kuzgun, kara kedi, gammaz yürek, morgue sokağı cinayeti gibi kitapların, şiirlerin sahibi amerikalı yazar.

en sevdiğim yazarlardandır. hatırlıyorum da gammaz yürek'i okurken kalbim sonlara doğru güm güm atıyordu. ve o an karakterin de kalbi güm güm atıyordu! bildiğiniz karakter olmuştum. kısacık öykü! muazzam bir yazar.

kuzgun şiirini söylememe gerek yoktur. ama burada paylaşayım.

dostoyevski bey de poe'dan etkilenmiş. vay anasını demiştim bunu öğrenince.
devamını gör...
kuzgun

ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin
o acayip kitapları, gün geçtikçe unutulan,
neredeyse uyuklarken, bir tıkırtı geldi birden,
çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan;
"bir ziyaretçidir" dedim, "oda kapısını çalan,
başka kim gelir bu zaman?"

ah, hatırlıyorum şimdi, bir aralık gecesiydi,
örüyordu döşemeye hayalini kül ve duman,
ışısın istedim şafak çaresini arayarak
bana kalan o acının kaybolup gitmiş lenore'dan,
meleklerin çağırdığı eşsiz, sevgili lenore'dan,
adı artık anılmayan.

ipekli, kararsız, hazin hışırtısı mor perdenin
korkulara saldı beni, daha önce duyulmayan;
yatışsın diye yüreğim ayağa kalkarak dedim:
"bir ziyaretçidir mutlak usulca kapıyı çalan,
gecikmiş bir ziyaretçi usulca kapıyı çalan;
başka kim olur bu zaman?"

kan geldi yüzüme birden daha fazla çekinmeden
"özür diliyorum" dedim, "kimseniz, bay ya da bayan
dalmış, rüyadaydım sanki, öyle yavaş vurdunuz ki,
öyle yavaş çaldınız ki kalıverdim anlamadan."
yalnız karanlığı gördüm uzanıp da anlamadan
kapıyı açtığım zaman.

gözlerimi karanlığa dikip başladım bakmaya,
şaşkınlık ve korku yüklü rüyalar geçti aklımdan;
sessizlik durgundu ama, kıpırtı yoktu havada,
fısıltıyla bir kelime, "lenore" geldi uzaklardan,
sonra yankıdı fısıltım, geri döndü uzaklardan;
yalnız bu sözdü duyulan.

duydum vuruşu yeniden, daha hızlı eskisinden,
içimde yanan ruhumla odama döndüğüm zaman.
irkilip dedim: "muhakkak pancurda bir şey olacak;
gidip bakmalı bir kere, nedir hızlı hızlı vuran;
yatışsın da şu yüreğim anlayayım nedir vuran;
başkası değil rüzgârdan..."

çırpınarak girdi birden o eski kutsal günlerden
bugüne kalmış bir kuzgun pancuru açtığım zaman.
bana aldırmadı bile, pek ince bir hareketle
süzüldü kapıya doğru hızla uçarak yanımdan,
kondu pallas'ın büstüne hızla geçerek yanımdan,
kaldı orda oynamadan.

gururlu, sert havasına kara kuşun alışınca
hiçbir belirti kalmadı o hazin şaşkınlığımdan;
"gerçi yolunmuş sorgucun" dedim, "ama korkmuyorsun
gelmekten, kocamış kuzgun, gecelerin kıyısından;
söyle, nasıl çağırırlar seni ölüm kıyısından?"
dedi kuzgun: "hiçbir zaman."

sözümü anlamasına bu kuşun şaşırdım ama
hiçbir şey çıkaramadım bana verdiği cevaptan,
ilgisiz bir cevap sanki; şunu kabul etmeli ki
kapısında böyle bir kuş kolay kolay görmez insan,
böyle heykelin üstünde kolay kolay görmez insan;
adı "hiçbir zaman" olan.

durgun büstte otururken içini dökmüştü birden
o kelimeleri değil, abanoz kanatlı hayvan.
sözü bu kadarla kaldı, yerinden kıpırdamadı,
sustu, sonra ben konuştum: "dostlarım kaçtı yanımdan
umutlarım gibi yarın sen de kaçarsın yanımdan."
dedi kuzgun: "hiçbir zaman."

birdenbire irkilip de o bozulan sessizlikte
"anlaşılıyor ki" dedim, "bu sözler aklında kalan;
insaf bilmez felâketin kovaladığı sahibin
sana bunları bırakmış, tekrarlıyorsun durmadan.
umutlarına yakılmış bir ağıt gibi durmadan:
hiç -ama hiç- hiçbir zaman."

çekip gitti beni o gün yaslı kılan garip hüzün;
bir koltuk çektim kapıya, karşımdaydı artık hayvan,
sonra gömüldüm mindere, sonra daldım hayallere,
sonra kuzgun'u düşündüm, geçmiş yüzyıllardan kalan
ne demek istediğini böyle kulağımda kalan.
çatlak çatlak: "hiçbir zaman."

oturup düşündüm öyle, söylemeden, tek söz bile
ateşli gözleri şimdi göğsümün içini yakan
durup o kuzgun'a baktım, mindere gömüldü başım,
kadife kaplı mindere, üzerine ışık vuran,
elleri lenore'un artık mor mindere, ışık vuran,
değmeyecek hiçbir zaman!

sanki ağırlaştı hava, çınlayan adımlarıyla
melek geçti, ellerinde görünmeyen bir buhurdan.
"aptal," dedim, "dön hayata; tanrın sana acımış da
meleklerini yollamış kurtul diye o anıdan;
iç bu iksiri de unut, kurtul artık o anıdan."
dedi kuzgun: "hiçbir zaman."

"geldin bir kere nasılsa, cehennemlerden mi yoksa?
ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!
bu çorak ülkede teksin, yine de çıkıyor sesin,
korkuların hortladığı evimde, n'olur anlatsan
acılarımın ilâcı oralarda mı, anlatsan..."
dedi kuzgun: "hiçbir zaman."

"şu yukarda dönen gökle tanrı'yı seversen söyle;
ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!
azalt biraz kederimi, söyle ruhum cennette mi
buluşacak o lenore'la, adı meleklerce konan,
o sevgili, eşsiz kızla, adı meleklerce konan?"
dedi kuzgun: "hiçbir zaman."

kalkıp haykırdım: "getirsin ayrılışı bu sözlerin!
rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!
hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!
dağıtma yalnızlığımı! bırak beni, git kapımdan!
yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan!"
dedi kuzgun: "hiçbir zaman."

oda kapımın üstünde, pallas'ın solgun büstünde
oturmakta, oturmakta kuzgun hiç kıpırdamadan;
hayal kuran bir iblisin gözleriyle derin derin
bakarken yansıyor koyu gölgesi o tahtalardan,
o gölgede yüzen ruhum kurtulup da tahtalardan
kalkmayacak - hiçbir zaman!

edgar allan poe

çeviri : ülkü tamer
devamını gör...
kasvetli ve ürkütücü bulunan bir abimizdir. kimi şiirleri çok fenadır. kanaatimce çevirisi değil, orjinali okunmalıdır.
kendisi bir miktar dehadır.
devamını gör...
a dream within a dream sendromunun ardından tanıştığım yazar.
devamını gör...
bu dünyadan başka dünyalar da var şüphesiz - çoğunluğun düşüncelerinden başka düşünceler - sofistin spekülasyonlarından başka spekülasyonlar. senin davranışlarını kim sorgulayacak peki ? kim vizyonlar içinde geçen saatlerinden dolayı suçlayacak seni ya da aslında senin sonsuz enerjinin taşkınları olan o uğraşları kim yaşamın harcanması olarak kötüleyecek ?''

... diyen yazar aynı zamanda feylesoftur. morgue sokağı cinayetleri mutlaka okunmalıdır ancak ya orjinali tercih edilmeli ya da adam yayınlarının mehmet fuat çevrimi olan yayını aranıp bulumalı.
devamını gör...
çevirileri sıkıcıdır, yada bana öyle gelendir
devamını gör...
the raven şiirindeki kafiyeleri, aliterasyonları ve asonansları öyle mükemmeldir ki sesli okunduğunda kendinizi gerçekten o kasvetli ortamda buluverirsiniz. ayrıca yukarıda bahsedildiği gibi morgue sokağı cinayetleri de mükemmel kısa öyküler barındırır.

en çok şu sözünü severim: "the scariest monsters are the ones that lurk within our souls.".
devamını gör...
gothic edebiyatın öncüsü olan amerikalı yazardır.
devamını gör...
raven'i izleme kararı almışken bu entry gülümsetti vallahi enteresan bohem bir şahsiyet diye düşünüyorum muhtemelen filmi izledikten sonra hayatını öğrenmeye gömüleceğim.

tanım : şair kişisi.
devamını gör...
10.
insanların bütün korku, endişe ve tedirginliklerini açığa çıkartan deha. hayattayken hikayeleri her ne kadar değer görmese de zar zor bastırdığı kitaplar bugüne dek hala basılıyor olması onun ne güçlü bir kalem olduğunu gösteriyor. ayrıca dostoyevski kendisine hayrandır.
devamını gör...
11.
bana öyle geliyor ki bu gizem, kolaylıkla çözülebilecek bir durum olarak görülmesine karşın yol açacak nedenden ötürü çözümsüz bir şey olarak düşünülmektedir.-bu gizemin acayip özelliğini kast ediyorum.... şu sıralar meşgul olduğumuz türdeki soruşturmalarda, "ne oldu" diye sormaktan çok "daha önce asla olmamış ne oldu" diye sorulmalıdır.

morgue sokağı cinayeti
devamını gör...
12.
yazdıklarıyla pek çok yazarı etkilemiş, pek çok yazarı da kendine düşman etmiş birisidir. yazar olduğu kadar şairdir, kuzgun şiiri pek bilinir ama kendisinin yazdığı favori şiiri uyuyan güzeldir.
devamını gör...
13.
şairliği, yazarlığı, alkolikliği, asosyalliği, ölüm nedeni, muazzam hayal gücü, akıl oyunları ve merak unsurunu tam ortasına yerleştirdiği hikayeleri ile bir üstattır.

edebi ya da sosyal kişiliği hakkında yazılmış, çizilmiş. ancak kimse bilgisayar oyunları ile ilgili bir şey dememiş. aslında poe hikayelerinin üzerine yapılmış oyunlar demeliydim.

"dark tales: edgar allen poe's ..." olan adlarıyla birlikte şu anda 8 adet oyunu bulunmaktadır. piyasadaki hidden object oyunları arasında belki de en iyileridir. malum ortamlardan edinebilirsiniz.
devamını gör...
14.
ne zamandır poe hakkında buraya bir şeyler yazmak istiyorum. yelteniyorum birkaç kez. üçüncü cümleye gelmeden siliyorum hepsini. sanki onun hakkında ne yazsam, basit, eksik kalacakmış; bana hissettirdiklerini kelimelere indirgemek haksızlıkmış gibi.
hazır başlığı da açılmış, gireyim artık dedim.

ben edgar allan poe hakkında yazamam. ancak hissedebilirim. tek yapabileceğim ise onu önermektir. kalbinize bir soğukluk hissettiğinizde, tüyleriniz diken diken olduğunda, dehşetin somut halde kelimelere döküldüğünü gördüğünüzde aldığınız haz, sonrasında yaşadığınız tutukluk ve bağımlılık anlatılamaz.

''i became insane, with long intervals of horrible sanity''
devamını gör...
15.
karanlık... sadece karanlık. ölümüne ve alayına karanlık.
devamını gör...
dünyanın en sürükleyici ve yaratıcı öykülerini yazmıştır.
devamını gör...
abd'li şair ve korku, polisiye kitap yazarıdır.

anne ve babasını küçük yaşta yitiren poe, yaşamı boyunca mutsuz ve yoksul bir hayat sürmüştür. askeri akademi'ye kabul edilmiş olsa da kumar ve içki yüzünden üç ay sonra okuldan atılmıştır.

yazarlık serüveni de bu noktada başlamıştır. ne ailesinin ne dostunun olmayışı, ilişkilerinde yaşamış olduğu hayal kırıklığı ile birleşince gittikçe karamsar ve korkuya yönelmiştir yazıları. içki ve kumar alışkanlıkları da peşini bırakmadığı için işlerinde tutunamamıştır.

polisiye ve bilimkurgu romanların öncüsü sayılan yazarın bazı öyküleri ülkemizde morgue sokağı cinayeti adıyla derlenmiştir. kitaba adını veren öykü dünyada ilk dedektif öyküsüdür. "kuyu ve sarkaç" ile "geveze yürek" de aynı kitapta yer almaktadır.

poe, kötülük, uğursuzluk, korku ve suç gibi konuları şiir ve öykülerinde oldukça güzel işlediği için yaşamının son günlerinde üne kavuşmuştur.

doğaüstü olaylara yer verilen "kuzgun" şiiri ile duygu yüklü bir aşk şiiri olan "annabel lee" en ünlü şiirlerdir.
devamını gör...
karakterlerinin psikolojilerini ince ince incelemesi ile dostoyevski'ye de örnek olmuş bir yazardır. hatta onun için psikolojik incelemeyi edebiyata sokan ilk yazardır da derler, ancak ilk midir değil midir o kadarını bilemeyeceğim artık. fakat gerçekten çok güçlü bir üslubu vardır ve bu üslubu doğaçlama değil bilinçli olarak inşa eder. sanırım raven şiirini nasıl yazdığına dair bir makalesi vardı, orada kelimeleri tek tek arka arkaya geldiklerinde oluşturdukları tını ve bunun okuyucu üzerinde bıraktığı etkiyi düşünürek bilinçli bir şekilde seçtiğinden bahsediyordu. ben sadece şiirlerinde değil öykülerinde de aynı yöntemi kullandığını düşünüyorum. jonathan swift ile birlikte okuduğum en iyi ingilizce metinleri kendisinde buldum. bazen bu adamı lovecraft falan gibi gotik yazarlar ile birlikte anarlar bu da beni üzer. çünkü poe'nun 19. yüzyılın en büyük klasik yazarlarının derinliği seviyesine ulaşan bir kalitesi vardır.
devamını gör...
"kuzgun" adlı şiirindeki ruh hâliyle "anna bel lee" adlı şiirinde yaşadığı ruh hâli arasındaki farkı düşündükçe hayranlığımın kat be kat arttığı yazardır.
devamını gör...
bütün hikayeleri ve bütün şiirleri yanlış değilsem ciltli olarak ithaki yayınlarından çok çok önceleri çıkmış olan aşmış insan.
neden yanlış değilsem dedim, bir önceki iş yerimde bir hemşire bayanımız vardı, her ikisini ona vermiştim ve halen daha da alamadım. içimde uktedir.

"bu kitabı, düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adıyorum." *

edit: aynen doğru hatırlamışım; ikinci el olarak mevcutmuş. temiz bir tane alayım en kısa zamanda.
www.nadirkitap.com/butun-hi...
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"edgar allan poe" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.