iyi ki tanıdığım çoookça sevdiğim,benim için arkadaştan da öte pamuk gibi kalbi olan, şeker mi şeker, oldukça bilgili, sevgi dolu kalbi olan biricik insan:)) öyle tatlı tatlı konuşur, sever ki hiç sıkılmaz insan sohbetinden, sebepsiz mutluluk verir. bir de öyle güzel yazar ki şiirlerini, yazılarını tüm samimiyetini hissettirir.kalemi de kalbi gibi eşsizdir. aslında onu anlatmaya kelimeler yetmez hem çok anlatmayayım çünkü o benim en sevdiğimm:))
devamını gör...

hastanın hastalığı ile ilgili bilgilerin sistematik olarak elde edilmesi ve
kaydedilmesidir. klinik olarak doğru tanı koymayı asıl sağlayan anamnez almaktır. tanının %70’i anamnez, %20’si fizik muayene, %10’u ise laboratuvardır. iyi bir anamnez doğru yönlendirmeler ile çok daha hızlı tanı koyulması ve tedaviye daha erken başlanılabilmesi adına önemlidir. açıklayıcı ve tıbbi olmaması gerekir.
anamnez şeması
1-demografik veriler
2-ana şikayet
3-son hastalık hikayesi ve seyri
4-özgeçmiş
5-soygeçmiş
6-sistemlerin gözden geçirilmesi
devamını gör...

bitki hücresinde hücre duvarı ile birlikte bulunan yapıdır.
devamını gör...

o evin dağınık olmasıdır.
kahvaltı hala masada duruyorken gider gider battaniyenin altına girer saçma saçma tv programları izlersin.
devamını gör...

kıskanmak ile özel alana saygı kavramlarının çokça karıştırıldığını düşünüyorum. özel alana karışmamak, saygı duymak lazım. erkekler ve kadinlar “kıskanıyorum” adı altında partnerlerinin özel alanına saygı duymamaları, kendi haddini bilmemeleri “kıskanmanın” anlamı ve değerini de malesef değiştirmiş.
devamını gör...

dadaizm'in öncülerinden biri olan ve sürrealizm'in temellerini atan fransız şair ve yazar. gayrimeşru bir çocuk olarak dünyaya gelen aragon, kötü ebeveynlerin büyük kırgınlıklarla beraber bazı zamanlar büyük şairleri de inşa ettiğinin yansıması gibidir. zaman zaman babasının onu istemeyişi, bu uzak ve isteksiz tutumu onun şiirlerine yansımıştır. sanat hayatına da yön veren sol görüşlerinden dolayı ikinci dünya savaşı yıllarında faşizm'e karşı büyük bir tutku ile direnmiştir ve bu süreçte okurken insanın kanının akışını dahi hızlandıran eserler ortaya koymuştur. aragon'un şiirleri; aşk, direniş, başkaldırı, politika ve tutku üzerineydi ama yalnızca şiir yazmadı, onlarca kısa hikaye ve roman yazmıştır ve aynı zamanda uzun yıllar gazetede (l'humanité) denemeler yayımladığını da eklemek gerek.

aragon söz konusu olduğunda; o öldüğünde günleri bile saymayı bıraktığı ve bir çok şiirini adadığı elsa triolet'i anmamak olmaz. 40'lı yıllarda elsa ile evlenen aragon şiirlerinde elsa'dan sık sık bahseder ve zaten bilinen bir gerçek ki aragon elsa'yı daima ilham perisi olarak görmüş ve eserlerine bunu yansıtmaktan da çekinmemiştir.

"ne çok kişi olmuşum yazdıklarımda" der aragon ama bana kalırsa bana baktın gözlerinle şiiri onun aslıdır. sait maden çevirisi ile;

--- alıntı ---

bana baktın gözlerinle

bana baktın gözlerinle ıssız ufka dek
anılardan yıkanmış gözlerinle
bana baktın saf unutuş olan gözlerinle
bana baktın üzerinden belleğin
başıboş nakaratlar üzerinden
solmuş güller üzerinden
aldanmış mutluluklar üzerinden
yürürlükten kalkmış günler üzerinden
mavi unutuş olan gözlerinle baktın bana.


bir şeyler hatırlamıyorsun olan bitenden
ve ilk defa dolaşıyorsun göğü bir baştan bir başa
o lav ve yavaşlık gözlerinle
önündedir dünya tıpkı göz kapaklarının
altında düşündüğün gibi sen onu
başlıyormuş gibi seninle senin önünde
senin rahat bakışınla bitimsizcesine genç
ben de oradayım kıskana kıskana güzelliğini
zavallı sararmış resimlerimle
sen ki yüz çeviriyorsun bunlardan
yeni çayırlar görmek için


sana söz geçmişten konuşmayacağım bir daha
bugün adımlarından başlıyor her şey
elbisenin bir kıvrımıdır bana yaşamaktan kalan
başka şeyin yeri olmadı seni buluyorum en sonunda ben
sevgilim sevgilim inanıyorum sana.

--- alıntı ---

(bkz: le paysan de paris)
(bkz: le mouvement perpétuel)
(bkz: les yeux d'elsa)
(bkz: anicet ou le panorama)
(bkz: pour un réalisme socialiste)
devamını gör...

1918-1920 yılları arasında influenza virüsüne bağlı olarak dünya nüfusunun yaklaşık olarak 3'te 1'ini etkilemiş bir pandemidir. influenza virüsü temel olarak kaz benzeri kuş türlerinde bulunur. bu virüs insanlara geçişini ise domuzlar üzerinden gerçekleştirir.
ispanyol gribi, 18 ay içinde 50 ile 100 milyon arası insanın (o dönemde yaşayan nüfusunun %3'ü) ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgın olmuştur.

genel olarak 3 dalga şeklinde gerçekleştiği düşünülen ispanyol gribinin ilk dalgasında hastalığa yakalanan kişilerde genel olarak grip benzeri semptomlar tespit edilmiştir. ağustos ayı itibari ile başlayan salgının ikinci dalgası ölümcül seyretmiş ve bu seyir değişikliğinin altında yatan neden olarak virüsün ilk dalga sırasında geçirdiği bir mutasyon sorumlu tutulmuştur.

yaklaşık olarak 6 ay süren ispanyol gribinin ikinci dalgası, dünya muharebesinin etkisiyle yiyecek ve diğer kaynaklar konusunda zorda bulunan avrupa ülkelerinde ispanyol gribinin en ağır seyrettiği dönemi oluşturur. salgının bu döneminde hayatını kaybeden insan sayısının pik yapması, ikinci dalganın dünyanın farklı noktalarında aynı anda başlaması nedeniyle olduğu düşünülmektedir.

ispanyol gribine bağlı olarak kişilerde oluşan ve ölümcül bir seyir izleyebilen belirtiler genel itibari ile şu şekildedir:
burun kanaması
zatürre
ensefalit (beyin dokusunun iltihaplanması)
40 dereceyi geçen ateş
nefritik sendrom gibi böbrek problemleri
koma

salgın ispanya'da başlamamasına rağmen ispanyol nezlesi olarak adlandırılmasının sebebi ise ispanya'nın, birinci dünya savaşı'nda yer almamış olması ve askerî sansür nedeniyle diğer avrupa devletlerinde salgından söz edilmezken ispanyol basınının salgın konusunu ilk kez gündeme getirmiş olmasıdır.
türkçede 1918'den itibaren "ispanyol nezlesi" sözcüğü grubu kullanılmıştır.
ispanyol nezlesi ilk kez 11 mart 1918'de abd'nin new mexico eyaletinde tespit edildi.
salgın 1918 eylül-kasım aylarında zirve noktasına ulaşmış ve osmanlı dahil tüm dünya ülkelerini etkilemiştir. hindistan'da ?17 milyon kişi, yani ülke nüfusunun %5'i bu hastalıktan ölmüştür. abd'de nüfusun yaklaşık %28'i hastalığa yakalanmış ve 500.000 -675.000 kişi hayatını kaybetmiştir. britanya'da yaklaşık 250.000, fransa'da yaklaşık 400.000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. fiji adalarında nüfusun %14'ü iki haftalık bir süre içinde ispanyol nezlesi'nden ölmüştür.

hastalığa dönemin önemli isimlerinden de yakalananlar olmuştur. max weber, ressam gustav klimt, ispanya kralı xııı. alfonso ve sophie halberstadt freud bu kişiler arasında sayılabilir. metin özata’nın yazdığı kitaba göre gazi mustafa kemal atatürk de samsun'a hareket etme hazırlıkları içerisindeyken bu hastalığa yakalanmış ve hastalığı beşiktaş'taki evinde atlatmıştır.
devamını gör...

görsel

alexandria güvenli bölgesi: the walking dead evreninde yer alan bir insan yerleşkesi. kısaca alexandria da denir. türkçe tam karşılığı iskenderiye'dir.

zenginler için akıllı evlerin olduğu bir site olarak inşa edilmişken kıyametten sonra izole lokasyonundan ötürü hayatta kalan insanların sığınağı olmuştur. başkan deanna döneminde doğru düzgün zombi bile görmemiş yerken rick döneminde başına gelmeyen kalmıyor: bir wolf baskını, iki zombi istilası, bir kurtarıcı saldırısı ve bombardımanı, son olarak da fısıldayanların devasa zombi ordularının saldırısı. fısıldayanların saldırısından sonra tamamen yok olmuştur.

devamını gör...

timur döneminde şehirlerin şahı unvanı verilmiştir. bununla birlikte semerkant, özbekistan sınırları içerisinde bulunan tarihi bir kenttir.
devamını gör...

teoman "en güzel hikayem" şarkısında diyor bu gerçeklerden birisini...

evet ölmek bazılarımız için korkunç bir gerçek olabilir ama bazen ölseniz dahi olduramayacaklarınız, değiştiremeyecekleriniz var, bana kalırsa bu daha korkunç ve can yakıcı bir gerçek...

bazen ne yaparsan ya olmuyor bazen...
devamını gör...

google’ın hazırladığı bir doodle ile kutladığı gündür. pek beğenmesem de emeğe saygı duyarım.

görsel

görsel
devamını gör...

gizli maddeleri var diyen arkadaşa ünlü ekonomist mahfi eğilmez'in lozanla ilgili yazısını okumasını öneririm. sorgulamadan inanmayalım her şeye.
not: siyasi bir görüşüm yok. sadece objektif olmak için dedim.
devamını gör...

ameledir. asistanların hareminde bolca bulundurduğu çok amaçlı çakılardır. ceza nöbetlerinden dolayı zamanla iflas eden bünyelerinin yanısıra beyinlerinde ki bilgiler de yolsuzluğa karışır. çokca kez staj yönetimine darbe girişimi düşüncesinde bulunsalar da bu girişim hayali ''kırmızıdaki 3 numaranın kan gazı alıncak '' diyen kıdemli hemşirenin işitilmesiyle son bulur. bol bol rektal tuşe ve kan gazı alma işlemi yapan bu acınası stajer doktorlar mezun olunca periferde de rahat edemezler. orada da kıdemli pratisyen ya da uzmanın mobbinginden dolayı intiharın eşiğine gelirler. tus kazanıp asistan olunca kurtulacağını sanan bu zavallılar orada da mobbingin allahını görür. hele bir de majör cerrahi branşlarındaysa kafasında saç belinde derman kalmaz. eğer güzel bir kadınsa kıdemli asistanlar tarafından kapışılır. eğer erkek ise yakışıklı da olsa işten kaçmak için durmadan helaya gider. (bkz: ucuzluğun bu kadarı)
hastalar bir bakışta anlar intörn olduğunu. sen git kralın gelsin sen bir bok bilmiyondur daha öğrencisin derler. hocaları hasta yanında içinden geçer mimlenirler çünkü.
bir intörn doktor her zaman ezilir.
bir intörn doktor her zaman si.. öhhü öhhüüüüü.
devamını gör...

(bkz: cem karaca)'nın sonradan konserlerinde tamirci çırağı yerine söylediği ve
çırak büyüdü, artık kahyalık yapıyor, adını o zaman sormamıştım yahya'ymış
diye bahsettiği şarkısı.
devamını gör...

yan yana gelince zaman yolculuğuna çıkıldığı, hey gidi hey ne günlerdi be söylemlerinin havada uçuştuğu ortamların,en kaliteli sohbetlerin,sıcak samimi kahkahaların insanıdır çocukluk arkadaşı. yapılan yaramazlıklar, komik anılar konuşulmaya başlanıldı mı keşke daha fazla mı biriktirseydik demek gelir insanın içinden..
bitmeyen çocukluk yapılsaydı keşke yanında da arkadaşların bonus.
devamını gör...

"oysa defalarca sormuşlardı, büyüyünce ne olacaksın diye. mutlu diyemedik. çünkü çocuktuk akıl edemedik.."

nazım hikmet
devamını gör...

ilhan berk şöyle niteliyor ölümü:

"bir nilüfer yaprağı
yüzüyor
suyun yüzünde

ölüm hiçbir şeye benzemiyor"
devamını gör...

odada içmek çoğu kişi için lüks, balkon zorunluluktur. odasında sigara içebilen kişi hava güzelse canı isterse balkona tercihen kendi gider yani keyfidir. ama odasında sigara içemeyen kişi hava durumu ya da ortam farketmeksizin balkona zorunlu gider. özellikle kışın o sigaradan keyif alınmaz. dişler titreye titreye alelacele çekilen fırtlar, keyif sigarası değil bağımlılık zorunluluğudur.
düşünsenize uzatmışsınız ayaklarınızı güzel bir film ve ya heyecanla tuttuğunuz takımın maçını izliyorsunuz. canınız sigara istedi ama içemiyorsunuz. filmi durdurmak neyse de maçı kaçırmak pahasına gittiniz balkona sigara yaktınız ama akıl maçta, bi an önce bitireyim de içeri geri döneyim diye içilen sigaranın ne kadar keyfi olabilir ki? ama o keyif aldığınız aktiviteyle keyif sigaranızı aynı anda içmek öyle mi?
- ailesinde sağlık problemi olanlar olduğu için içirtmeyenleri ayrı tutarak - evde, arabada sigara yasağı nedir arkadaş, insanları bir rahat bırakın, ufacık zevkleri bile çok görmeyin. ne var yani atılsın makinaya yıkansın perdeler. oda kokusu kullanın, cam açıp havalandırın koku falan da kalmaz. sevdiklerinize her şeyi zindan etmeyin.
devamını gör...

benimdir.
doğru yazamam hiçbir zaman da öğrenmeye çalışmadım.
kafama göre yazdım geçtim doğru oldu veya olmadı bilmiyorum umurumda değil.
en ağır küfürleri en iğrenç hakaretleri kabul ediyorum çünkü doğru yazamıyorum.
keşke kayıt olurken test yapsalar da doğru yazamayan elemanlar benim gibiler içeri alınmasa.
devamını gör...

sherlock holmes'un bir tane kitabı adını hatırlamıyorum.
devamını gör...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.