileride sarkmasi da var" diye dusunup kucuk ama diri olaninda karar kilabilecegi organ.
devamını gör...
17.

türkiye

erkeği kaba, kadını burnu havada olan, günden güne tiksindiğim memleket. toprağına, suyuna, doğasına ve hayvanına acırım. insanına acımam. öküz dolu öküz.
devamını gör...
18.

ismet inönü

lozan görüşmelerinde ülkemizi temsil etmiş kişidir.
devamını gör...
19.

evlilik müessesesi

aslolan paylaşmaktır. ama dert, ama keder; ama sevinç, ama hastalık; ama maddiyat, ama sevgi... entel fikirlerin soyutsuz bir şekilde havada uçuştuğu gibi aşkı öldürmez. hatta aşkı, evlilik için benmari usulünde eriyen çikolataya benzetmek de mümkün. sıcaklığı harlı değil ama hep var, hep akışkan ve yoğun ve hayatın bütününe yayılmış halde.
yine sanılanın aksine özgürlüğe de ket vurmaz. neden vursun ki? herkesin kendince bir yaşam tarzı var, söz konusu bir yaşamak adına birlikte bir hayat arkadaşlığı kurulmuşsa karşılıklı anlayış bunun en büyük istikrarı olacaktır zaten.
evlilik araç değil , amaç da değildir. sevginin sonucu bağlı yaşamak ama "bağımlı" olmama halidir. mutluluğu "zirve" olarak görmeyen zihniyetler için ortak paylaşımlar ışığında bölünüp çoğalmadır. sevgi hiçbir zaman aşağı çekmez. aşağı çeken sevgi, sizi yok oluşa sürükler, psikolojik şiddetin yegane sonucudur . onaran ve insanı çoğaltan bir şeyin adını "sevgi " koymak ahmaklıktır .
son olarak da evlilikte en önemli konuların başında cinsellik gelir diye bir şehir efsanesi vardır ki aslı iletişimdir. iletişimden uzak olan çift için başka hiç bir şeyin tam olabilmesi söz konusu olamaz.
devamını gör...
20.

22.00-06.00 arası alkol satış yasağı

içkiyle aram soğuk olmasına rağmen, kınadığım ve benzerlerini de kınayacağım yasaktır...

"kimi neyden uzak tutmaya çalışıyorsun arkadaş?" dedirtendir.

18 yaş altına yapılması gereken kısıtları, ısrarla yetişkin bireylere uygulamaya kalkıp, milleti çoluk çocuk yerine koymaktır.
devamını gör...
devamı...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.