fransız soylusu hugues de payen tatafından 1119 da 9 şövalyeden kurulmuş kudüsteki hacıları korumak için. kurulduktan 10 yıl sonra da katolik kilisesi tarafından resmi olarak tanınmış. bankacılık olaylarıyla falan hacılara kolaylık sağlamışlar.

haçlı savaşlarından sonra tarikata borcu olan fransız kralı kafirlik ve eşcinsel suçları iddiasıyla papa 5. bilmemneye baskı yapıp tarikatı 1312 de yok etmiş mal varlığına el koymuş. tarikat üyeleri yakılarak öldürülmüş. son olarak da 1314 te jacques de molay ve tarikat üyeleri kazığa bağlanarak yakılıp idam edilmiş.

birinci haçlı seferlerinden sonra birçok hacı kutsal yerlere giderken soyulup öldürüldüler. fransız soylusu ve arkadaşı godfred de bu tarikatı kuruyor. kurarken hacılara yardım amaçlı kurdukları için de kudüs kralından destek istiyolar onlar da zeytin dağında bi tapınak veriyor bunlara. finansal bir gelirleri yok tamamen bağışlara bel bağlamış halde bekliyolar.

bu durum çok uzun sürmüyo kurucu şövalyelerden birinin yeğeni bir konferansta papayla konuşup durumu anlatıyor. papa da yazdığı bir fermanla bu tarikatın vergi vermeden her yerde rahatça hareket etmesini sağlıyor. bu şekilde daha da büyüyen tarikat önemli başarılar elde ediyor. çek sistemi oluşturuyolar. mesela avrupada parayı yatıran bir hacıya şifreli bir mektup veriliyor o da kudüse gidince o kodlarla parasını ordan alabiliyor.

yaklaşık iki yy varlığını sürdümüşler.
devamını gör...
her ne kadar görünüşteki amaçları hacıların güvenliğini sağlamak olsa da, albert pike tarafından yazılan morals and dogma adlı kitapta amaçlarının süleyman tapınağı'nı yeniden inşa etmek olduğunu söylediği bir çeşit örgüt.

biraz uzun olacak bu yazı. gece gece deliyle mi öpüştün diyebilirsiniz ama ilgi çekici bir olaydır bence bu adamların yaptıkları. bu nedenle detaylı bir anlatımı hak ettiğini düşünüyorum.

***

tapınakçılar, haçlılar kudüs'ü ele geçirdikten 20 yıl kadar sonra bu bölgede çıkar tarih sahnesine. aslında isimleri "isa'nın ve süleyman tapınağı'nın yoksul şövalyeleri"dir. hugues de payens başta olmak üzere 9 şövalye ile başlar örgüt hayatına.

dönemin kudüs kralının huzuruna çıkarak, hacıların korunması işine talip olduklarını söylerler. izni koparmakla kalmazlar, kraldan epey de destek görürler. mescid-i aksa'nın da olduğu bölgeyi içine alacak şekilde, süleyman tapınağı kendilerine tahsis edilir. kralın da bu arada kendi çıkarları için bazı planları vardır ve bu desteği vermesinin nedeni odur. bölgedeki müslümanlar kralı tedirgin etmektedir ve tapınakçıların savaş tecrübesi onun için bir çeşit güvencedir. bu nedenle sayılarının artması için de onlara destek olur ve bir çeşit referans mektubu vererek onları aziz bernard adlı nüfuzlu bir din adamına yollar.

aziz bernard sıradan bir din adamı değildir. birçok yerle bağlantısı vardır ve birçok yerde sözü geçmektedir. kralın mektubunda, tapınakçıların papa tarafından tanınması ve onlara her türlü desteğin verilmesi gerektiği yazmaktadır. böylece tapınakçılar, papa tarafından da tanınır ve yerlerini biraz daha sağlamlaştırırlar. nizamnamelerini de aziz bernard kaleme alır ve tapınakçılar bunu benimseyerek bunun doğrultusunda yaşamaya başlar.

***

örgüt hızla büyümeye başlar. çeşitli ünlü isimler örgüte üye olmaya, çeşitli krallardan ve önemli kişilerden örgüte hediye adı altında para ve mal yağmaya başlar. tapınakçılar bireysel olarak yoksul hayatlar sürmeye yemin etmiştir ama örgüte ait mal mülk hızla artmaktadır. serdar adalı bu konu hakkındaki kitabında fransa'nın toplam yıllık gelirinin 250.000 frank olmasına karşılık, tapınakçıların sadece avrupa'daki yıllık gelirlerinin yaklaşık 30.000.000 frank olduğunu yazar. hatta kıbrıs'ı kral richard'dan satın almış ve daha sonra satmış ama satana kadar da ağır vergilerle epey gelir elde etmişlerdir.

kısa zaman içinde 9 şövalye ile başlayan yolculuk, on binlerce kişi ve sayısız mülk ile neredeyse bir şirkete dönüşür.
kendilerine yağan hediyelere ek olarak tapınakçılar da boş durmaz, mesela dönemin denizcilikte en iyi olan milletleriyle birlikte çalışıp o işi de öğrenerek koca bir filo kurarlar. bir yandan da hacıların yollarda soyguna uğramasını engellemek için bugünkü bankacılık sisteminin temelini atarlar. hatta çek olayını ilk kez onlar uygulamıştır bilindiği kadarıyla.

zamanla tapınakçıların gücü, kralların gücünü de aşar. devletler arasındaki anlaşmalarda hakem olmalar, kralları, iktidarlarını ellerinden almakla tehdit etmeler, magna carta gibi önemli belgelerin imzalanmasında parmaklarının olması, hasan sabbah'ın haşhaşileriyle iş birliği yapmalar... tapınakçılar doğrudan papa'ya bağlı olduklarından kimseye hesap vermemektedir. bu da onların küstahlığını günden güne artırır. kendi adlarına kilise kurup dini törenler yapmak, kendi mahkemelerini kurmak, vergi toplamak gibi çok sayıda imtiyaza sahip olmuşlardır. yayıldıkları coğrafyada, kendilerine borçlu olmayan kimse yoktur.

***

başta "isa'nın koruyucu yoksul askerleri" olarak papa'dan onay almış olsalar da, incil'e göre kesinlikle yasak olan tefecilikle uğraşmaya başlarlar. yine incil'e göre birini öldürmek kesinlikle yasaklanmış olsa da, tapınakçıların vurduğu yerde gül biter hesabı, onların birini öldürmesi, kötülüğün defedilmesi olarak görüldüğünden serbesttir. bir yandan da müslüman, hristiyan demeden insanları avrupa'ya götürüp köle olarak satmaktadırlar.

her ne kadar işin başında hristiyanlığın ve hacıların koruyucuları gibi bir sıfatla ortaya çıkmış olsalar da, aslında kabala ile ilgilenmekte, süleyman tapınağı'nın bulunduğu yerde kazılar yaparak bir çeşit gizemi aramakta ve bir yandan da ezekiel'in talimatları doğrultusunda tapınağı yeniden inşa etmek için uğraşmaktadırlar.

***

tüm bu süre boyunca tapınakçılar bazı insanların tepkilerini çeker ama aleyhlerinde olan her türlü hamleyi ustalıkla savuşturmayı başarırlar. tepkisini çektikleri kişilerden biri de fransa kralı ıv. philippe olur. ancak philippe diğerleri gibi değildir ve tapınakçıları sonun başlangıcına sürükleyecek kişidir.

philippe, basit önlemlerle tehlike bataklığını kurutamayacağının farkındadır. bu nedenle kökten ve etkili bir çözüm düşünür. aleyhlerinde birtakım suçlamalara ilişkin belgeler hazırlatır. bunlar özetle şöyledir:

- hz. isa'ya inanmak şöyle dursun, onun anısına saygısızlık yapmakta, haça tükürmekte ve şatolarının gizli bölmelerinde baphomet adlı bir puta, yani şeytana tapmaktadırlar.
- kilise'yi düşman olarak görmekte ancak bunu açıktan göstermemektedirler.
- zenginlik elde edebilmek için din ve yasa dışı işler yapmaktadırlar.
- eşcinselliği teşvik etmektedirler.

başlarda pek net bir tavır takınamayan ve aslında ne yapacağını bilemeyen papa, sonunda bu suçlamalar karşısında daha fazla tarafsız (ya da tapınakçılardan taraf) kalamaz. zira kendisi hakkında da sapkınları korumak için rüşvet aldığı gibi iddialar dolanmaya başlar ortalıkta.

sonunda haklarında tutuklama kararı çıkarılır. çoğu hiçbir direniş göstermeden yakalanır. philippe gözünü onların servetine dikmiştir ama o servet hiçbir yerde bulunamaz. bu da tapınakçıların durumu önceden haber aldığına ilişkin bir delil sayılabilir. fransa ile yetinmez philippe ve diğer ülkelerde de tutuklanmaları için her türlü nüfuzunu kullanır. sonunda istediğini de elde eder ama tapınakçılara en büyük eziyetler fransa'da yapılır.

***

büyük üstatları jacques de molay başta olmak üzere birçok tapınakçı diri diri yakılarak öldürülür. molay ölürken papa ve philippe'ye sövgülerle dolu meydan okumalarda bulunur. bir an önce diğer dünyaya onun arkasından giderek onunla hesaplaşmalarını dilemiştir molay. o yıl bitmeden papa da philippe de ölür. büyük ihtimalle ikisi de sağ kalan tapınakçılar tarafından, intikam amacıyla öldürülmüştür. fakat bunu akıl etmeyenler tarafından bu ölümler, molay'ın beddualarının/kehanetlerinin tuttuğu ve tapınakçıların mistik bir yanı olduğu şeklinde yorumlanır. bu yüzden örgüt gizemli, büyülü, mistik bir topluluk olarak da ün kazanır.


tüm bu işler 14. yüzyılda olup biter ve tapınakçılar 19. yüzyılın başına kadar yer altına gizlenir ve ortalıkta görünmezler.

bir komplo teorisi der ki; tapınakçılar, büyük üstatları molay öldürüldüğü için onun intikamını almak, bu uğurda da papalığın ve avrupa'daki bazı krallıkların yıkılması için ant içmiştir. fransız ihtilali'nin gerçekleşmesinin nedeni de budur.

***

buraya dek anlattıklarım, şu anda ismini hatırlamadığım bir yazarın, tapınakçıların ortadan kalkmasından çok daha sonra yazdığı bir kitapta geçen bilgiler. yani ilk elden tanıklığa dayanmıyorlar. bu nedenle güvenilirlikleri bazı kişilere göre tartışmalı. ancak görünen o ki eldeki en detaylı anlatımların başında da bu kitap geliyor.

lafı yeterince uzattım. tapınakçılar daha sonra yeniden yapılanmış ve tekrar büyük bir güce kavuşmuştur. artık bu kısmını da uzun uzadıya anlatmayacağım. ayrıca kendilerinin meşhur kutsal kasenin koruyucuları oldukları yönünde birtakım kayıtlar var.
devamını gör...
taponakcilarla ilgili birçok rivayet var. bunlarin hangisinin dogru hangisinin gercekdisi olduğunu bilmek imkansız.
bu konu ile ilgili okudugum bir kaynakta molay ' in olumunden sonra kurtulan tapinakcilarin deniz yolu ike ingiltere'ye kaçtıkları ve burada duvar ustasi anlamindaki masonlarla ve mason localariyla icli disli oldukları, bir süre sonra ise artık taoinakci olarak degil mason olarak anılmaya basladiklari anlatılıyordu. diger yandan ayni kaynakta bugünkü isviçre' nin kuruluşunun masonlar sayesinde gerceklestigi de söyleniyordu. yine ayni kaynakta dikkatimi ceken faklı bir unsur da tapinakcilarin kudus ' de inanilmaz birsey buldukları ( ne oldugu bilinmiyor) ve papayi bununla tehdit ettikleri, bu sayede guclerine kisa zamanda guc kattiklari anlatılıyordu.
cok uzun zaman once okuduğum bir kaynaktı. umarim bulabilirim.
devamını gör...
ekonomik kriz sebebiyle ve halka bir ugras olsun diye yakisikli philippe’nin (4. philippe) kurban ettigi bir olusum. cinlerle, seytanla isbirligi yapip, buyu yaptiklari iddiasi ile yargilanmaya, tutuklanmaya, infaz edilmeye baslandi, bunlari yaparken de tabi tum mal varliklarina el konulup, kraliyet kasasi dolduruldu.
devamını gör...
ıv. philippe tarafından fransa'daki varlıkları büyük ölçüde sonlandırıldıktan sonra yer altına inen ve daha sonra tekrar güçlenerek yeniden piyasaya çıkan, sözde hristiyanlığın koruyucusu olan örgüt.

bu yazı biraz "arkası yarın" kuşağı gibi oldu aslında. dün epey uzun yazdığımdan hepsini aynı tanım içerisinde daha da uzatmak istemedim. devamını bu tanımla anlatacağım.

***

fransa'da haklarında tutuklama kararı çıktıktan ve liderleri ile birlikte çok sayıda üyeleri öldürüldükten sonra tapınakçılar için farklı bir süreç başladı. avrupa'nın diğer ülkelerinde varlıklarına pek büyük bir darbe indirilmemişti. her ne kadar ıv. philippe bunun için çabalamışsa da, tüm ülkelerin fransa ile dostça ilişkilerinin olmaması, kiliseler arası çekişmeler, tapınakçılarla kurulmuş olan ticari ilişkiler gibi nedenler, birçok ülkenin bu örgütün yakasına yapışmasına engel olmuştu. hatta bazı ülkelerde yargılanmış ve suçsuz bulunmuşlardı.

tapınakçılar yine de bir süre yer altına inerek faaliyetlerini gizli şekilde sürdürdüler. bir yandan faaliyet gösterdikleri ülkelerde krallara ve yine papa'ya bağlı kalmaya özen gösterdiler, bir yandan da fikirlerini ve yaşam tarzlarını yaymak için yeni bir aracı buldular: masonluk, gül ve haç tarikatı gibi cemiyetler...

***

yukarıda bir yazar arkadaşın da dediği gibi, kendi devletlerini kurma arzusu sonunda, isviçre'yi tapınakçılar'ın kurduğu söylenir. ancak örgütün esas yönetim merkezi portekiz'di. bu ülkeyi de tapınakçıların kurduğu söylenebilir. hatta portekiz'in denizcilikte gelişme nedeni de, örgütün zamanında denizcilerle geçirdiği zaman ve onlardan öğrendiklerini uygulamalarıydı.

devlet kurmak, aşırı derecede zenginleşmek uğruna her türlü illegal işe bulaşmak, bankacılığın temellerini atmak gibi birçok marifetlerini bir araya getirip baktığınızda, aslında tapınakçıların, kapitalizmin temelini attığını söyleyebiliriz.

devlet kuracak kıvama gelmiş olsalar da, avrupa genelinde haklarındaki olumsuz tutum devam ediyordu. bu nedenle bir plan kurdular. buna göre portekiz'de örgüt sözde kapatılacak ama başka bir isimle yeniden açılıp sadece portekiz kralına bağlı olacaktı.

bu planın avantajları vardı tapınakçılar için; malları kilise'nin eline geçmemiş olacaktı (ki bu yüzden daha da zenginleştiler) ve papa ile bir bağlantıları kalmadığından dinle bağlantılı bir hayat sürme zorunluluğundan da kurtulacaklardı. zira örgüt sadece görünürde hristiyandı. oysa bağlı oldukları inancın onunla pek alakası yoktu. daha çok büyülerle, kabala ile, hristiyanlığın yasakladığı işlerle uğraşıyorlardı.

***

birkaç ülkede yeniden palazlanmaya başladıklarında, yeni papa tapınakçılarla tekrar anlaşarak bu durumun nimetlerinden yararlanmak istedi ve böylece portekiz'de "isa tarikatı" adıyla yeniden açılan versiyonunu onayladı örgütün. bunun sonucunda da tapınakçıların yeniden birçok ülkede serbestçe gezmesinin önü açılmış oldu.

reform hareketleri sonrasında kilise güç kaybedince, tapınakçılar yeni bir dayanak noktası aradılar. akıllarına, örgütlerinin dinle alakası olmayan bir benzerini kurmak geldi. böylece devreye mason loncaları girmiş oldu. o zamanlar meslek örgütleri olan loncalara sızan tapınakçılar, bu loncaların koruması altında yükselmeye devam ettiler. birçok lonca içerisinden masonları, yani duvarcı ustalarını seçmelerinin nedeni, hemen hemen benzer mistik inançlara ve sembolizme sahip olmalarıydı.

zamanla tapınakçılar, masonları da kendilerine benzetmişlerdi. loncalar meslek birlikleri olmaktan çıkıp, siyasi tuzaklar kurmak için kullanılan yerler haline gelmiş, loncadan locaya evrilmişlerdi. üstelik bu topluluklar iyice iç içe geçmiş, tapınakçıların büyük üstatları aynı zamanda masonların da büyük üstadı olmaya başlamıştı. örgüt merkezi olarak aynı mekânları kullanıyorlardı. masonluğa kabul törenlerini duymuşsunuzdur. bunlar bile hemen hemen aynı ritüelleri içeriyordu tapınakçılarla.

masonluğa baskın çıkan tapınakçılar, locaların yapısını bir bir değiştirmeye ve onları da gizli örgüt biçimine sokmaya başlamıştı. ünlü iskoç riti tapınakçılar tarafından kurulmuştu ve "masonik rit" adı altında, tapınakçıların sapkın ayinlerini yapmak ve bu tür inançlarını yaymak için kullanılmıştı. tapınakçılar bu arada din karşıtı olan tüm örgütleri de gaza getirip kilise ve hristiyanlığa karşı doldurmayı ihmal etmiyordu.

***

zamanla kilise güç kaybetmeye başladı. tapınakçılar, gelişen dünyaya ayak uydurarak, zenginlik elde etmek için simya, astroloji gibi bilim dışı işleri bırakıp, dönemin gelişmekte olan bilim ve teknolojisine yönelmişlerdi. artık temel bilimlerde kontrolü ele geçirmek için kendilerini eğitiyorlardı.

protestanlık, kilise'ye karşı çıkma araçlarından biri olarak biçilmiş kaftandı. tam da tapınakçıların elinden çıkma gibi görünüyordu. mason localarında toplanan, önemli mevki ve meslek sahibi kişiler, kendilerini iyice siyasi entrikalara vermişti. bu ortam, fransız devrimi'nin de tapınakçıların elinden çıkması için son derece uygundu.

***

gerisi yakın tarih olduğundan çok da fazla izaha ihtiyaç yok. mason locaları günümüzde hâlâ faaliyetlerini sürdürüyor. osmanlı'da bile birçok mason paşa ve devlet adamı olduğunu biliyoruz. aslında bu insanların çoğu, mason localarını bir statü göstergesi olması nedeniyle üye olmaya değer görüyordu. oysa perde arkasında dönenlerden, çoğunun haberi bile yoktu.

1935 yılında localar atatürk tarafından kapatıldıysa da (ki atatürk'ün ölümünün masonların elinden olduğu iddiaları bulunmaktadır. nasıl öldüğüne dair 1-2 kitap okursanız, ölümünün çok da doğal olmadığını görürsünüz) 13 sene boyunca gizlice faaliyetlerini sürdürdüler. 1964'te ise türkiye'deki mason cemiyetleri süleyman demirel'in mason olup olmaması ile ilgili anlaşmazlığa düşerek ikiye bölündü.

günümüzde mason cemiyetlerinin tam olarak nasıl bir yapı içerisinde bulunduğunu doğrusu ben de bilemiyorum. tabi ki kendi sitelerinde, kendileriyle ve misyonlarıyla ilgili birtakım açıklamalar var. fakat bir yandan bu kurumları ve üyelerini töhmet altında bırakmak istemiyorum. bir yandan da geçmişi böylesine karanlık iddialarla dolu cemiyetlerin, bu geçmişten tamamen arınıp "iyilik, güzellik, çiçek, böcek..." şeklinde amaçlarla faaliyetlerine devam ediyor olması ihtimali nedir, onun yorumunu size bırakıyorum.

bu bilgilerin çoğu ve daha fazlası serdar adalı'nın tapınak şövalyeleri adlı kitabında mevcut. okumak isteyen olursa, kutsal kase ile olan ilişkileri dahil oldukça fazla ayrıntıya yer veren bir kitap olduğunu söylemiş olayım, yazıyı bitirmeden.
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"tapınak şövalyeleri" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.