düz yazı şeklinde yazsa 12'den vuracak mızrak cümleleri serbest şiire zorlayarak yazık etmiştir.
sylvia plath gibi bir denizin içine girebilmiş, ama bu denizden kendini beslemek yerine intiharına öykünerek (en azından medyaya böyle yansıdı) buna da yazık etmiştir.
devamını gör...
hakkında daha fazlasını bilmek istediğim şair. onu intihara götüren önemli sebepleri olmalıydı mutlaka. ama hakkındaki tüm dökümanlarda "sylvia plath'e öykündüğü ve intihar ettiği" yazıyor. oysa hiçbir şey bu kadar basit olamaz.

bir antolojiyle harmanlanmış biyografisi yayınlanmalı, mutlaka.
gerçi kanat güner'in kitaplarını bile bulamadığımızı göz önüne alırsak türk yazınında ciddi bir araştırma-inceleme eğilimi eksikliği var. yakınlarının böyle bir işe kalkışacağını zannetmiyorum ama yine de bir ara burayı görürlerse bilgilerine sunalım: onun yaşam öyküsünü şiirlerinden güzel bir seçkiyle birlikte okumaktan memnuniyet duyarız.
devamını gör...
leyla ile mecnun sayesinde kuş koysunlar yoluna şiirini öğrendiğim şair.

bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
devamını gör...
"hayatın neresinden dönülse kardır" sözünün sahibi olduğu iddia ediliyor. başka bir iddiaya göre bu söz ona ait değildir. ot derginin 3-5 sene kadar önce eylül sayısında hakkında güzel bir yazı çıkmıştı.
devamını gör...
mezarını sık sık ziyaret ettiğimdir.mezarındaki huzur dolu sessizlik bana her şeyi unutturuyor,yaşamak zorunda olduğum dünyayı,sorumluluklarımı kendimi bile.belki de iki adımlık yer kürenin en derin acısını nilgün çektiği için mezarında bu kadar rahatlıyorumdur.görmemiş tanımamış olabilirim ama görseydim ve tanısaydım kesin çok severdim.gittiğimde mezarını sularım,alıcısı olmayan mektuplar bırakırım.kuşların sesine kulak veririm..
devamını gör...
mor kadın. manik depresif ruh haline sahip bu müthiş kadın kalem ile bir araya gelince hayatla arasına çok büyük farklar açmıştır. bir de üstüne hakkında tez yazdığı sylvia plath'in ağır yaşam öyküsü ve derinliği eklenince işin içinden çıkamayıp kendi isteği ile bu hayatla bağını koparmayı tercih etmiştir. onun şiirlerini okumak zordur çünkü oldukça kapalı bir anlatımın yanı sıra ağırlıklı olarak ölüm ve intihar teması üzerine şiirler yazdığını görürüz.

ölümü sylvia plath ile ne kadar bağdaştırılabilir bilemiyorum ancak araştırdığım ve neredeyse bir sene boyunca tezer özlü dahil olmak üzere bu üç kadın yazarı enine boyuna okuyup analizler yapmaya çalıştığım kadarıyla sylvia plath'in ölüm konusundaki kararlılığı ve yaşam'a bakış açılarının aynı noktadan olması nilgün'ün intihara giden yolunu biraz daha kısaltmış oldu. zaten oldukça sorunlu bir iç dünyaya sahip olan nilgün belki sylvia'dan cesaret, belki de umutsuzluk aldı. bilinmez.

üç buçuk ay boyunca tezer özlü okuyup, onu anlamaya, algılamaya çalışan bünyemin benzer tepkimelere girmiş olduğunu belirtmek isterim. ki bu zaman zarfında tezer'in yazıları, kişiliği, algısı bir çeşit seyahat çantası gibi kafamın içine sıkışmıştı ve etkisinden kurtulmak oldukça güçtü. bu basit örneğin yanında nilgün'ün sylia ile kurduğu iletişim şeklini tasavvur ederek belki durumu daha anlaşılır hale getirebiliriz.

"ey iki adımlık yer küre,
senin bütün arka bahçelerini gördüm ben."
devamını gör...
"ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım yok. hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben."

yıllar önce bir dergide bu sözüne denk gelmiş, tam olarak anlayamamıştım neden böyle dediğini. şimdi o kadar iyi anlıyorum ki; hiçbir yere ait olamama duygusunu, varoluş sancılarını, içine düştüğü boşluğu. başta tatlı gelen o özgürlük hissinin yerini zamanla yalnızlığa bırakmasını ve artık o sancıları çekmiyormuş gibi yaşamanın ne kadar zor olduğunu.
devamını gör...
"biliyorum bir gün dayanamayacak küçük kalbim ;arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye veda edeceğim." dedi ve gitti.
senden sonra kuşlara bile iyi bakamıyoruz..
devamını gör...
bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
devamını gör...
10.
uçurumlar var, var uçurumlar diyorum ben, insanla insan arasında, kendiyle kendi arasında, kendiyle başkası arasında.

nilgün marmara'nın intiharından sonra eşi; ‘şiir yazdığını bile bilmezdim, bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler yazardı’ demiş. işte bu kadar basit her şey, anlaşılamamak birbirine en yakın iki insan arasındaki derin bir uçurum..."
devamını gör...
11.
kırmızı kahverengi defter adlı kitabın yazarı. kitapta el yazısı ile karalamaları da vardı.
çok genç yaşta intihar etti. çok üzücü.
devamını gör...
nilgün marmara bende neyi tetikliyor bilmiyorum fakat adını duyduğum, yazdıklarını okuduğum anda yüreğime hüzün çöküyor, parçalanıyorum sanki.
depresif bir dönemimde okuduğumdan mıdır bilmem fakat sahiden adını duymak bile içimi sızlatıyor. yazdıklarına bakıyorum mesela, günlük gibi yaşadıklarını anlatmış yazısında, sebepsizce hüzünleniyorum.
intihar mektubunun bir yerinde şöyle diyor:
“... suç yok yalnızca ırmağın akışına bir müdahale söz konusu!
her anın niyetini sorgulayan bir varlığın saygısızlığını yok etmek için kararlaştırılmış bir eylem bu!
...”

ırmağın akışına bir müdahale.
ırmağın akışı.
devamını gör...
ne zaman fotoğrafını görsem, sadece bakıyorum. binlerce gb veri işliyor içime, ama anlatamıyorum, dökemiyorum bunu duygularıma. bir gün, karşınıza nilgün marmara gibi biri çıkarsa, sakın bırakmayın onu. değeri öldükten sonra anlaşılıyor çünkü.
devamını gör...
sonumun benzemesinden korktuğum ama içten içe de istediğim, şair.
devamını gör...
"bu deniz, bu gök... bize çok zor yine buluşmak!"
devamını gör...
"hepimizin yerine balkondan düşeni hatırla
şiir bazen öyle de çarpabilir hayata."

haydar ergülen
devamını gör...
yerli (bkz: sylvia plath)'tır kendisi. araştırma konusu olduğu için çokça etkilenmiştir şairden. nitekim sonları da aynı olmuştur. kendi rızasıyla ve tabiriyle dünyanın tüm arka bahçelerini görüp yaşamna son vermiştir. zaten "hayatın neresinden dönülse kârdır." cümlesini kuran birinden yaşlı ve gözlüklü bir halde gazete okurken son nefesini vermesini bekleyemezsiniz.
devamını gör...
"yabancıların en yakınıydın sen."
devamını gör...
"çok yalnızım, mutsuzum
göründüğüm gibi değilim aslında
karanlıklarda kaybolmuşum
bir ışık arıyorum, bir umut arıyorum uzun zamandır
aradıkça batıyorum karanlık kuyulara
kimse duymuyor çığlıklarımı
duyan aldırış etmiyor çekip kurtarmak istemiyor
bense insanların bu ilgisizliği karşısında ilgiye susamışım
ümidimi yitirmişim
biliyorum bir gün dayanamayacak küçük kalbim
arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye
veda edeceğim."

dizelerinin sahibi, ece ayhan'ın tabiriyle dünyayla yaralı şair.
devamını gör...
"ayla örtünüyoruz çağlardır, buğulu camlar ve farklanmış yüzümüzle. başkaları uygarlıktan söz ediyor, bilmeden her geriye dönüşün belki ulaşılmaz bir ileriye adım olduğunu. tohumdan korkuyoruz, yeryüzünün ilgisizliği hafif kılıyor bedenlerimizi, bakışımız göğe yönelirken yürekler serin tutuluyor. sonra her çınlamayla endişe güğümleri omzuma biniyor; toprağın değişmezliği, yapıların kalıcılığı, anaların istemi kadar tehdit edici yükler. örümcek ağında gizlenen eski yazılar kinin kuşkusunu kusuyor. yeniden hatırlanıyor bir zamanın beyaz evleri, dudakların uyarısıyla sonu ertelenen aşkın iyicil kucağı açılıyor, öte dünyanın gerçek konutlarında. çerçeveleri yalnızlıklarımızdan oluşan, kapıları acılardan örülmüş, toz, taş, geçmiş ve şimdiyi saklayan güzellik! hiç bitmesin diyoruz dingin tavrımız, bir kez seçilmiş uğraşı yaşamdan ayırmamakla. arınalım, arınalım artık yolsuzluklarından şu densiz yeryüzünün kalık çirkefinden; sevgi yazısıyla!"
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"nilgün marmara" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.