1.
hammaddesi insan olan insanın yaptığı her şeyin konusu olduğu ilim dalı.
devamını gör...
2.
üniversite bölümü olarak okunduğunda işsiz bırakması%99 olan bölüm
devamını gör...
3.
şu günler ilerde büyük bir tarih olacaktır
devamını gör...
insanların ve olayların birbiri ile olan ilişkileri, insanların geçmişteki her türlü faaliyetleri, yer ve zaman, sebep-sonuç ilişkisi ile belgelere dayalı olarak inceleyen bilim dalıdır. asıl konusu insandır.
(tarih dersinden öğrendiğim kadarı ile yazdım.)
devamını gör...
tarih biliminin en az bilinen yönü onun “tarih” dediğimiz geçmişle aynı şey olmadığıdır.hayat, ortaokul ve lise yıllarında öğretilen tarih şeritleri gibi ilerlemiyor. (aslında herhangi bir biçimde zaten ilerlemiyor!)

türkiye’de öğretilen çağ kavramı ve çağ ayrımlarındaki ölçüt ile başka ülkelerdeki ölçütler oldukça farklı olabiliyor.bizim istanbul’un fethi ile başlıyor dediğimiz çağı matbaa veya keşifler süreci olarak başlatan ülkeler de var, zamanın bu şekilde ayrılmasını saçma bulup “yüzyıl” kavramıyla işin içinden çıkan ülkeler de...
.
hemen her konuda isim verip “netleştirmeyi” seven bizler, içinde yaşadığımız zamana yeni isimler bulmayı çok seviyoruz.uzay çağı, teknoloji çağı ya da bilgi çağı...
.
sonuncusunun sebebi “bilginin artık her yerde olduğu” iddiası ve “ulaşılabilirliğinin” artması olarak gösteriliyor yani bilgide artış değil konu.buna rağmen bilgi çağı diyelim. diyelim de ulaştığımız bilgilerin ne kadar doğru olduğunu sorgulamadan, teyit etmeden, niteliğine bakmadan devam edersek bilgi çağı’ndan yanlış bilgi çağı’na girmemiz an meselesi.malum zaman hızla akıyor.
devamını gör...
dönemine göre incelenmesi gereken bilim dalıdır.
devamını gör...
tarih, bilinen ve bilinmeyen, tüm soyut ve somut varlıklarla ilgili ilim ve bilim dalıdır. yıllardan beri bize tarih üzerinde deney yapılamayacağı için bilim de olamayacağı savı ileri sürüldü. lakin, mesela evrimsel biyolojinin de pek çok hususunda deney yapılamaz. kuramlar oluşturulur. tartışılır. tarihin de pek çok alanında kuramlar oluşturulur. tartışılır. tarihin de pek çok alanında kuramlar oluşturulup tartışılabildiğine göre bu alan da basbaya bilimdir. başta dediğim gibi, her şeyin bir tarihi vardır. uzayın, güneşin, zamanın, bizim. ve her varlığın bir başlangıcı ve sonu bulunmaktadır.

peki tarih nesnel olabilir mi? olmalı mıdır acaba? nesnel tarih sadece ansiklopedilerde olur. tarihçinin esas görevi katiplik olmamalıdır. tarihçi aynı zamanda yazımına yorumunu da katacak kadar bilge kişi olmalıdır. ve yaşayan hiç bir insan tarafsız olamaz. benim şahsi kanaatim tüm bilim insanları toplumdan yana olmalıdırlar. tabii ki bunu bilgiyi deforme yahut manipüle etmeden başarmalıdırlar. bu da bilimsel namus gerektiren bir erdemdir
devamını gör...
insanlığın ibret verici anıların derlemesidir. tekrar etmek gibi kötü bir huyu vardır. bilinen tarih m.ö 3000'de sümerler'de yazının bulunması ile başlar, yazıdan önceki çağa karanlık çağ denir.
devamını gör...
ingilizcesi history olan kelimedir
devamını gör...
dolaylı ya da direkt olarak gelecekle ilgilenen diğer bütün bilim dallarının aksine, geçmişle ilgilenen tek bilim. bir de kendisine bağlı olarak gelişen bilim dalları var tabi, onları saymıyorum, çünkü onların da yazgısı ister istemez tarih etrafında şekilleniyor.

bir uğraşının bir yandan alabildiğine eğlenceli, diğer yandan da olanca sıkıcı olabileceğini öğretmiştir bana. öğrenirken değil de daha çok öğrendiklerinin üzerine kafa yorarken eğlencelidir mesela.

malumunuz, pek sevilmez tarih. işte bunlar hep yanlış anlatılagelmiş olmasından. yıllarca beceriksiz tarihçiler ya da tarih öğretmenleri saçmasapan ezber istemleriyle insanların kafasını allak bullak ettiler. halbuki bu uğraşı nitelikli kılabilen şey, bilimsel değerlendirmenin aktif şekilde kullanılabilmesidir. demek istediğim şu; örneğin, istanbul'un fethi'nin 29 mayıs 1453 tarihinde gerçekleştiğini bilmek zerre işinize yaramaz. önemli olan fetihle birlikte avrupa'ya kaçan bilim insanlarının ve onların ardıllarının avrupa'da gerçekleştirdiği bilimsel devrimi düşünebilmek, aradaki bağı kurabilmek, anlamdırabilmektir. bunun sonucunda da osmanlı'nın aslında o meşhur fetihle birlikte bir nevi kendi ayağına sıktığını anladığınızda aydınlanırsınız. ama bizim memlekette işler öyle yürümez. kimse işin eğlenceli tarafıyla ilgili beyin fırtınası yapmanızı istemez sizden. 29 mayıs 1453'ü ezberleyeceksiniz, sanki google'da yapacağınız beş saniye bile sürmeyecek bir aramayla öğrenemeyecekmişsiniz gibi.

tarih sıkıcı değil esasında. sıkıcı insanlar uğraşıyor sadece, o kadar. gerçi nihayet son zamanlarda bir iki eğlenceli insan çıkıp popüler olabildi de genel kanı biraz biraz değişiyor sanki. değişsin de.

falan filan. her neyse. son derece kişisel bir sitem olarak kalsın bu da. sürçülisan ettiysek affola.
devamını gör...
tarihte mutlak doğru yoktur. belgelere dayalıdır, yazılı, sözlü ve kalıntı kaynaklar tarih bilminin araştırılmasında kullanılır. kitabe , destan, arkeolojik kalıntılar bu kaynaklara örnek verilebilir.
devamını gör...
ilk aşkım. şuan için tek aşkım. başkası ilgilenmesin, hep ben ilgileneyim, sadece ben bileyim istiyorum. konu tarih olunca bir anda sanki her şey duruyor. sadece bu kelimeyi söylemek bile mutluluk verici. çünkü içi yaşanmışlıkla dolu. tarih geleceğe bir mesaj, insanlığın gelişen haline ilettiği bir bilgi sanki. her şeyin bir tarihi var doğru. var olan her şeyin bir tarihi var. zamanın değerini bilen bir bilimdir tarih, zamanın ilmek ilmek döşendiğini ve varlıklar tarafından bilinçli ya da bilinçsiz eskitildiğini bilir. hatırlatır. başlangıçta da o vardır. bir şeyin 'olması' yeterlidir. seçici değildir. kabul eder. gerçek mi değil mi bilemeyiz, tarihte her gerçek o anda saklıdır, o anda da tarih değildir zaten. bu andan sonra sadece doğrular söz konusu olabilir. geleceğe açılan bir kapı, katettiğimiz yol, sırt çantamız bir anlamda. tarih, bize gereken her şeyi bulabileceğimiz engin bir evrendir. gittikçe genişleyen ve sürekli ilerleyendir. matematikle ilişkisi ne kadar güçlü, oysa ben matematiği sevmem bile. kısacası her şeydir; siz, ben, yolda bugün gördüğünüz insanlar ve hayvanlar, giydiğiniz kıyafet, elinize aldığınız kitap, yürüdüğünüz yol, baktığınız gökyüzü, düşündüğünüz şeyler ve şuan elinizde tuttuğunuz ekran. olay biraz da nasıl bakacağını bilmekten geçiyor. savaşları değil de o savaşa girmiş insanlardan biri olduğunuzu hayal etmek çok daha heyecan verici.

özetlemek gerekirse nasıl yapacağınızı bildiğinizde size zaman yolculuğu yaptırabilecek en güzel ve insanı anlatan bilimdir bana göre. bizi yaptıklarımızdan fazla tanımlayan başka ne var ki sonuçta?
devamını gör...
tarih,bilinmesi en gerekli olan unsurlardan ilk gelenlerden bir tanesidir. öyle ki tarihini bilmeyen bir kişi vatanından bihaber olur.
devamını gör...
geçmişte yaşanan olayları, zaman-mekan belirterek, neden-sonuç ilişkisi içerisinde, belgelere dayanarak, nesnel olarak ele alan sosyal bilimdir.

ne kadar da kuru ve sıkıcı bir tanımlamadır bu! tarih sıkıcı mıdır?

tarih lunapark hız treni gibidir. parkuru en büyük heyecanları barındırır. ancak bazen öyle tarihçiler anlatır, öyle kitaplardan okunur ki, tren emekleme hızıyla gider. parkur ne kadar takla, yan yatma ile dolu olursa olsun, hız yoksa o trene kimse binmek istemez.

demek istediğim tarih değil ama bazen tarihçi sıkıcıdır.

genel tarihin konusu insan, onun eylemleri ve onu etkileyen doğa olaylarıdır. bu doğa olayları kısmı genellikle tarihçi tarafından ihmal edilir.

mesela orta asya türk tarihi anlatılırken kimse himalaya orojenizi'nin hala yükseliyor olmasından ve türk tarihini yazanın aslında bu yükseliş olduğundan bahsetmez. bu yükselişe neden olanın -bir ihtimal- yutakan körfezine düşüp tüm dinazor nesliyle birliktelik pek çok canlı türünü de yok eden meteor çarpması olduğunu söylemez. kuru kuru anlatılır, kurak asya'nın yaşam üzerine etkisi. lise de falan bu bile yapılmaz, doğrudan devlet isimleri kurucuları ve çin prenseslerin bu devletleri yıktığı anlatılır. bize hiçbir anlam ifade etmeyen çince isimler falan da girer devreye, sonra da derler ezberle...

bir de ne işe yarar allah aşkına tarih bilmek? bu da hiç öğretilmez. mustafa kemal'in şu sözü hep örnek verilir;

"geçmişini bilmeyen toplum geleceğine yön bla bla..."

evet doğru söylüyor ulu atatürk ama burada bireye bir fayda yok. toplumun tarih bilmesinin faydası bu. işte milli birliği sağlar, toplumu bir arada tutar, ortak kültüre hizmet eder... hepsi ama hepsi toplumsal fayda. ben tarih bileyim, ayrık bilmezse çöp oldu gitti benim bilgimin topluma faydası da.

tarih bilgisi bireye pratikte neredeyse hiçbir şey kazandırmaz. en azından doğrudan bir maddi gelir elde edilmez. kazanç potansiyeli bakımından sezar'ın donunun rengini bilmenin faydası, yatalak hastaya sürgü çekmeyi bilmenin faydasından azdır.

tarih bilgisi entelektüel bilgidir. o nedir yenilir içilir mi derseniz, o da insanla sığır arasındaki farktır.

sığır da yer içer ürer, insanda. bunları yapmak sığır için bize nispetle oldukça kolaydır. doğada otunun çayırının peşinde göç eder, besi hayvanı ise onu bile yapmaz her şey önüne gelir.

dediğim gibi insan için durum biraz daha zordur. tarım devriminden sonra karmaşık sosyal yapılar ortaya çıkarmıştır. sanayi devriminden sonra karmaşık sosyal yapılar içiçe geçip içinden çıkılmaz, başı sonu belli olmayan yapılara dönüşmüştür.

oldukça sığ bir bakış açısıyla, insan ekmek ve barınak ihtiyacını karşılamak ve karşıladığı ihtiyaçların devamlılığı sağlayacak güvenceler elde etmek için çalışır, didinir. ne kadar karmaşık sistemler içinde olursa olsun, ihtiyaçların bu ilk basamağı için yaptığı mücadele sığırdan o kadar da farklı değildir.

karnı tok sırtı pek olan insan fazlasını aramaya başlar. tarih işte bu noktada işine yarar. tek entelektüel bilgi tarih değildir elbette ama tüm bilginin içinde olandır. çünkü insan ile ilgili her şey tarihin konusu içerisindedir.

fizik bilgisi mi edineceksiniz? arşimet'i bilmeniz gerekir, newton'u bilmeniz gerekir, einstein'ı bilmeniz gerekir. bakacağız yer tarih. felsefe mi öğrenmek istiyorsunuz, felsefe tarihinden başlamak zorundasınız. veterinerlik ile de alakası var mı? elbette var. ekonomiyi anlamak için yine tarihi gelişimine bakmanız lazım ki bilin bakalım nereye bakacaksınız?

her şey ama her şey tarihle ilişkilidir. bu nedenle insan tarih öğrendiği zaman her şey ile ilgili kısmı de olsa bilgi sahibi oluyor.

he çok da umrunuzda değil mi sığırdan farklı olmak? tarih bilmeseniz de aç kalmazsınız ama besi sığırı gibi bir noktada gırtlaklanırsınız. bıçağın nereden geldiğini bile göremeden.

şöyle bir açıklama daha var, tarih bilgisi ortamlarda en kolay satılır bilgidir. şekliniz olur tarih bilirseniz. saygı kazanır, sözünüzü dinletirsiniz.

toplumsal faydası, daha doğrusu yokluğunda yaşanması muhtemel durum hakkında da iki kelam edeyim.

tarih bilgisinin toplumda popüler olması toplumu yükseltir, toplumla birlikte birey de yükselir. en azından dün başına gelenle bugün arasında bağ kurar, daha doğru politik tercihler yapar.

topsuz tüfeksiz, füzesiz ve biyolojik silahsız savaşın ilk ve en önemli cephesi de tarih bilgisidir.

bu sebeple okullarda saçma sapan tarih öğretilir. yetmez, bu dandik müfredatın da aslında yalan olduğunu, ki aslında yalan değil saçma sapandır sadece, söyleyen "derin tarihçiler" ile sağdan soldan vuran satılık kalemler ve kullanışlı aptallar sayesinde tarih bilinci yok edilir. akıl darmadağın edilince insanların beyin korteksi sandviç salamı inceliğine getirilir. böylelikle hisleri ile yön bulmaya çalışan insan yanlış yolları tek doğru yol kabul eder.

ağaların ve dolaylı olarak ingiliz çıkarlarının hizmetkârı sait'i hem islamcıların hem de etnik milliyetçi hareketin kendilerinden sanmasının da başka açıklaması yoktur.

bir diğer yöntem de tarih bilgisini ithal etmesini sağlamaktır. insana kim olduğunu söyleyen hafızasıdır. toplumun hafızası da tarihidir.

harici diske yüklenebilir olsa, hafızanızı başkasına, çıkar çatışması yaşamanız muhtemel ayrığa emanet eder misiniz? ne demek istediğimi anladığınızı varsaymak istiyorum.

okuduğunuz için teşekkür ederim.
devamını gör...
tarih bir mezbahadır.
devamını gör...
sümerde başlar. *

(bkz: soğuk espriler)
devamını gör...
tarih, geride birakilan izlerden yola çıkarak geçmiş üzerine elde edilen bilgidir. tarih, insanların geçmişi ve bizim bu geçmiş üzerine bildiklerimizdir. bir tarihçi geçmişten kalan izleri inceler ve bu izlerden yola çıkarak, en olası geçmişi oluşturur. tarihçi geçmişi olduğu gibi anlatmaz, bu zaten imkansızdır. lakin kendisinin en uygun ve olası gördüğü tarihi anlatır. bundan mütevellit, tarihçinin objektif, tarafsız olması çok önemlidir. tarih, herhangi biri tarafından istenildiği gibi yorumlanıp kendi amaçları için kullanılmasına çok yatkindir. o yüzden bir tarihçinin amacı kendi argümanini kanıtlamak değil, sadece tarihi arastirmak olmalidir.
devamını gör...
her kelimesini kazananların yazdığı, arka sayfalarının çok daha ilginç olduğu kitabın adı.
devamını gör...
dünü anlamak ve bugünü inşa etmek bağlamında bakış açısının çok önemli olduğu sosyal bilimdir. kropotkin şöyle diyor: "çoğu tarihçinin önceden tasarlanan fikirlerini ve tarihin dramatik yönlerine rağbetlerini bir kenara bırakırsak, devamlı olarak okudukları belgelerin insan yaşamının mücadeleler ile geçen kısmını abartan ve barışçıl zamanların önemini azaltan belgeler olduklarını görürüz.

parlak ve güneşli günler, fırtınalar ve tufanlar arasında gözden kaybolur. kendi zamanımızda bile, basınımızda, mahkemelerimizde, devlet dairelerinde ve hatta kurmacamız ve şiirimizde gelecekteki tarihçi için hazırladığımız hantal kayıtlar aynı tek taraflılıktan muzdariptir. bu kayıtlar gelecek kuşaklara her savaşın, her çatışma ve çarpışmanın, her çekişmenin, her şiddet eyleminin, her türlü bireysel ıstırabın en ayrıntılı tarifini bırakıyorlar ama her birimizin kendi deneyiminden bildiği sayısız karşılıklı destek ve adanma eyleminin izlerini pek taşımıyorlar; tam da gündelik yaşamımızın özünü oluşturan şeylere toplumsal içgüdülerimize ve adetlerimize pek dikkat etmiyorlar. bu yüzden geçmişin kanıtlarının da çok kusurlu olmasına şaşmamalı.

eskiyi çözümleyenler çağdaşlarının bezdiren küçük savaşlarını ve belalarını sıralamayı asla atlamadılar ama kitlelerin kavga eden birkaç kişiye rağmen barış içinde çalışmasına karşın, kitlelerin yaşamına hiç dikkat göstermediler. destanlar, anıtlardaki yazılar, barış antlaşmaları, neredeyse bütün tarihsel belgeler aynı karakteri taşırlar; barışın kendisi ile değil, barışın bozulanları ile ilgilenirler. böylelikle en iyi niyetli tarihçi bile bilincinde olmadan betimlemeye çalıştığı zamanların tahrif edilmiş bir resmini çizer..."
devamını gör...
üzerinde herkesin anlaştığı yalanlar bütünüdür.
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"tarih" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.