6-7 yaşından üniversite 2. sınıfa kadar eğitimi alınıp öğrenilemeyen dil.
devamını gör...
maruz kalmadan öğrenilemeyen, ingilizce öğretmenlerinin yakın gelecek zaman gibi tensleriyle kafa yorduğu ama konuşma dilinde hiç birinin kullanılmadığı kolay bir dil.
devamını gör...
cermence, latince ve viking dillerinin karışımından doğmuş bir dil. ilk bakışta birbirleriyle neredeyse hiç ilgisi yokmuş gibi görünen üç ana döneme ayrılır: eski ingilizce, orta ingilizce ve modern ingilizce. modern ingilizce, yani bugünkü bildiğimiz ingilizce, 17.yy'de william shakespeare'in eserleri ve incil'in king james version çevirisiyle birlikte şekillenmiştir.

yedi kıt'ada yarım milyardan fazla insan tarafından anadili olarak konuşulur. altmış yedi ülkede resmî dil, yirmi yedi ülkede resmî dil olmasa da geçerli dildir.
devamını gör...
9 yıl dersini aldığım ama hiçbir şey anlamadığım sistemsiz eğitimin parçası.
devamını gör...
gerçekten öğrenmesi en kolay dildir. iş bulmanın da büyük bir parçasıdır.
devamını gör...
almanca ile yakınlığı olan bir dildir. ingilizce kelimeleri doğru telaffuz edip, kelime haznenizi genişletip bir de cümle yapısını bilirseniz gayet iyi ve kolay bir şekilde konuşabilirsiniz, aksana gerek yok zaten. hatta bu zamanlarda sadece ingilizce bilerek iş bulabilmeniz kolay olabilir. evrensel bir dil, çoğumuzun az da olsa aşina olması gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...
dil yeterliliği raporlarına göre türkiye de bir öncesine göre dil yeterliliğinde daha iyiyiz ama beş yıl öncesine göre daha kötü durumdayız.
devamını gör...
bilinmesi günümüzde zorunlu olan dil. bana yeni kapılar açtığı için iyi ki öğrenmişim.
devamını gör...
suriyelinin bile bildiği ama türklerin hala öğrenemediği dildir. ben de bilmiyorum. bu ülkede ingilizce bilmek bile lüks.
devamını gör...
abartıldığı kadar zor olmayan dil, ingilizce'yi öğrenirken türkçe düşünmeyi unutun.
devamını gör...
present continous (şimdiki zaman)

öznenin yanina present continous'ta kesinlike am/is/are gelir. am/is/are hangi öznelere gelir ?

i am
you are
he/she/it is
we are
they are

am/is/are'ın nereye geldiğini öğrendik ve şimdi ise present continous'un olmassa olmazı fiilin sonuna ing takısı getirmektir.

ornek :
i am learning ( ben öğreniyorum)
you are doing (sen yapıyorsun)
he/she/it is sitting (o oturuyor)
we are talking (biz konuşuyoruz)
they are riding (onlar biniyorlar)

peki am/is/are'ın kisaltmasi nasıl yapılır ?
söyle yapilir :

i'm (i am)
you're (you are)
he's/she's/it's (he/she/it is)
we're (we are)
they're (they are)


can/can't (edilmek-abilmek)

can't acilimini bilmeyenler için açılımı can not'tur. yardımcı fiil (am/is/are) gelmez

bu konudan örnek vericek olursak :

i can fly (ben uçabilirim)
you can't learn (sen öğrenemezsin)
he can do (o yapabilir)
we can't play (biz oynayamayız)
they can sit (onlar oturabilirler.

have got/has got (sahiplik)


have/has got türkçe'de sahip olmak anlamındadır. sahip olduğunuz bir şeyi ifade etmek için kullanılır.

i, you, we they'de havent got kullanılırken
he, she, it'te has got kullanılır

örnek olumlular :

i have got a car (benim bir arabam var)
you have got a car (senin bir araban var)
we have got a car (bizim bir arabamız var)
they have got a car (onların bir arabası var)
he has got a car (o bir arabaya sahip)
she has got a car (o bir arabaya sahip)
it has got a car (o bir arabaya sahip)

örnek olumsuzlar :

i haven't got a car (benim bir arabam yok)
you haven't got a car (senin bir araban yok)
we haven't got a car (bizim bir arabamız yok)
they haven't got a car (onların bir arabası yok)
he hasn't got a car (o bir arabaya sahip değil)
she hasn't got a car (o bir arabaya sahip değil)
it hasn't got a car (o bir arabaya sahip değil)

türkçe'ye çevirirken genelde "bir arabaya sahibim" şeklinde çevirmeyiz. iki dil arasındaki bu farklılık bazen ingilizceyi yeni öğrenenler için sorun teşkil edebilir.

"benim iki kızkardeşim var" cümlesini ingilizce'ye çevirmek isteyen bir kişi, "var" kelimesine aldanarak "there is/are" kalıbını kullanabilir ve tabi ki yanlış olur. o yüzden cümlenin sahiplik anlamı içerip içermediğine bakılmalıdır.

- she has got two sisters. (onun iki kızkardeşi var veya o iki kızkardeşe sahiptir)
- we have got many pens. (bizim çok kalemimiz var veya biz çok kaleme sahibiz)

bu iki cümle arasında anlam olarak fark yoktur. ancak olumsuz ve sorularda durum aynı değildir. aşağıda iki farklı şekilde kurulmuş cümlelerin olumsuz ve soru yapılış şekillerini inceleyiniz.

(+) ı have got a book.
(-) ı haven't got a book.
(?) have ı got a book?

(+) ı have a book.
(-) ı don't have a book.
(?) do ı have a book?

should/shouldn't (tavsiye)

should basit bir kalıptır yardımcı fiil kullanılmadığı için.

should kullanımı cümleye “bence, şunu yapman iyi bir fikir.” anlamı katar.
shouldn’t kullanımı cümleye “bence, şunu yapman senin için kötü bir fikir.” anlamı katar. cümlesinde kullanan kişinin kendi öz fikridir.

ornek :

you should learn that (bunu ögrenmelisin)
you shouldn't learn that (bunu öğrenmemelisin)
you shouldn’t speak too loud in a cinema (sinemada yüksek ses konuşmamalısın.)
devamını gör...
globalleşen şu dünyada artık kesinlikle bilinmesi gereken lisan.her yerde çok gerekli zira. diğer dillerin aksine pek fazla zorluğu yoktur. benim şahsen oyunlar'dan öğrendiğim dildir.
devamını gör...
#306740
sevgili uçurulmuş yazar sağolsun sayesinde %1 ini öğrendiğim dildir.
devamını gör...
valla kafa falan bırakmadı, elim ayağım titriyor ne zaman öğreneceğim ben bunu altan..
devamını gör...
dünya dilidir. bilinenin aksine öğrenmesi oldukça kolaydır, pratik gerekir yalnızca.
devamını gör...
zorluğuyla ilgili en güzel tabir sarı fırtına metin tekin'den: "ingiliz olarak doğsaydım, gene ingilizce öğrenemezdim.."
devamını gör...
insanımızın perfect tenselere geçince tıkandığı dildir.. hoş ben her seferinde anlıyorum ama sonra unutuyorum "nasıldı bu tense" diye kalıyorum..
ama çok da sorun olmaz.. gözünüz korkmasın perfect tenselerden.. basittir, hepsini belli kullanım amaçları vardır.. ve sadece o amaçlar için kullanılır simple tenseler kadar geniş bir kullanım alanları yoktur, bu sebeple nadir kullanılır.. ama kullanılır, dolayısıyla bilmek de gerekir..
devamını gör...
2000 sonrası neslin oyunlar sayesinde öğrendiği, 2000 öncesi neslin özel bir merak ile öğrendiği, 3 zaman, temel kelimeler ve özgüven ile konuşulabilecek dil.
devamını gör...
ı learned english on the streets
devamını gör...
öğrenmesi gerekilen dil.
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"ingilizce" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.