erik erikson vb kişiler psikodinamik kuramı eğip büküp (freud'a saygısızlık olmasın diye 'change my mind') psikokültürel kuramı geliştirmişler eyvallah ama akademik psikoloji freud'a popüler kültür kadar değer vermiyor haberiniz olsun.
devamını gör...
freud ve ardıllarını eleştirecek kadar psikanaliz okuması yapmış değilim. sadece şunu söylemek isterim. freud söylediği her şey % 100 doğru olarak kabul edilesi biri olduğu için değil kimsenin söylemediği hatta farkında olmadığı kavramları tartışmaya açtığı için psikiyatride bir kilometre taşı.
devamını gör...
psikoloji devrine göre ele alınacak bir olgu değildir . freud kuramlarının çoğu doğrudur insanlara gülünç gelme sebebi cinselliğe kafayı takmış olmasıdır cinsellik de kafaya takılacak bir konudur ayrıca . zaten freud hayattayken de freuda gülen bir sürü bilim insanı vardı isimlerini bile bilmiyorum ama freud kuramlarıyla günümüze kadar ulaşmış bir beyefendidir.
devamını gör...
freud'un yaşadığı dönemde ünlü olması, zamanında kuramlarının iş yapması ve hala bu kadar önem atfedilmesi, zamanında freud'un kendi reklamını çok iyi yapmasından ziyade, edward bernays'ın freud'un teorilerini birtakım işlerde kullanmasından kaynaklıdır. edward bernays, halkla ilişkilerin* babası ve freud'un yeğenidir. tüm başarısını da freud'un kuramlarıyla elde eder. bernays'ın, ''torches of freedom'' ve procter & gamble için yaptığı ''ivory soap'' propagandası, dünyadaki hala en iyi yankı uyandıran propagandalardan ise bu başarı freud'un da başarısıdır. yani freud; yabana atılacak, çalışmaları küçümsenecek birisi olmadı hiçbir zaman benim için.

fakat dönemin gerçekliğini de göz ardı etmemek gerekir ki burada da başlığın sahibi bir nebze haklıdır. bugün avrupa'da psikanaliz ile iyileşme yöntemi artık devlet desteğinden çıkarıldı. sebebi de çok uzun zamanlara yayılması ve iyileştirici etkisinin olup olmamasından kaynaklı. bence de doğrudur çünkü zamanında freud'un da çok hastası olmamıştır. ve 10 tane hastaya 10 sene psikoterapi uygulayınca zaman mı iyileştirdi, psikanaliz mi, kişi kendi içinde mi çözdü, unuttu mu ne oldu gibi birçok faktörün olması düşündürüyor. bu noktada haklılar. eski desteği devletlerden de görmüyor artık freud kuramları.

artı olarak; freud'un kuramlarının doğu felsefesi ile harmanlanıp, bilinçaltı temizliği* gibi safsatalara kurban gitmesi de * bu dönemde ''çok gülünç, işe yaramaz'' denilmesinde bir etkendir. doğu felsefesi haliyle daha mistik ve gizemli bir şeyken bunu batı ürünü olan psikanalizle harmanlamak da ayrı bir kafa tabii. ama freud eskisi gibi kalmadı gerçekten. sonsuz saygı duyulması gereken, her ne olursa olsun kuramları okunup, anlaşılıp ders alınması gereken kişidir. tüm kuramları yanlış ya da tüm kuramları doğru demek de doğru değildir. sadece manipüle edilmeye açık ve toplumsal/ahlaki değerlere aykırı olması nedeniyle kabulü zordur.

edit: sizin için oturup 1 saat eski kaynaklarımı taradım, isimleri hatırlayamadım kriz geçirdim, içimde nice kritikler yaptım ve sonunda bitirdim. afiyetle.
konuyla ilgili ilgi çekici bir belgesel de bırakayım size: the century of the self
devamını gör...
“psikanaliz tarihiyle” yakından ilgilenen bir tarihçi olarak meseleyi en başından başlayarak kısaca anlatmaya çalışayım.

sigmung freud, viyanalı yahudi bir nörologtur. freud, psikanaliz kuramını ortaya atmadan önce hâlihazırda “psikoloji” adlı bir disiplin vardı. ancak “psikoloji” disiplini pek itibar görmüyordu dünyada. akli melekelerini yitirdiği düşünülen varlıklı kimseler, özellikle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında isviçre’de bolca bulunan rehabilitasyon merkezlerine kaldırılıyorlardı. tıpkı tüberkülozdan muzdarip olanlar gibi. psikologlar da bu kişilere bir nevî “hasta bakıcı” olarak refakat ediyorlardı. hastalara uygulanan tedavi yöntemleri bilimsel temelden yoksundu, çoğunlukla alternatif yöntemlerdi. psikiyatri sözcüğü ise 19. yüzyılın başından itibaren bir ıstılah/terim olarak kullanılıyordu fakat akademi camialarının üzerinde fikir birliğine vardığı bir disiplin değildi.

psikanaliz kavramının isim babası ise freud’un hocalarından biri olan breuer’dir. ancak breuer yalnızca ismin mucididir, psikanalitik tekniğin değil. freud, psikanalitik kuramı geliştirdiğinde bütün dünyanın ilgisini çekmeye başladı. bu ilgi zamanla o kadar arttı ki, psikanalist olmayı kafasına koyan o zamanlar çoğu 30’lu yaşlarında olan genç entelektüeller freud’un evinde toplanmaya başladılar. bir süre sonra her çarşamba günü, akşam yemeğinden sonra freud’un evinde toplanmaya karar verdiler. buna da “çarşamba psikoloji toplantıları” denildi. freud’a büyük saygı duyduklar için ona “herr professor” diye hitap ediyorlardı, zamanla bu bir tür ulvi lakap haline geldi.

bu toplantılara katılanlar arasında: alfred adler, carl gustav jung, otto rank, ernest jones, karl abraham, max eitingon, sandor ferenczi v.b. gibi isimler vardı. yani bugün büyük bir kitabevinin psikoloji kitaplığına baktığınızda göreceğiniz klasikleşmiş kitapların yüzde doksanından fazlası bunların eserleridir. hepsi, freud’un eski öğrencileridirler.
freud, bu toplantıları yeterli bulmadığı için 1907’de “wiener psychoanalytische vereinigung”u kurdu. (viyana psikanaliz derneği).

herkesin dilediğinde söz alabildiği, tatlıların yenip puroların içildiği, samimiyetin ön planda olduğu “çarşamba toplantıları” yerini hiyerarşinin apaçık hissedildiği ve ciddiyetin önem kazandığı dernek toplantılarına bıraktı. artık kimin ne kadar konuşacağına doğrudan doğruya freud karar veriyordu. bu toplantılar uzun süre devam etti.

kısa keserek, freud’un yaşamının son dönemine değinelim biraz. psikanalitik kuram abd ve ingiltere’de de fazlasıyla popülerlik kazanmış hatta yaratıcısı freud’un adı anılmadan tartışılmaya başlanmıştı. yaratıcısının adını gölgede bırakacak bir üne kavuşmuştu psikanaliz.
freud’un en küçük kızı anna freud da babasının izinden giderek psikanalist olmuştur. özellikle “çocuk psikolojisi” alanında hâlâ saygınlığını koruyan biridir. melanie klein ile girdiği uzun yıllar süren akademik tartışma meşhurdur.
yıllar içerisinde, bir sağaltım yöntemi olarak görülecek olan antidepresan ilaçların ortaya çıkışıyla beraber; edebiyatın, tıbbın, antropolojinin ve dinler tarihinin kıyılarında gezinen “psikanalitik kuram” itibar görmekle birlikte unutulmaya yüz tutmuştur.

(youtube’da paylaştıkları videolarda “pişmiş kelle gibi sırıtarak, hayatınızı değiştirmeye bugün başlamak istemez misiniz?“ türünden cümleler kuran “psikologların” takdir edersiniz ki eve ya da kütüphaneye kapanarak freud’un ve diğer psikanalistlerin kuramlarını, yaklaşımlarını okumaları beklenemez. bunların kahir ekseriyeti henüz ingilizceyi de öğrenemediği için akademik kaynakların nasıl taranacağından da habersizdir. o nedenle “çoksatanlar” bölümünde kendilerine her zaman yer bulan kişisel gelişim endüstrisinin kitaplarını almakla yetinirler).

naziler, iktidarı tamamen ele geçirdiklerinde freud’un kitaplarını meydanlarda yakmışlar, yıllar evvel kurduğu yayınevini talan ettikten sonra kapatıp mühürlemişler ve freud’u da göç etmeye zorlamışlardır.
o dönemde oldukça iyi kazanmasına rağmen bütün ailesini gitmeyi karar verdiği londra’ya götürmesini sağlayacak parayı denkleştirememiştir freud. çünkü naziler, ülkeden çıkış parası istemişlerdir yani bir nevî haraç. bunun üzerine yakın dostu marie bonaparte’ın (napoleon bonaparte’ın yeğeni) maddi desteğiyle yaşlı kız kardeşleri hariç bütün yakınlarıyla beraber londra’ya hicret etmiştir. gitmeden evvel naziler ona bir evrak imzalatmışlardır. evraktaki metni paylaşıyorum.

erklärung. ıch bestätige gerne, dass bis heute den 4. juni 1938, keinerlei behelligung meiner person oder meiner hausgenossen vorgekommen ist. behörden und funktionäre der partei sind mir und meinen hausgenossen ständig korrekt und rücksichtsvoll entgegen gereten. wien, den 4. juni 1938
prof. dr. sigmund freud

türkçesi:
beyan. 4 haziran 1938’e dek şahsıma ve hane halkına rahatsızlık verilmediğini gönüllü olarak teyit ediyorum. parti yetkilileri, bana ve aileme karşı her zaman düzgün ve ölçülü davranmışlardır.
4 haziran 1938, viyana. prof. dr. sigmund freud
devamını gör...
kime göre ve neye göre gülünç geldiğini merak ettiğim konudur. neticede psikanaliz o kadar derin bir konu ki şahsen ben öğtenirken gülmeye vakit bulamadım. hatta genel de vay be dediğim yanları daha çok oldu..
devamını gör...
ağzı olan hakikaten konuşuyormuş.
gülünç dedi ya la.

sigismund freud bitiyormuş, psikanaliz aslında çözüm değilmiş, uzun zaman aldığı için kişi zaten iyilesiyormus.

gestapolara gelesin sayın yazar diyeceğim ama ruhunda derin yaralar bırakacağı icin sonrasında bir psikanaliz arayışına girersen ve bu seni güldürürse, gülerken yaran incinirse ben buna dayanamam.
devamını gör...
mezun olduğum üniversitenin psikoloji bölümünde freud öğretilmiyor bile. başka bir şey demiyorum.

tanım: bir önerme.
devamını gör...
(bkz: freud'a o konuda ben de çok dargınım)
devamını gör...
herifi linç etmişler tabi de pek haksız sayılmaz. lacan zaten freud'dan geriye pek bişey bırakmadı. postmodern dönem ve akademide 'everything goes' kafası devam ediyo. post-yapısalcılar ele geçirdi mitolojiyi antropolojiyi. dumezil aşağı dumezil yukarı. diyalektik okuma falan beklemeyin bu saatten sonra. bizimkiler hala fallus üzerinden freud okuyolar şaka gibi..
devamını gör...
freud ve kuramı hala anlaşılamayan teoremlerle doludur ve daha önemlisi freud'u takip eden kohut, masterson, kenberg ve daha birçok kuramcı için dürtü çatışma kuramının önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu bilmeden, adler ve jung gibi bilindışı alanda çığır açmış kuramcıların freud'dan nasıl esinlendiklerini bilmeden böyle bir iddiada bulunmak yanlıştır.
devamını gör...
madem ‘bilgi’ verenler olmuş, bir de şu yönüyle bakmak lazım bu önermeye diyerek fikrimi belirtmek isterim.
freud’a ‘laf atmak’ çok cool bir şey, en azından freud’u eleştirenler öyle sanıyor. nerede konusu açılsa ısrarla detaylandırabilecekleri paslar atıyorum fakat kimsenin hiçbir şey bilmediğini görüyorum. yani freud saçma diyor ama freuda dair ne bir konferans izlemiş ne bir konuşma dinlemiş ne de freuda dair akademik düzeyde bir yazı okumuş. varsa yoksa ekşiden duyduğu, instagram capsleri, her şey seks ehu ehu’dan öteye gitmiyor. freud koskoca bir alan açmış psikolojide ve etkileri hala psikolojyi domine edici güçte. adam ya da kadın gelmiş freud çok saçma yeaa diyor. nesi saçma diyorsun? abi bilimsel değil diyor. yahu kanıtlanabilirlik bilimselliğin kriteri, hakikatin değil ki. yani yolda hırsızlık yapan birini durdurup çaldığı şeyi yerine koymanız bilimsel mi? değil ama hakikat adına iyi bir şey, neden bunu yaptığınızın bilimsel bir açıklamasına gerek var mı? bence o da yok. yani freud’u zaten okumamış etmemiş adamlar eleştiriyor bir de üstüne yanlışlanabilirlik ilkesine yaslanıyor. nereden tutsan elinde kalır..
edit: imla
devamını gör...
bize böyle bir bilgi gelmedi
devamını gör...
her bilim dalı eski dönemlerde yapılan araştırmaların geliştirilmesi üzerine alanına bir şeyler katar ve gelişme gösterir. aksi takdirde bilim ilerleyemez. bu durum temel argümanlar hariç bütün bilim dalları için geçerlidir.

özellikle sosyal bilimler alanındaki gelişmeler ve değişiklikler tıp, fen bilimleri vb. alanlara göre çok daha hızlı olabilmektedir, çünkü toplum, kültürel yapı teknolojinin de etkisiyle öngörülemeyen bir değişim yaşamaktadır.

dolayısı ile freud okunmalı, ondan ilham alınmalı ancak bilimsel alana katkı sağlamak için özgün kuramlar geliştirilmelidir. unutulmamalıdır ki, "çırak, ustayı geçmezse o meslek ölür."
devamını gör...
bence lacan daha iyi.
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"freud'un kuramlarının günümüzde gülünç olması" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.