çamaşır asarken şahsi iç çamaşırları diğerlerinden bağımsız asmak. aileden birinin kıyafetinin çamaşırlarıma temas edeceği düşüncesi beni boğuyor.
devamını gör...

cezayir ile birlikte osmanlıya gönüllü katılan ve onlar gibi fransa tarafından osmanlıdan koparılmış bir ülkedir.
arap baharı burada başladı ve başarılı oldu. bir ara birkaç solcu önderi suikaste uğradı, iç savaş çıkartılmaya çalışıldı ama neyseki solcu yada dindar halkın çoğunluğu bu tuzağa düşmedi.
devamını gör...

odada içmek çoğu kişi için lüks, balkon zorunluluktur. odasında sigara içebilen kişi hava güzelse canı isterse balkona tercihen kendi gider yani keyfidir. ama odasında sigara içemeyen kişi hava durumu ya da ortam farketmeksizin balkona zorunlu gider. özellikle kışın o sigaradan keyif alınmaz. dişler titreye titreye alelacele çekilen fırtlar, keyif sigarası değil bağımlılık zorunluluğudur.
düşünsenize uzatmışsınız ayaklarınızı güzel bir film ve ya heyecanla tuttuğunuz takımın maçını izliyorsunuz. canınız sigara istedi ama içemiyorsunuz. filmi durdurmak neyse de maçı kaçırmak pahasına gittiniz balkona sigara yaktınız ama akıl maçta, bi an önce bitireyim de içeri geri döneyim diye içilen sigaranın ne kadar keyfi olabilir ki? ama o keyif aldığınız aktiviteyle keyif sigaranızı aynı anda içmek öyle mi?
- ailesinde sağlık problemi olanlar olduğu için içirtmeyenleri ayrı tutarak - evde, arabada sigara yasağı nedir arkadaş, insanları bir rahat bırakın, ufacık zevkleri bile çok görmeyin. ne var yani atılsın makinaya yıkansın perdeler. oda kokusu kullanın, cam açıp havalandırın koku falan da kalmaz. sevdiklerinize her şeyi zindan etmeyin.
devamını gör...

kendime tanıdığım lükslerden biri.
devamını gör...

kesinlike lapa pirinç pilavı olmayan yemektir. * bir italyan klasiğidir. italya'dan çıkmış zannımca en lezzetli ve komplike yemektir. evet pizza dahil.
risotto yapımı için birçok pirinç kullanılabiliyor. italya'da bölgelere göre bile kullanılan pirinç değişiyor. en yaygını arborio tabi ki. carnaroli ve bu diğer ikisine göre daha küçük olan vialone nano da sıklıkla kullanılan diğer risotto pirinçleri. daha bir çok risotto pirinci çeşidi var. risotto pirinçlerinin ortak özelliği nişasta oranlarının diğer pirinçlere göre çok daha yüksek olması. yemeğe kremamsı yapıyı veren de bu. italyan şeflerin ve dahi italyan mutfağının tatlılar hariç genel olarak malzeme listelerinde krema olmamasının sebebini ben buna bağlıyorum açıkçası. kabiliyetlerine güvenmeyen şeflerin yemeğe krema eklediğini falan düşünen italyan şefler var. ilginç ama anlıyorum dediğim gibi, sonuçta bu insanlar en çok tükettikleri yemeğe krema eklemeden kremamsı yapabilmeleri ile meşhurlar. adamışlar kendilerini krema karşıtlığına. hayırlısı.

mutfak bir kimya işi arkadaşlar. bir yemeği pişirmek için ne kadar çok şey bilmeniz gerekiyorsa o yemek o kadar komplike olmuş oluyor. risotto pirinçleri az öncede bahsettiğim gibi yüksek nişasta içeren pirinçler. yetiştiriciliğinden başlıyor işin tekniği. asla yıkanmaması gereken, direkt olarak yüksek ısı ile temas ettirdiğimiz, kullandığınız tencere yüzey çapının ve yapısının bile önem arz ettiği bir yemek risotto. iyi ısıtılmış çelik ve geniş tabanlı bir tencerede, zeytinyağında arpacık soğan ve sarımsağın iyice kavrulması gerekiyor. eklediğiniz pirinç ile birlikte pirinç tümünü olmasa da en azından gözünüzle görebileceğiniz kadar nişastasını salana kadar kavurmaya devam etmez ve suyu erken eklerseniz asla iyi bir sonuç alamazsınız. risotto pirinci son derece geç pişen bir pirinç. aynı yöne doğru karıştırılması, suyu eklemeden önce her bir pirinç tanesinin önce yağ ile kaplanıp çıtırlaşması sonra yüksek ısıya daha fazla dayanamayarak nişastasını içinden çıkarması gerekiyor. akabinde kullanacağınız sebze ya da et suyunu (stock) en az 4 defada ve yavaş yavaş pirince eklemeniz, sürekli karıştırmaya devam etmeniz ama pirinçleri ezmemeye, kırmamaya dikkat etmeniz lazım. risotto tabandan karıştırılır. her defasında suyu tamamen çekmesi beklenir ve yeni sıvı ekleme işlemine ancak bu olduğunda geçilir. son stock ekleme işlemi esnasında risottoyu neli yapmak istiyorsanız bu malzemeleri eklemeniz gerekiyor. deniz mahsulü, ciğer, mantar en yaygın olanları. yaklaşık 20-30 dk kadar kapağı açık, kısık ateşte malzemelerle birlikte pişmeli. bazı uygulamalar gördüm ben de, direkt olarak malzeme ile başlayanlar da var. ama ne demiştik: kimya. almak istediğimiz nişastanın son zerreciğine kadar almak istiyorsak sahaya yeni oyuncular sokmanın anlamı olmadığını düşünüyorum ben şahsen. gerekiyorsa başka bir tencerede malzemeleri pişirip, risottoyla son aşamada birleştiriyorum. tercih meselesi. en son, pişme işlemi tamamlandıktan sonra yani, tereyağ ve parmesanla bitiriyoruz. tereyağ miktarından korkmayın. ama parmesana dikkat etmenizi önemle tavsiye ediyorum. güzelim risottoyu bir erimiş parmesan yemeğine çevirmenin alemi yok.
karnım tok, canım çekti. üfff.
devamını gör...

güzel ve şık mekanları tasvir etmek için sıkça kullanılan bir kelime.
devamını gör...

ayrılınca velayetin kime verileceği tartışmalı sorunsal.
(bkz: anlam verilemeyen insan davranışları)
devamını gör...

'' mesele o değil mi? insanlar adam gibi dinlemiyor birbirini. cümleyi bitirmeden otomatik cevap.. her şey otomatik zaten. sonra anlaşamıyoruz. anlaşamazsın tabii.''
-şahsiyet (dizi).

insanlar artık aynı şeyleri duymaktan ve söylemekten bıktı belki de. karşısındaki farklı bir şey söyleyecek olsa da, farklı şeyler hissetse de sanki önceki kişilerle aynı şeyleri söyleyecekmiş gibi düşünüyor insanlar. bu yüzden zaten otomatikleşiyor her şey. hiçbir şeye tahammül edemez hale geldik. bir dizi izleyeceğiz diyelim, hemen sıkıcı yerleri atlar olduk. burada uzun bir tanım okuyoruz diyelim, eminim çoğu kişi atlayıp sadede gelinmesini istiyor ve bu yüzden önce tanımın başına, sonra sonuna bir göz gezdirip oyu basan çok fazla kişi var. konuşurken de öyle, dinlemiyoruz, eğer konuşmayı atlama şansımız olsaydı eminim atlardık.
devamını gör...

aynı malı üreten firmalar arasında ya da aynı malın üretilmesi için gerekli malları üreten firmalar arasında rekabeti ortadan kaldırarak tekel kurup daha çok kar sağlama amacıyla gerçekleştirilen anlaşmadır.
devamını gör...

büyük şair. nazım hikmet 19 yaşındayken şiirlerine konu olan milli mücadeleye katılmaya karar verir. ankara’ya kabul edilir . istanbul’daki gençleri anadolu’daki mücadeleye çağıran bir şiir yazar . ardından nazım hikmet atatürk’ün huzuruna çıkartılır . atatürk nazım hikmete bir nasihatta bulunur . nazıma bu yolda ilerlemesini konusuz şiir yazmamalarını nasihat eder konusu gayesi olan şiirler yazmasını öğütler. nazım hikmet direncin şairidir . pablo nerudanın dünyanın en iyi üç şairini seçmenizi isteseler nazım hikmeti de seçer miydiniz sorusuna . bir tek şair seçmemi isteseler yine onu seçerim dediği söylenir. ayrıca nazım hikmet 22 kasım 1950 de uluslararası barış ödüllüne layık görülür . 3 haziran 1963 te kalp krizi geçirerek evinde ölen nazım novodeviçiy mezarlığında uzun bir ağacın altında abidin dino tarafından üstüne rüzgara karşı yürüyen adam figürü işlenen siyah bir mezar taşı altında gömülüdür . huzur içinde uyuyordur umarım . ister sevin ister sevmeyin nazım hikmet gelmiş geçmiş en büyük şairler arasındadır.

özellikle memleketimden insan manzaraları eseri bu ülkeyi çok güzel anlatan devasa bir eserdir. büyük şair olmak için büyük bir gözlemci olmak gerekiyor sanırım. nazım hikmet ne kadar büyük bir şair olduğunu her eserinde her şiirinde bizlere aktarmış ve göstermiş.
devamını gör...

yaş 35 yolun yarısı eder dante gibi ortasındayız ömrün demiştir.
devamını gör...

abd'de kurulmuş olan siyahi karşıtı örgüt. 1865 yılında kurulmuş olan örgüt 1950 ve 60'lı yıllarda faaliyet göstermiştir. köleliğin kaldırılması ve siyahilere haklar tanınmasına tepki olarak doğmuş,terör ve korku eylemleri de yapmıştır. geceleri dolaşan, beyaz elbise giyen, kafaları kukuletalı örgüt üyeleri, siyahilerin evlerini ve işyerlerini hedef alarak korku salmıştır.
devamını gör...

aramakla bulunmaz. vakti gelince o seni bulur.
devamını gör...

şarkı söylemeyi hep sevmişimdir. hep sevmiş ve asla başaramamışım… çocukluktan beri teybimdeki, tv’deki şarkılara eşlik etmiş, duşta konserler vermişimdir. sesim kötü değil, en azından konuşma tonumun “ok” olduğundan eminim. ama şarkı söylerken bu kadar eğlenmeme rağmen, bunu bir türlü beceremiyorum. bu çelişkiyi en iyi şu şekilde anlatabilirim, bak şimdi.

bir iki yıl kadar önce arkadaş ortamında, olur ya hani öyle arkadaş ortamı geyikleri, hayattaki en büyük fantazilerimizden konuşuyoruz.

- başka bir gökcismine ayak basmak, kesinlikle.
+ oha olm. tamam fantazi de, oluru olan bişi söyle ne bileyim en azından bu dünya üzerinde olsun.
- ahaha gerçekten mi? bu dünya üzerinde? al o zaman, binlerce kişiye konser vermek istiyorum. queen - rio de janeiro konseri gibi. oldu mu?
= aahahah. tamam tamam, sen jüpiter’e git.
- jüpiter’e ayak basamam, o tamamen gazdan oluşuyor.
= o bile daha olası, öyle düşün.

öyle düşün. bu denli bir çelişki var hayatımda. çocukken, ilk gençlikte vs. profesyonel söylemeyi zaten hiç düşünmedim ama aşırı kötü şarkı söylediğimi fark etmem 18 yaşıma denk geliyor. tam olarak şundan bir ay kadar önce başlıyor hikaye yani: #579956
(bunu da nick değişikliği öncesi kafa izninde silmiştim, sil/yazımın açıklaması olsun.)

20’den fazla kişinin olduğu bir yılbaşı ortamı. gitarlar bağlamalarla şarkılar çalınıp söyleniyor, promil yüksek. 3. veya 4. şarkıda bi arkadaş yanıma geliyor.

- ya bişi söylicem ama yanlış anlama.
+ noldu ya söyle, niye yanlış anlayayım?
- sen söylemesen olur mu? ya da biraz düşük volume’den eşlik et istersen.
+ ?! niye ya?
- öyle işte. gerçekten çok kötü söylüyorsun.
+ tmm.

eğleniyorduk… yani, gerçekten. eğlenmemi baltalamaya gerek var mıydı? varmış demek ki.

içimde ölen biri’ndeki hikayenin akabinde hemen yılmadım aslında. kendi sesimi bi de dıştan dinleyeyim bakalım nasılmış deyip, rap günlerinden kalma yarı profesyonel mikrofonumu alıp the beatles - we can work it out söyleyip kayıt aldım. dinledim, fena değildi. yani ne bileyim bence ok gibiydi. ertesi günlerden bir gün, yemek hazırlarken çaktırmadan ilgili hanım ablamıza şarkıyı söylemeye başladım,

try to see it my way
do ı have to keep on talking 'til ı can't go on?
while you see it your way
run the risk of knowing that our love may soon be gone
we can work it out
we can work it out
think of what you're saying
you can get it wrong and still you think that it's alright

(…)

life is very short, and there's no time
for fussing and fighting, my friend


- yapmasan mı?
+ niye ya, tamam burası pek olmadı ama sakin kısımları biraz söyleyebiliyordum sanki?
- çok istiyorsan sana sadece sakin şarkılar bulalım, ama yine de pek kaptırma kendini istersen.
+ pekih.

pekih. bundan sonra şarkı söyleme sevdamı kalbime ve duşakabinime gömdüm. hatta öyle ki, kalabalık bulunulan karaoke etkinliklerine katılıp, şarkı söylemek yerine bardaki arcade machine’de the king of fighters bitiriyordum tek jetonla. arcade dövüş oyunlarında iyiyim, öyleyse arcade oynarım ben de. napayım?

on iki sene böyle geçti. taa ki bu açıdan benle benzer, ancak bi o kadar da benzemez biriyle tanışana kadar. tanıyordum aslında ama bu yönünü bilmiyordum, meğer o da yıllarca susturulmuş. benzer kısmı bu, benzemez kısmı ise sesinin gerçekten çok güzel olması. hani nasıl diyordu ea, le tout nouveau testament filminde aurélie’nin gülüşünü tanımlamak için? “mermer bir merdiven üzerine dağılmış inci taneleri gibi.” o böyle aşırı betimlemeleri pek sevmez, hatta bu betimlemeye de gözlerini devirmişti ancak, keşke böyle bir tanımlama yapabilseydim sesine.

nedenini nasılını sorgulamak haddime düşmez ancak, kötü sesli biri olarak, sesi güzel birinin susturulması çok üzücü geliyor bana. buradan doğan empatiyle, hayatımda ilk defa şarkı söylememi beni susturmadan dinlemiş olması ise paha biçilemez.

varsın sesim kötü olsun, ben yine de şarkı söylerim.
devamını gör...

gerektiği yerde söyleyin arkadaşlar, insanları mutlu etmek ve onlara biraz olsun iyi hissettirmek bu kadar kolay, sadece iki kelime.
devamını gör...

peluş oyuncak almayı alışkanlık haline getirmediği sürece sorun olduğunu düşünmüyorum.
ortalama standartlardaki bir kadının öyle ya da böyle hayatı boyunca bir peluş hayvanı oluyor nihayetinde.
devamını gör...

bir ders çalışma tekniği. 25 dakika ders + 5 dakika mola şeklinde yapılır.
belirli başlı kuralları vardır, bu kurallara uyulduğu takdirde çok faydalı olduğu görülür.
devamını gör...

kırılan kalpler garanti kapsamında değildir.
devamını gör...

istanbul sokakları'dır.
devamını gör...

yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.
pablo neruda
(bkz: kelime oyunu)
devamını gör...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.