1.
insanlığın tepesine çöken en kara lanetlerden biridir. zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan abd menşeili sömürü bilimidir.
devamını gör...
2.
liberallerin dünyanın kurtuluşu olarak gördüğü hiç sevmesekte tamamen içinde yüzüğümüz ve kullanmamız gereken ideolojidir
devamını gör...
ingiltere'den sonra tüm dünyaya yayılmış olan ve ağlarını oldukça güçlü ören modern kölelik sistemi. her şey sisteme göre yürür, bireyler bir çarkın dişleri şeklinde hiçbir şeyin farkına varmadan,daha doğrusu düşünmeden dönmeye devam ederler. kapitalizmde sıradan insanların görevi bellidir ; doğarlar,okula başlayıp uzun ve boş bir eğitimden geçerler- bu sayede daha çocukken kontrol altına alınırlar-, eğitimleri bittikten sonra sisteme atılıp efendilerine para kazandırmak için çalışırlar,önlerine karınlarını doyuracak kadar para atılır. ayrıca kendileri sırasıyla araba,ev,eş ve çocuk sahibi olurlar, onlar için bunlar şarttır, yapılmalıdır. hayatlarının neredeyse tümünü her gün çalışıp hafta sonları da kazandıkları parayı tekrar efendilerine geri vererek geçirirler. en son emekli olduklarında rahat bir nefes alırlar ki bu son nefeslerine oldukça yakın bir nefestir. emekli olmalarının sebebi ödül falan değildir, artık yaşlanmış ve güçten düştükleri için sistemden atılmışlar, yerlerini çocukları almıştır. en sonunda ölmeleriyle biter bu süreç, hayatları öyle bir sistem içinde geçmiştir ki artık ölümü huzur olarak karşılarlar. süreç artık tamamlanmıştır, ve kendileri bu süreç boyunca " özgür iradeyle düşünebilmek" hariç birçok şey yapmışlardır. peki aralarında aykırı bir ses çıkıp bu adaletsiz sisteme dur demek isterse ne olur ? etrafındakiler bu aykırı sesi hemen susturup dalga geçer,sindirirler. çok akıllıca bir sistemdir. her şey öyle güzel planlanmıştır ki , insanlar bu sisteme uymaktan başka bir çareleri olmadığını düşünürler. halbuki bir birlik olsalar bu asalaklardan kurtulup hür şekilde bir yaşama bir adım daha yaklaşabileceklerdir. burada da medya devreye girip şu anki düzenin değerini bilmelerini, aslında her şeyin çok iyi olduğu,asıl felaketin kendileri olmasa yaşanacağını bireylere empoze ederler. zaten beyni köleleşmiş olan insanlar da haline şükrederek sığır gibi yaşamaya devam eder.
devamını gör...
yok etmek için var eden sistem
devamını gör...
her zaman birileri daha fazla isteyeceğinden, tüm dünyayı kendi hakkı olarak görüp, başkasının olabileceği aklına bile gelemeyecek insanlar sayesinde devam edecek sistem. global hali çökerse devlet kapitalizmine geçilir. sonra gene doğar. satacak kaynak bulamazsa kapitalizm direk kendini pazarlar.
devamını gör...
ev ve araba gibi "lüks" olabilecek ihtiyaçların sahibi modern köleleri ürettiği kadar, hatta çok daha fazla sayıda asgari ücret ve onun altında gelirle sürünen "sürüler" üretir. gelişmemiş ülkelerin kapitalizmi de böyledir.
devamını gör...
üretim araçlarının; özel sektör elinde bulunduğu, sermaye akışının özgür olduğu ve fiyatın, üretimin, bölüşümün dışardan etki edilmeden piyasa tarafından belirlendiği ekonomik sistem şeklinde tanımlanabilir.

orta çağ geleneği feodal yapıdan çıkıp yeni bir düzen kurdu kapitalizm. bu düzen, hem üretimi hem de bölüşüm biçiminin kontrolünü piyasanın teşvikine ve caydırıcılığına bıraktı.kamu otoritesi de bu düzenin zayıf ayağı olarak egemenlik hakkına dayanıp yasama yapar, yargılar ve silahlanır; ama üretim ve bölüşüm sistemi içinde yerini almaz, kurt ile kuzuyu baş başa bırakır adeta.

aslında her şeyin başlangıcı 18. yüzyıl filozofu adam smith'in "benzer dürtülere sahip bireylerden oluşan bir çevrede, bireysel çıkarların işleyişinin nasıl rekabetle sonuçlanacağı, daha sonrada bu rekabetin toplumun istediği mallara ve arzu edilen fiyatlara nasıl olumlu yansıyacağı" düşüncesidir. yani smith'e göre bencil güdülerdir aslında toplumsal uyumu sağlayan. çok ciddiye alındı bu düşünce, alınması normaldi ve iyiydi aslında, ama sadece kendi dönemi için. çünkü aslında adam smith 18. yüzyıl ingiltere'sinin fakirliğine çözüm arıyordu. bir yatırımcının kendi kasabası dışında yatırım yapamamasını eleştiriyordu, para yerine çoğu bölgede çivinin kullanıldığı ingiltere'nin o dönemine sıkışıp kalmış olan smith nitelik olarak değişimleri göz ardı edip sadece niceliksel değişimlerin olacağına ihtimal vermişti. birilerinin işine geldiği için daha sonraları çok uygulama alanı buldu ki bu düşünce sistemi şimdilerde tepe noktasını yaşıyor adeta, yani küreselleşmeyi.

dünya nüfusuna vurulduğunda üretim faktörlerinin çok küçük bir kesimin elinde kalması ve bu faktörlerin maddi bağlamda değil, değer ve yatırım bağlamında çok hızlı hareket kabiliyeti kazanmış olmasıdır kapitalizmi hastalıklı yapan. gelir dağılımdaki adaletsizlikler, sermaye sahiplerinin devlet denen organizmayı felç edebilecek derecede etkileyebilmesi, bireyin üretim gücünün düşmesi ve daha nice sorunlar kapitalizmin günahıdır. günahının bedelini ise çoğu zaman kendini ısırarak ödemekte, ödetmekte. işte bu kadar az sayıda elin sahip olduğu sermaye ve aldığı kararlar sonucu krizlerden ve ekonomik problemlerden çıkılamıyor.

bazen düşünüyorum da; ne olurdu acaba ekonomi bilimi hep statik kalsaydı, insanoğlu onu dürtmeyip bıraksaydı bir kenarda, ne olurdu acaba?
devamını gör...
18. yüzyılda adam smith ile başladığı düşünülsede aslında adam smith sadece olan dürtülere isim vermiştir. smith'ten ta 1600 yıl önce ilk tohumları roma imparatorluğunda; malların serbestçe el değiştirebilmesi, faiz, döviz kullanımı ve bankerler ile atılmıştır.

kapitalizmin babası kabul edilen smith aslında çok iyi bir filozoftur, yaptığı kesinlikle kapitalizmi bulmak değil, sisteme bu ismi vermek ve ardındaki dürtüleri öne çıkarmaktır.

sermaye nasıl bugün new york, amsterdam, istanbul'da ise, o zaman da roma'da idi. roma halkı son derece tüketime ve gösterişe açık bir halktı.
devamını gör...
fransa'da "hissettiğiniz depresyon değil, kapitalizmdir" şeklinde bir duvar yazısında geçmiştir.
devamını gör...
10.
üstteki entry ile hatırlanan anı: ''no era depresion era capitalismo'' şili sokaklarında yazan versiyonu da buydu.

ayrıca, kapitalizmin en büyük silahı, insanlara kendisi hakkında derin, tafsilatlı ve uzun uzun düşünecek zamanı bırakmamasıdır; üzerinde doğru düzgün düşünemediğiniz, hakkında tahliller yapamadığınız bir şeyle mücadele edemezsiniz. eskiler, "duraksayış olmadan kavrayış olmaz" derler; şimdilerde kimsenin durmaya niyeti yok. hayat uçsuz bucaksız ve göz açıp kapayıncaya kadar çabuk geçen bir serâb, bir yarış halinde herkes. kapitalizm bize kendimize dair her şeyi; sevgiyi, saygıyı, doğumu, nefreti ve hatta en çok da ölümü unutturdu. tüm başarısını da oluşturduğu bu hayalî kozmosa borçlu.
devamını gör...
11.
bir yönününde insanları mutlu ettiğini düşündüğüm sistem. o reklamlarda, dizilerde zengin kesimin giydiği marka bir şeyi giydiğimizde ya da binlerce tllik bir teknolojik alet aldığımızda içten içe yaşadığımız o mutluluğu ve tatmin olma hissini düşünün.
devamını gör...
12.
kapitalizm bizim ekonomik gelişimimizdeki son aşamadır.kapitalizm bize dikte edilmedi, biz kendimiz seçtik değerli dostlar.kapitalizm insanoğlunun ihtiras ve zayıflıklarına dayanıyor.insan değişmeden şikayet ettiğiniz sömürü hiç bir zaman değişmeyecektir.kapitalizmin insanları öncekilere göre daha fazla sömürdüğünü kesinlikle savunmuyor, tam aksini düşünüyorum.belki burada bir kaç satırla olmuyor fakat seçim esasen hep kitlelerde.Al aşağı edenler de yüceltenler de biz topluluklarız.
devamını gör...
13.
bana kalırsa kapitalizmin en büyük kötülüğü bireylerin sakatlanmasıdır. tüm eğitim sistemimiz bu beladan muzdariptir. gelecekteki kariyerine hazırlanmak için açgözlü bir biçimde başarıya tapmak üzere eğitilmiş öğrenciye abartılı bir rekabetçi yaklaşım aşılanır. ben bu korkunç beladan kurtulmanın tek yolu olduğuna eminim. bu yol, toplumsal hedefler doğrultusunda yönlendirilmiş bir eğitim sisteminin eşlik ettiği sosyalist ekonominin inşasıdır. böyle bir ekonomide toplumun kendisi üretim araçlarının sahibidir ve üretim araçları planlı bir tarzda kullanılır. üretimi toplumun gereksinimlerine uyduran planlı bir ekonomi işi çalışabilir durumda olanlara dağıtır ve erkek, kadın, çocuk herkesin geçimini garanti eder. bireyin eğitimi, doğuştan sahip olduğu yeteneklerin geliştirilmesinin yanında, günümüz toplumundaki güç ve başarının yüceltilmesi yerine, bireyin içinde çevresindekilere karşı sorumluluk hissi geliştirmeyi hedefler.''
albert einstein
devamını gör...
14.
feodalizmin evrim geçirmiş halidir. çok kötü bir sistemdir. ama insan doğasına pek de aykırı değildir. doğada nasıl güçlü olan canlılar yaşamaya devam ediyorsa, insanlar arasında güçlü olan diğerlerini eziyor. sevgili seçiminde bile istediğimiz güçlü yönlere uygun olan erkeği/kadını seçiyoruz. sonuçta güçlü olan insan ezer, güçsüz olan insan güçlüye sığınır.
devamını gör...
15.
sürekli lanet ettiğimiz ancak nimetlerinden faydalanmaktan da kendimizi alamadığımız lanet olası hededir.
devamını gör...
16.
insan doğasının genelini yansıtan sistemdir.çokça nefret edilir ama yıkılamaz.
devamını gör...
17.
hakkında herkes atıp tutar ancak herkes ekmeğini fırından alır.
devamını gör...
18.
''günümüz, milliyetçilik tartışmalarında itiraf edilmeden arka planda duran, tartışmaları üstten belirleyen, yine ve yine kapitalizmdir. doğu bloku'nun çöküşüyle var olma hakkını kesinleştirdiğini, beraat ettiğini düşünen, saman altından su yürüten, koşan atın bile nallarını çalan kapitalizm. uzun bir süreden beri "ulus-devlet" formunda faaliyetini sürdüren kapitalizm (yüzyıl başlarında dünya pazarlarının paylaşılması, özellikle de petrol kuyularının başına sınırları cetvelle çizilmiş "ulus-devletleri" getiren), işleyişini dünyayı ulus devletlere bölerek gerçekleştirmektedir.

devlet toplum ilişkileri, her türlü yapısal, iktisadi ilişkiler düzeyi saklı tutulursa, çok özel, kendine özgü ve indirgenemez bir tutku ilişkisini de içerir: inanç, iman, vatanseverlik vb. diğer kutuptaysa çıkarlara ilişkin göstergeler, ussal belirlenimler, devlet ciddiyeti ve devlete sahip olmanın ciddiyeti ve en önemlisi mülkiyet formları yer alır. kitlesel hareketler tarzında aktüel varoluşunu sürdüren milliyetçilik türünün birinci gruba dahil edilmesi gerektiği açıktır.

milliyetçilik formu altında varoluş şansına erişen, ifade bulan tutkular, tutku olarak kendi içlerinde ne iyi ne kötüdürler. totalitarizm ihtiyacıyla harekete geçenlerin yanında, tutku olarak aynı öze sahip, ama göreli olarak belli totaliterlik formlarını karşısına alan özgürleşmeci tutkular da söz konusudur. tutkular ve ussallık modernliğin birbirine karşıt hale getirdiği bu iki temel güç, milliyetçilik perspektifi içinde bir barışma mekanı oluşturabilirler. bu geçici olsa bile, özellikle kulturnation (kültürel ulus) ile staatnation'u (devlet-ulus) birleştirme hülyasıyla hareket eden alman düşünürlerinin 19. yüzyılda temellerini attıkları bir ulusçuluk geleneği içinde, oldukça derin bir ifade bulabilirler. bu iki alan sanıldığı gibi birbirlerine zorunlu bir bağımlılık içinde değildirler. hiç değilse antikite tarihi bunu gösteriyor. bir araya gelişleri, birbirleriyle iç içe geçişleri modernliğin müdahalesini şart koşar.''
(bkz: ulus baker)
devamını gör...
19.
insanlığın tartışılmaz realitesi. günümüzde uygulanabilirlik konusunda eline su dökebilecek hiçbir sistem yoktur. onunla rekabete girmeye çalışan sistemler çökmüştür. çünkü varlığını, insanın temel niteliklerinden sahiplenme içgüdüsü, özgürlük isteği, açgözlülük alır. iyi veya kötü değil, insanın ta kendisidir.
devamını gör...
20.
seni kendisine aşık edecek kadar kusursuz bir dış güzelliğe sahip bir kadındır kapitalizm. kendisine çeker seni önce, ona olan aşkından dolayı da engel olamazsın kendine. güzelliğinin yanı sıra kulağına hep sana hoş gelen şeyler fısıldar durur. ama onu tanıdıkça onun ne kadar kötü bir kadın olduğunu anlarsın zamanla sana hep der ki: sanane başkasından, niye başkalarını düşünüyorsun ve onlara yardım ediyorsun? neden daha azıyla yetiniyorsun, sen hep daha fazlasını hak ediyorsun, iyi senin için yeterli değil daima en iyisi olmalı. ahlak, dürüstlük nedir ya bunlar eski çağ saçmalıkları kazanmak uğrunda her yol mübahtır neden daha lüks bir hayatı yaşamak varken daha kötü bir hayata senin bu saçma değerlerin uğruna razı olasın ki? gez, eğlen, hayatın tadını çıkar paranı kendin için harcamaktan hiç çekinme ama hiç düşünme, sorgulama kendini hiç mutlu filozof gördün mü? insanları kendi çıkarların için kullanmaktan çekinme asla. en güzel dost çıkarlarındır bunu unutma...
bunları ve daha bir sürü şeyi fısıldar sana bu güzelliği sadece görüntüsünde olan kadın. seni önce kendisine aşık eder sonra etkisi altına alır bir süre sonra öyle bir noktaya getirir ki artık onun yörüngesinde ilerlemeye devam edersin büyük ihtimalle. onun dişlilerinin bir çarkı olursun. ama içinde bir zerre de olsa bir şeyler kaldıysa (buna inanç veya fikrinize göre ister iman deyin, ister vicdan deyin, ister akıl isterseniz de bir başka şey farketmez.) ve bu içindekileri ateşleyecek bir kıvılcım da oluştuysa ondan soğumaya yavaş yavaş onu sorgulamaya başlarsın. ilk başta zor gelir, onsuz yapamayacağını düşünürsün zira o sende bir saplantı bir bağımlılık halini almıştır onsuz bir dünya olmayacağını düşünürsün zifiri karanlığa saplanırsın adeta ama sonra bir ispanyol atasözünde de dendiği üzere: en karanlık an şafak vaktinden hemen öncesidir. yani bu gömüldüğün karanlığın ardında seni şafak beklemektedir. güneş'in ilk ışınları geldikçe onsuz da yapabilirim ben aslında demeye başlarsın. hava aydınlandıkça umudun ve inancın daha da artar ve güneş artık doğmuştur ufukta içindeki tüm karanlıklar aydınlığa kavuşmuştur. artık o kadından kurtulmuşsundur. ondan kurtulduktan sonra anlarsın ki o kadın seni aslında hiç mutlu etmemiş tam aksine sana mutluluğu vaad edip seni mutsuzluğa hapsetmiş ve ufkuna öyle bir kasvet çökertmiş ki sen artık aydınlığı dahi unutmuşsun. ondan kurtuldun artık sen özgürsün zincirlerin de yok artık ve mutlusun artık.
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"kapitalizm" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.