zamanda yolculuk edebilmenin bir yolu: fotoğraflar.

hepsinin bir hikayesi var, kimi hiç hatırlamadığımız bebeklik yıllarımıza ait, kimi pos bıyıkları ve çatık kaşları ile ürkütücü bir görünüme sahip büyük büyük dedemize ait, kimi de karşısında büyülendiğimiz ve ondan bir parça saklamak istediğimiz olağanüstü bir manzaraya.
sadece bunlarla da sınırlı değil üstelik. kimi fotoğraflar tarihi bir ânı betimler bize, kimi de unutulmaya yüz tutmuş bir aşkı. bazıları siyah beyazdır, bazıları rengarenk. köşesi yanıktır bazısının, sararmıştır belki, haşeratlar yemiştir birazını, bazısının da arkasında maviye bulanmış ahmed arif dizeleri:

yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamlardan,
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...


bu başlığı, anlatmak istediğim çok fazla fotoğraf hikayesi olduğu için açıyorum. düşündüm de, belki sözlüğün diğer yazarları da anlatmak isterler çeşitli fotoğrafların hikayelerini.*

ilk hikaye ile başlayayım. bu hikaye tarihin ilk fotoğrafının* hikayesi.*

görsel

tarihin ilk fotoğrafı bundan yaklaşık 200 yıl önce* fransa'da bir mucit, joseph nicéphore niépce, tarafından çekildi. fotoğrafta neyin ne olduğu tam anlaşılamasa da orada yer alan şey mucitin burgonya'daki evinin* penceresinin manzarası.
niépce, karakutu kullanarak görüntüyü üzeri bitümen* kaplı kurşun-kalay alaşımı özel bir plakaya düşürmüş, 8 saatten fazla pozlanmasını beklemiştir.*
niépce, çalışmalarını yıllar sonra ingiltere kraliyet cemiyeti'ne sunsa da maalesef bu çalışmalar cemiyetin ilgisini çekmedi.
ilk fotoğrafın nasıl çekildiğini anlatan şöyle de bir video var:


ayrıntılı bilgi ve diğer fotoğrafları için buradan
devamını gör...
belçika'lılar, sömürgeleri kongo'da, "yeterince" çalışmayan çocukların ellerini kesmişlerdir.
görsel

bu resimde, beş yaşındaki kız çocuğunun kesilen ellerine bakan baba.
görsel
devamını gör...
hepimiz mutlaka görmüşüzdür bu fotoğrafı: 5. solvay fizik konferansı* (1927)
görsel

bu fotoğraftan yola çıkarak solvay konferansları'nın ünlü birkaç fotoğrafını anlatmaya çalışacağım.

solvay konferansı ilk defa belçikalı bir kimyager ve iş adamı olan ernest solvay'in çabalarıyla 1911 yılında belçika'nın başkenti brüksel'de bir otelde,* nobel ödüllü fizikçi hendrik a. lorentz başkanlığında yapıldı. konferansın amacı dönemin öncü bilim insanları ile fizik ve kimya alanlarında güncel yaklaşımları tartışmaktı.

1. solvay konferansı (1911)*
görsel

fotoğrafta size tanıdık gelen birileri var mı? birkaçını sıralayayım ben:

-masanın baş kısmında, gür beyaz sakalıyla ve şık papyonuyla gözlerini kameradan kaçıran kişi ernest solvay'in ta kendisi.
-solvay'in hemen sol tarafındaki* kişi konferansın başkanı nobel fizik ödülü* sahibi fizikçi hendrik lorentz.
-lorentz ile solvay'in arasında kaytan bıyıkları ile gülümseyen kişi arnold j.w. sommerfeld. sommerfeld, joseph j. thomson'ın öğrencisi.*
-lorentz'in hemen üstünde ve bize göre hafif solunda kalan, saçlarını ikiye ayırmış kaytan bıyıklı kişi nobel fizik ödülü sahibi* maurice de broglie. evet evet şu de broglie dalga boyundan hatırladığımız de broglie.
-de broglie'nin arkasında sadece başı ve sağ omzu görünen kişi ferdinand von lindemann. kendisi pi sayısı üzerine çalışmaları ile bilinir. aynı zamanda arnold sommerfeld'in de hocasıdır.
-fotoğrafın sol alt kısmında pos bıyıkları, keçi sakalı ve ciddi duruşuyla kameraya bakan kişi nobel kimya ödülü* sahibi walther h. nernst. sayısalcı yazarlar hatırlar belki, elektrokimyadaki nernst denklemini bulan kişi olur kendisi.
-nernst'in hemen yanındaki kişi ingiliz fizikçi marcel l. brillouin. kendisini daha sonra meşhur solvay fotoğrafında da göreceğiz.
-fotoğrafın sağ alt kısmında kamerayla hiç ilgilenmeyen ve yanındaki bilim kadınına bir şeyler anlatıyor gibi görünen kişi ünlü fransız matematikçi ve fizikçi henri poincaré. (bkz: poincaré hipotezi)
-ve evet tahmin ettiğiniz üzere henri poincaré'nin hemen sağındaki, elini başına dayamış sıkılgan bir ifadeyle bakan kişi büyük bilim kadını, nobel fizik* ve kimya* ödülü sahibi marie curie.
-fotoğrafın sol üst ikinci sırasındaki alnı açık, hafif kısa boylu ve pos bıyıklı kişi nobel fizik ödülü* sahibi max planck
-lorentz'in sol çaprazında, en arkada ayakta uzun boylu ve nispeten kısa bıyıklı kişi avusturyalı fizikçi friedrich hasenöhrl. burada biraz durmak istiyorum.

hasenöhrl'ü belki hiçbirimiz tanımayız fakat e=mc^2 formülünü hepimiz duymuşuzdur. einstein'a ait diye biliriz değil mi? evet kesinlikle öyledir. prof. hasenhöhrl bu formülü einstein'dan tam bir sene önce bulmuş kişidir. fakat küçük bir farkla, hasenhöhrl'ün formülünün başında 4/3 katsayısı vardır, dolayısıyla bulduğu formül e=4/3 mc^2 şeklindedir. hasenöhrl'ün bu buluşu maalesef dikkatleri einstein kadar çekmemiştir. prof. hasenöhrl aynı zamanda ludwig boltzmann ve heike k. onnes'in öğrencisi, h.a. lorentz'in arkadaşı, schrödinger ve karl herzfeld'in hocasıydı. schrödinger daha sonra nobel fizik ödülü alacak, herzfeld ise amerika'da joseph weber isimli fizikçinin hocalığını yapacaktı. weber de 1962-63'te nobel fizik ödülüne aday gösterilecek fakat ödülü weber'le aynı konuyu çalışan nikolay basov ve aleksandr prokhorov alacaktı.

-poincaré'nin başını üstünde gür bıyıkları ile kameraya gülümseyerek poz veren kişi nobel kimya ödülü* sahibi ernest rutherford.
-rutherford'un hemen solundaki yanlış kameraya gülümseyen pala bıyıklı kişi nobel fizik ödülü* sahibi hollandalı fizikçi heike k. onnes. onnes'in hocalarından biri gustav r. kirchhoff (kendisini kirchoff yasalarından tanır bazılarımız). onnes'in öğrencilerinden biri olan pieter zeeman, 1902'de hendrik lorentz ile birlikte nobel fizik ödülü almıştır. onnes, helyumu sıvılaştırmayı başaran ilk kişidir.
-ve son olarak fotoğrafa bakınca herkesin şıp diye tanıdığı, fotoğrafın sağ üst ikinci sırasındaki, bıyığı ve saçı henüz beyazlamamış, genç ve düşünceli kişi nobel fizik ödülü sahibi* albert einstein.
-fotoğrafın geri kalanındaki kişiler önemsiz sanmayın sakın, neredeyse hepsi nobel ödülü sahibi,* dönemin önde gelen bilim insanları.

1911'deki bu konferansın ardından 1912'de solvay enstitüsü kuruldu ve enstitü aracılığıyla her üç yılda bir konferanslar düzenlenmeye başlandı.

2. solvay konferansı(1913)*
görsel

3. solvay konferansı(1921)**
görsel

4. solvay konferansı(1924)*
görsel

ve nihayet o ünlü fotoğrafın çekildiği 5. solvay fizik konferansı**
görsel

bu konferansa ait kısa bir video kaydı da var üstelik!!
ingilizce hali buradan
türkçe altyazılı buradan

fotoğrafta kimler var sol üstten sırasıyla bakalım:

-en sol üstteki kişi august piccard. helyum balonları üzerine çalışmaları ile bilinen isviçreli fizikçi, aynı zamanda batiskaf isimli insansız denizaltı gözlem aracının mucidi. bu araç sayesinde yeryüzünün en derin noktası olan mariana çukuru gözlemlenebildi.
-piccard'ın hemen solundaki kişi fransız kimyacı émile henriot. kendisi madame curie'nin danışmanlığında araştırmalar yapıyordu.
-henriot'un solundaki kişi avusturyalı fizikçi paul ehrenfest. kendisi ludwig boltzmmann danışmanlığında çalışmalarını yürütüyordu. boltzmann'ı tanıyanlarınız vardır belki (entropi formülü ve boltzmann sabiti desem? peki ya boltzmann denklemi? ). boltzmann aynı zamanda walter h. nernst'in* de çalışma arkadaşıydı.
-onun da solundaki kişi belçikalı kimyacı édouard herzen.
-herzen'in yanındaki kişi belçikalı fizikçi théophile ernest de donder. kendisi brüksel'de henri poincaré'nin* danışmanlığında çalışıyordu.
-onun da solundaki kişi karizmasıyla dikkat çeken nobel ödüllü* fizikçi erwin schrödinger. kendisi hakkında pek yorum yapmaya gerek yok sanırım aşağı yukarı herkes tanıyor. ayrıca kendisinin hocası friedrich hasenöhrl olur.*
-schördinger'in hemen sol kolundaki kişi belçikalı fizikçi jules-émile verschaffelt. kendisi heike k. onnes'in* laboratuvarında çalışıyordu.
-sıradan devam ediyoruz ve karşımıza wofgang pauli çıkıyor (pauli dışarılama ilkesini bilir bazılarımız). kendisi henüz 21 yaşındayken fizik doktorasını tamamlamıştı. dışarılama ilkesini keşfetmesi ile bizzat albert einstein tarafından nobel'e aday gösterilmiştir ve aynı yıl* nobel fizik ödülünü almıştır. kendisinin hocası arnold sommerfeld'dir.*
-sıradan devam ediyoruz ve karşımıza nobel fizik ödülü* sahibi werner heisenberg çıkıyor, bazılarımız kendisini belirsizlik ilkesinden tanır. kendisi aynı zamanda sommerfeld'in de öğrencisidir.
-pauli'nin hemen sol kolundaki kişi ingiliz fizikçi ralph h. fowler. kendisi 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden paul dirac'ın hocasıdır.
-fotoğrafın en sağ üstünde kalan kişi ilk solvay konferansı'nda da gördüğümüz marcel brillouin.
-orta sıranın en solunda oturan kişi nobel kimya ödülü* sahibi hollanda-amerika'lı fizikokimyacı peter debye.
-orta sıradan devam ediyoruz, danimarkalı fizikçi martin knudsen.
-knudsen'nin sol kolundaki kişi nobel fizik ödüllü* lawrence bragg.
-sıradaki kişi hollandalı fizikçi hans a. kramers. kendisi niels bohr ve paul ehrenfest'in de öğrencisi.
-kramers'in sol kolundaki kişi ünlü ingiliz fizikçi paul dirac. kendisi 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden olup 1933'te schrödinger ile birlikte nobel fizik ödülünü almıştır.
-dirac'ın hemen yanındaki kişi ünlü amerikalı fizikçi arthur h. compton. compton etkisi (ya da saçılması) keşfi ile nobel fizik ödülünü* almıştır.
-compton'nun yanında ilk solvey konferansı'nda da gördüğümüz l. de broglie var.
-de broglie'nin yanında nobel fizik ödüllü* alman fizikçi max born yer alıyor. ilk solvey konferansı'nda da bahsetmiştim, kendisi j.j.thompson'un öğrencilerinden ve j.r.oppenheimer'ın da hocalarından biri.
-ve sıradaki kişi nobel fizik ödüllü* ünlü danimarkalı fizikçi niels bohr.
-en sol altta oturan kişi nobel kimya ödüllü amerikalı kimyacı ırving langmuir. kendisi aynı zamanda ilk solvey konferansı'ndan tanıdığımız w. nernst'in de öğrencisidir.
-sıradaki kişi max planck. ilk solvey konferansı'nda da bahsetmiştik.
-planck'in hemen sol kolundaki hanımefendi marie curie. kendisi için ayrı başlık atmak lazım, zira hakkında yazılacak tonlarca kelime var.
-fotoğrafın merkezinde ve belki de toplantının en büyük iki ismi olan madame curie ile albert einstein'ın arasında duran kişi solvey konferansı'na son kez başkanlık edecek olan hendrik lorentz.
-lorentz'in öbür yakasındaki ismi hep bir ağızdan bağırabiliriz albert einstein!!
-einstein'in sol kolundaki kişi fransız fizikçi paul langevin. kendisi madame curi'nin eşi olan fransız fizikçi pierre curie'nin öğrencisi olur aynı zamanda. l.brillouin ve de broglie'nin de hocasıdır.
-langevin'in yanındaki kişi isviçreli fizikçi charles-eugène guye.
-sıradaki kişi bulut odası keşfi ile nobel fizik ödülünü* alan iskoç fizikçi ve meteorolog c.t.r. wilson.
-fotoğrafın en sağ altındaki kişi ise nobel fizik ödüllü* ingiliz fizikçi o. willans richardson. kendisi aynı zamanda j.j.thompson'un da öğrencilerinden biri.

solvay konferansları daha sonra bir yıl arayla olmak kaydıyla düzenlenmeye devam etti.*

gerçekleştirilen son fizik konferansı 2017 yılında ''the physics of living matter: space, time and information in biology''* başlığıyla toplandı.
görsel

gerçekleştirilen son kimya konferansı 2019'da ''computational modeling: from chemistry to materials to biology'' başlığı ile toplandı.
görsel

son konferans ekim 2020'de 28. solvay fizik konferansı olacaktı fakat küresel pandemi nedeniyle ekim 2021'e ertelenmiş durumda.

ayrıntılı bilgi için buradan

bütün bu cümleler bütününde anlatmaya çalıştığım tek bir şey vardı: bilimin bir kültürü olduğu. isimlerini saydığım bütün bu bilim insanlarına tekrar bakın, hepsi birbirinin hocası/öğrencisi, ki bunu özellikle belirmeye çalıştım satır aralarında.* bilim böyle bir şeydir, bilimde usta ve çırak vardır. ustanın başlattığını çırak ilerletir. şimdi tekrar bakın bu bilim insanlarına, onların öğrencilik yaptığı okullara, onların hocalık yaptığı okullara. bu okullara dışarıdan hoca atayamazsınız, bu okullara dışarıdan öğrenci getiremezsiniz, bu okullara dışarıdan müfredat uygulatamazsınız.
bilim bir kültür üzere ilerler, o kültürün oluşmasına müsaade etmezseniz gazi yaşargil gibi bir adamı zürih üniversitesi'ne, aziz sancar gibi bir adamı kuzey karolina ünivesitesi'ne kaptırırsınız. ardından da el çırparsınız 'o bir türk' diye.

ekleme: zaman içinde bu tanıma eklemeler çıkarmalar yapmayı planlıyorum
devamını gör...
ne yazık ki üzücü bir hikâye yazacağım. çok duygusal ve hassas yapıda olan arkadaşlar fotoğraflara tıklamasın. moral bozucu olabilir.

fotoğrafçı stanley forman'a pulitzer ödülü kazandıran fotoğrafın hikâyesi bu. forman, bir gazete için haber yapmak üzere bir yangın bölgesine gitmiş. orada çekim yaparken, itfaiyenin uzattığı yangın merdiveninden kurtarılmaya çalışılan bir kadınla çocuğun, merdivenin yıkılması sonucu aşağıya düşmelerine şahit olmuş. o sırada çekim yapmaya devam etmekteymiş.

ödülü kazanmaya kazanmış ama, bu fotoğrafla birlikte, bir fotoğrafçının (ya da gazetecinin) işini yapmaya hangi noktada son vermesi gerektiği, bu tür rahatsızlık verici fotoğrafları yayımlamanın etik olup olmadığı gibi tartışmalar da beraberinde gelmiş. ancak yetkililerin, yangın merdivenlerinin sağlamlığı ve güvenliği konusunda daha fazla tedbir almasını sağlamış aynı zamanda.

çocukla kadına gelince... çocuk kurtarılmış, ama kadın ne yazık ki hayatını kaybetmiş.

görsel
(görsel, alchetron. com'dan alıntıdır.)

görsel
(görsel, pbs.twimg. com'dan alıntıdır.)

görsel
(görsel, cloudfront. net'ten alıntıdır.)
devamını gör...
görsel

geleneksel giysileri üzerinden zorla çıkartılan, saçları kazıtılan ve kendisine sözde medeni giysiler giydirilen bu küçük kızılderili çocuğun adı saskatchewan...

regina kızılderili okuluna amerikan hükümeti tarafından zorla gönderildi. diğer kızılderili çocuklara yapıldığı gibi okula başlamadan önceki hali fotoğraflandı...

sonra bu vahşiyi (!) nasıl medenileştirdiklerini göstermek içinse diğer fotoğrafı çektiler...

tabi unutmadan şunu da söyleyelim. ikinci fotoğraf çekildiğinde saskatchewan yoktu artık. adı thomas moore olmuştu.
devamını gör...
cleveland balon festivali (1986)

2500 kişi tarafından şişirilmiş 1.5 milyon balonun serbest bırakıldığı festival, pek de planlandığı gibi gitmemiş. balonlar, parçalanabilen lateksten yapılmış ve belli bir yere kadar uçup orada patlayacakları hesaplanmış.

fakat hesapları alt üst eden bir şey olmuş; bir fırtına. balonlar rüzgârın etkisiyle, gitmeleri gereken yere doğru değil, şehrin içine doğru doluşmuşlar. şiddetli yağmur ile bir kısmı patlamamış halde yerlere kadar inmiş ve balonların temizlenmesini bekleyen uçakların yarım saat rötar yapmasına neden olmuş.

bir çiftlikteki atların yaralanmasına sebep olmuş. atların sahibi daha sonra bu sebeple açtığı davayı kazanmış.

en kötüsü de, her yere dolan bunca balon nedeniyle, kayıp olduğu bildirilen 2 balıkçıyı arama çalışmalarının yapılamaması olmuş. nehrin üstü balonlarla kaplandığından arama çalışmaları gecikmiş ve 2 balıkçı daha sonra ölü olarak bulunmuş.

özetle; rekorlar kitabına girmeyi başarmış cleveland ama bedeli ağır olmuş.

görsel
devamını gör...
hayatımın en umutsuz zamanlarından birindeydim, geçen yıl bu zamanlarda. yalnızdım, mutsuz ve de çirkindim. bir anda bir sebep ortaya çıktı ve sinop'ta buldum kendimi. tek başıma* bir haftalık nefis bir tatil. hayatımın en eğlenceli en keyifli zamanlarıydı diyebilirim. yeri geldi tek başıma bütün bir şehri alt üst ettim.* yeri geldi 65 yaş üstü dostlarla* uzuuun ve sağlıklı akşam yemekleri yedim. ölmüş arkadaşlarını anıp, kah üzüldüler kah o takma dişleriyle tatlı tatlı gülümsediler. ve tabii ki bu fotoğrafın konusu, hayatımda ilk kez motora bindim. kendimi öyle özgür hissettim ki o an, tamam ya dedim. halledemeyeceğim hiçbir şey yok. motorla, ülkenin en kuzeyine, en ucuna gittim. işte bu ülke bu kadar dedim. hayat da bu kadar. böyle günlerin hatrına bile olsa yaşamalı insan. devam etmeli. benim için çok kıymetlidir bu yüzden bu fotoğraf.

görsel
devamını gör...
kevin carter tarafından sudan'da çekilmiş olan, birçoğumuzun daha önce görmüş olduğu son derece trajik fotoğraf: akbaba ve küçük kız.

görsel
(görsel, cloudfront. net'ten alıntıdır.)

kızın anne ve babası, birleşmiş milletler'e ait yiyecek dağıtılan merkezlerden birine giderken küçük kızı kısa süreliğine oraya bırakırlar. bu sırada kızın arkasına konan bir akbaba, büyük ihtimalle küçük kızı yemek niyetindedir. carter önce birkaç fotoğraf çeker ve ardından akbabayı kovalar oradan. daha sonra kızı orada bırakarak yiyecek merkezine gider.

***

fotoğraf, 1993 yılında çekildi ve the new york times adlı gazeteye verildi. ardından birçok insan, çocuğun hayatta olup olmadığını öğrenmek için gazeteyi telefon yağmuruna tuttu.

o dönemde carter ağır eleştirilere maruz kaldı. akbabayı kovmuş olsa da, bunu yapmadan önce fotoğraf çekmekle uğraşarak zaman kaybettiği ve küçük kıza yardım etmediği için aşırı derecede eleştirildi. ancak carter'a söylenen, kıtlık kurbanlarından hastalık yayıldığı ve onlara kesinlikle dokunmaması gerektiğiydi. buna rağmen carter'ın kendisi de kıza yardım etmediği için pişmandı ve bunu birkaç kez dile getirmişti.

1 yıl sonra bu fotoğraf carter'a pulitzer ödülü'nü * kazandırdı. ancak carter aynı yıl intihar ederek hayatını kaybetti. intihar notunda depresyonda olduğunu belirtmiş, hem parasızlıktan ve zor durumda olduğundan bahsetmiş hem de "açlıktan ölmek üzere olan çocukların", "insanları infaz etmekten keyif alan adamların" canlı hatıraları nedeniyle son derece rahatsız olduğunu yazmıştı.

görsel
(görsel, miro.medium. com'dan alıntıdır.)
devamını gör...
görsel


omayra sanchez garzón, tolima armero’da, nevado del ruiz yanardağının 1985 patlamasında 13 yaşındaki bir kolombiyalı kızdı. volkanik enkaz, dağın altındaki nehir vadilerine koşarak yaklaşık 23.000 insanı öldürerek armero ve diğer 13 köyü yok eden büyük laharlar oluşturmak için buzla karıştı.

13 kasımda harekete geçen yanardağ, omayra’nın yaşadığı köyü vurmuştu. daha ne oldu bilinmeden omayra’nın belden aşağısı patlayan patlayan yanardağ sebebiyle kayan toprağın altında kalmış ve yavaş yavaş su birikmeye başlamıştı. omayra yaşamak için enkaz parçasına tutunmuş ve ertesi gün bir gazeteci omayra’nın elini görmüş ve bölgedeki gönüllüleri çağırdı. omayrayı kurtarmak için büyük çaba sarf edildi. fakat bacaklarını kırmadan bulunduğu yerden çıkarmak imkansızdı. ayrıca her çıkarmaya çalıştığında çevredeki su yükseliyor ve omayra’nın nefes almasını engelliyordu. gönüllüler suyun altına baktıklarında tuğladan yapılmış kapının altında kaldığını ve o kapının altında ise ölen halısını gördüler.

omayra bu duruma rağmen çevresindekilere şarkı söyleyip, şekerleme ve gazoz istediğini söylüyordu. bu durumdan hiç şikayet etmedi. zaman geçtikçe vücut ısısı düşmeye başladığında sayıklamaya başlamıştı. fakat ortamdaki kirlilik sebebiyle bu operasyon sonucunda daha büyük acıyla öleceği de anlaşıldı. o yüzden insaflı olan davranışın onun ölmesine izin vermek olduğu düşünülmüştür.

omayra’nın son sözleri ise “anne, eğer beni duyuyorsan tahmin ediyorum benim tekrar ayağa kalkmam, yürüyebilmem ve bu insanların beni kurtarması için dua ediyorsundur. anne seni seviyorum ve babamı ve kardeşimi. elveda anne” oldu.

kapak görseli son 50 yılın en iyi fotoğrafları arasında yer almış ve fotoğrafçıya pulitzer ödülünü kazandırmıştır.

bilgileri www.kooplog.com sitesinden aldım. şimdi bu üzücü olayı bir kenara bırakıp fotoğrafa ilgisi olan bir insan olarak teknik açıdan inceleyelim(evet çok çok üzücü ama neden bu fotoğraf içimize işliyor onu anlamak için)

o gün onlarca fotoğraf çekildi ama bir tanesi ödül aldı ve hafızalara kazındı. sebeplerine bakalım. bu arada çekilen diğer fotoğraflarda harikaydı.

öncelikle çocuğun bakış açısı biraz eğik ama tutunduğu ağaç parçasıyla tam paralel bu da gözümüze tam oturmasını sağlıyor. bunu dudaklarından daha kolay teyit edebilirsiniz ama odak gözlerde olduğu için gözü baz almak daha doğru.

fotoğrafa baktığımızda çocukla göz göze geliyoruz. fotoğrafçı bizi çocukla baş başa bırakmış. diğer fotoğrafları incelerseniz genelde dışarıdan bir göz olarak olayları aktarmışlar ama bu fotoğrafta çocukla baş başa kalıyoruz ve etkileyiciliği artırıyor.

fotoğrafın yere yakınlık seviyesi çok aşağıda buda bizi çocuğun ne kadar çaresiz bir yerde olduğunu çok iyi anlatıyor. kendimizi o çukurda hissediyoruz. çocuğun seviyesine inerek bizi de çukurun içine alıyor fotoğrafçı.

fotoğrafçının çocuğa yakınlığı tam yerinde. çok yakın değil bize çevre detayları sunabiliyor. çok uzakta değil çocuğa yardım edebilecek kadar yakın ama edemiyor. yine bize çaresizliği hissettiriyor.

fotoğrafın zamanlaması çok yerinde tam elini görebileceğimiz bir anda çekilmiş. el ve yüz dokusu yan yana. o suyun neler yapabileceğini çok iyi anlatıyor. çocuk masum bir suyun içinde değil eğer elleri sudayken çekilmiş olsaydı çok daha farklı düşündürebilirdi. minicik bir dala tam dokunduğu an sahnelenmiş. bu anı kullanmak içimizi sızlatmaya yetiyor. hala çocuğun bir umudu olduğunu anlayabiliyoruz. fotoğrafçı bu anı seçmekle çocuğun mücadelesine ortak olmuş.

eğer fotoğraf üst açıdan çekilseydi muhtemelen çocuğun kolundan bir bez parçasıyla ağaca bağlı olduğunu göremeyecektir. fotoğrafın etkisini artıran bir detay. küçük bir bez hayata tutuyor.

yer su ile kaplı olduğu için çocuğun yüzüne ışık yansıyor ve doğal reflektör görevi görüyor. fotoğraf doğru saatte çekilmiş. aydınlık yüzde siyah gözler daha çok ortaya çıkıyor ve yine etkileyiciliği ikiye katlıyor. içimize işliyor. eğer fotoğrafın pozlaması düşük kalsaydı. bu fotoğraf bu kadar içimize dokunmayacaktı. ölümü daha net gösteriyor.

diyafram aralığı tahminim 2.0 civarında çekilmiş. böylece ilgimiz çocuğun gözlerinde onunla birlikteyiz ama ellerine neler olduğunu ve arka tarafta nasıl bir yerde olduğumuzu fotoğrafta bir kaç saniye geçirdikten sonra inceleyebiliyoruz. çok iyi seçilmiş bir aralık.

fotoğrafın bir çok renk versiyonu var hangisi orijinal bilemediğim için bu konuda yorum yapamayacağım. ama çok koyu saçlı olduğu için fotoğrafta karanlıkların biraz açıldığını düşünüyorum. detayları görmemizi sağlamış.

kafa boşluğu (yani kafasıyla fotoğrafın bittiği yerin arasındaki mesafe) sonuna kadar kullanılmış. biraz daha aşağı inseydi gözümüze tam oturmayabilirdi. kadraj sorunsuz yapılmış. çocuk tam ortaya alışmış. sağa ve sola olan boşluk mesafesi aynı. yine gözümüze tam oturması sağlanmış.
devamını gör...
ara güler'i belki halâ tanımayanımız vardır. kendisi dünyanın en iyi fotoğrafçılarından biri kabul ediliyor.
ismi dünyanın herhangi bir yerinde fotoğrafa ucundan kıyısından bulaşmış herkes tarafından bilinen, master of leica unvanına sahip çok az fotoğrafçıdan biri.
20. yüzyılın en önemli şahsiyetlerini fotoğraflayarak o anları ölümsüz kılmayı başaran ara güler maalesef 2018 yılında aramızdan ayrıldı, ondan geriye eserleri ve ünü kaldı.

ara güler'in fotoğrafladığı tarihî karakterleden sadece biri: salvador dali.

fotoğraf: ara güler ve salvador dali
görsel

kendisi, salvador dali ile nasıl tanıştığını şöyle anlatıyor:

fransa'da paris'te maurice oteli'nde kalıyordu, evi falan yoktu, zaten tüm ömrünü de o otelde geçirdi.
dali’nin kaldığı otele gidip asistanına, time dergisi muhabiri olduğumu, salvador dali’nin fotoğrafını çekmek istediğimi söyledim. asistan:
''101 numaralı odada kalıyor, istersen git bi' şansını dene'' dedi.
yukarı çıkıp 101 numaralı odanın kapısına geldik. kapıyı açtık ve ardından önümde bir kapı daha belirdi. bu kapıyı da açtıktan sonra dali ayakta ve bastonuna yaslanmış duruyordu, asistanı haber vermiş geleceğimizi. ilk gördüğümde aramızda 15 metre falan vardı, böyle birbirimize bakıyoruz. her an kılıcını çekip saldıracak gibi bakıyordu. dali bir süre beni süzdükten sonra, bir anda büyük bir adım atarak burnumun dibine gelmişti, dali ve ben burun burunaydık.
''neden fotoğrafımı çekmek istiyorsun'' diye sordu bana.
''sen salvador dali’sin. yeteri kadar meşhursun. onun için.'' dedim.
''benim bir dakikam 25 bin dolardır'' dedi.
''e ben bir dakikada resim çekemem ki'' dedim, ''bilmem kaç dakikada çekerim. o kadar param yok yanımda'' deyince onunla dalga geçtiğimi anladı beni tuttuğu gibi kapıdan dışarı attı. işte ilk karşılaşmamız böyle oldu.

dedim tamam, bu adam benden deli, bu adamla röportaj yapılır. sonra da gittim işte kendim bir şeyler içmeye.

bir arkadaşım vardı c. cohen diye, bir demir kralının kızıdır, yahudi bi kızdı. onunla otelde yemek yerken bu olayı anlattım ona. bunun üzerine cohen:
''dali benim vaftiz babamdır'' dedi.
dedim ''sen yahudisin o hristiyan ne vaftiz babası nası oluyor o iş?''
''sen karışma'' dedi bana, sonra hemen açtı telefonu konuştu konuştu, sen arkadaşıma böyle böyle yapmışsın falan dedi. en son ertesi güne saat 11'e randevu aldı.

ertesi gün saat 11 gibi ordaydım. dali bana baktı:
''ben sizi bir yerden tanıyorum'' dedi.
''tabii'' dedim ''new york’taki basın toplantısından tanıyorsunuz''. konuştuğumuz her şey matrak, hep öyleydi.
arada bikini giymiş bir kadın geçiyor, dali gidiyor koltuğa poz veriyor, kime verdiği belli değil. böyle epey zaman sürüp gitti.
dali’nin bir sürü fotoğrafını çekmiştim ama istediğim pozu bir türlü vermiyordu. fotoğraf çekeceğim esnada kılıcını çekiyor, sabit, düzgün durmuyordu.

bir keresinde çektiğim bir fotoğrafın birinden iki tane bastırmıştım.
''bu neden iki tane'' dedi bana.
''sana hediye ediyorum ama bunu imzalarsan'' dedim.
hemen aldı güzel bir kalemi, sarı, güzel bir imza attı fotoğrafın birine, ''al bu da senin olsun'' dedi.
5 kuruşluk kağıt oldu 150 bin dolar.
fakat imzaladığı kalemin mürekkebi bi' türlü kurumak bilmiyor, delireceğim. bir yere de koyamıyorum biri gelip üstüne oturacak diye.
''ben birazdan gelirim'' dedim çıktım. bi' taksi çevirdim ama halâ tutuyorum kağıdı havada bir yere değmesin diye. bir muhabir arkadaşımın evinde kalıyorum o zamanlar, gittim oraya, yatağımın üstüne koydum resmi. bir buçuk günde kurudu o.*

zaman geçti, halâ düzgün ve sabit poz vermiyordu. isyan bayrağını çektim sonunda:
''ben senin artık düzgün fotoğrafını çekmek istiyorum'' dedim.*
''ben seni kırmızı bir pelerin içinde düşünüyorum, elindeki kılıcı karşısındaki boğaya sallayan bir matador gibi!'' dedim.
''çok iyi fikir'' dedi, sonra perdeye sarındı bana öyle pozlar vermeye başladı.
''sen doğru düzgün dur bir resmini çekeyim de sonra matrak resimler de çekeriz'' dedim.
''tamam o zaman sen yarın sabah erkenden gel kimse yokken, bu deliler varken çekemeyiz'' dedi.
gittim ertesi sabah erkenden makinemi falan hazırladım resmini çekeceğim diye, sonra bi' de baktım ki 3 kişi girdi içeri,
''bunlar neci'' dedim.
''ya gazetecidir, giderler birazdan'' dedi.
''kov bunları'' dedim, ''bunlar varken çekemeyiz''
''ben şimdi onları savarım'' dedi bana.

biri amerikan ikisi fransız üç gazeteciyi de aldı oturttu karşısına*
''şimdi size bir şey soracağım'' dedi onlara. ''gudronun* formülü nedir?''.
hiçbiri de bilemedi, gudronun formülü de bilinmez zaten niye bilinsin.
sonra dali attı kafadan h2 falan bi' laflar etti, ''budur'' dedi.
''şimdi ben bu bastonu alırım, o gudronun içine sokarım sonra dışarı çıkarırım, bu 5 kuruşluk baston 150 bin dolar eder'' dedi.
''şimdi bundan bir b*k anladıysan git yaz'' dedi onlara.
''ben salvador dali'yim, bunu yaparım ama sen yaparsan deli derler'' dedi. ''şimdi hadi bakalım gidin'' dedi. topladı hepsini çıkarttı dışarı.

sonra da bir sürü resmini çektim, time'da falan basıldı, bi' sürü yerde basıldı.


ara güler'in kadrajından salvador dali:
görsel
görsel
görsel
devamını gör...
görsel

hitler bu çocuğa, pasta ısmarlayacağını söyleyerek bu fotoğrafı çektirir. hitler bunu propaganda için yapar. çocuk yıllar sonra bunu açıklar ve şöyle der;

hitler gangsterin tekiydi. onlar (naziler) beni propaganda için kullandılar. ben hitler'in çocuk sevgisini gösterebilmesi için kullandığı bir piyondum. oynamama, gezmeme izin yoktu. fotoğrafı pasta yiyeceğimi düşünerek çektirdim fakat 80 yıl oldu ve hâlâ pastamı bekliyorum.

görsel
devamını gör...
görsel


bu fotoğrafın dünyayı sarsmayı başarırken türkiye'de haber olarak bir gün gösterilmiştir. fotoğrafın sahibi burhan özbilici türk fotoğrafçı. associated press'de foto muhabirliği yapmaktadır. 19 aralık 2016 tarihinde meydana gelen andrey karlov suikastı olayında katili ve maktulu aynı karede çektiği fotoğraftan dolayı yılın dünya basın fotoğrafı ödülünü kazanmıştır.

fotoğraf bunu amaçlayarak çekilmemiş olsa da olaydan sonra inanılmaz etki bırakıyor. burhan özbilici 19 aralık 2016'da ankara'daki sergi açılışına katılmış, bu sırada rusya'nın ankara büyükelçisi andrey karlov'a polis memuru mevlüt mert altıntaş tarafından silahlı saldırı düzenlenmişti. özbilici saldırıyı dakika dakika fotoğraflarıyla görüntülemişti.

"zamanımızın nefretini gösteren çok etkileyici ve sarsıcı bir fotoğraf'' olması sebebiyle 2017 dünya basın fotoğrafı ödülüne layık görüldüğü ifade edilmiş.

gerçekten inanılmaz. bir adam öleceğinden habersiz. katili arkadasın da çok rahat bir tavır. kendinden emin. blurda kalmış. tam bir ''assassin'' fotoğrafı.

fotoğrafın hikaye olarak tamamlayıcısını çekmeyi de ihmal etmemiş özbilici.

görsel


elinde silah olan bir adam var sadece 30 saniye önce önünde büyükelçi vurmuş. silahı size doğrultuyor.(bir kaç fotoğrafta bu gözüküyor) bağırıyor ne yapacağı belli değil ve siz kaçmak yerine fotoğraf çekmeyi tercih ediyorsunuz. ilk fotoğraftan yola çıkarak aslında olayın tam karşısında ama kadraja yerde yatan büyük elçiyi almak için fotoğrafçı kendi soluna kaymış. gerçekten bunu o an düşünmesi kusursuz bir kadraj yapması inanılmaz. kendisine saygılarımı sunuyorum buradan.
devamını gör...


görsel



yalnızca fotoğraflarını çeken bir asker olmayı çok isterdim ata'm ancak bizim seninle kavuşmalarımız mahşere kaldı
devamını gör...
görsel


1967 yılı olay anında tesadüfen orada bulunan rocco morabito ‘’hayat öpücüğü’’ anını yakalar ve bu an fotoğrafçıya pulitzer ödülü’nü kazandırır.

elektrik işçileri randall champion ve j. d. thompson her zamanki gibi bakım için elektrik direğine tırmanmışlardı. ama randall champion yanlışlıkla bir elektrik teline dokunur ve bütün vücudundan 4000 volt akım geçmesi sonucu kalbi durur. güvenlik kemeri sayesinde direkte asılı kalan arkadaşına hayat öpücüğü veren thompson, champion’un nabzının tekrar atmasını sağlar. hemen aşağıya indirilip hastaneye kaldırılan champion gördüğü tedavi sonrası sağlıklı bir şekilde hayatına devam eder. ta ki 64 yaşında kalp krizinden tekrar kalbi durana kadar.

fotoğraf dünyanın dört bir yanında yayınlanmış ve ilk yardım konusunda dünyayı bilgilendirmesi sağlanmıştır. dünya sağlık örgütünün binasında binasında asılıymış efendim.

fotoğrafı çeken rocco morabito 2009 88 yaşında öldü. çektiği tek bir fotoğrafla dünyada kaç insanı bilinçlendirdi. kaç kişinin canını kurtardı bilinmiyor.
devamını gör...
fotoğraf 1983 ila 1985 yılları arasında, etiyopya'da yaşanan ağır kıtlık sürecinden kalma. bu kıtlık ülkeyi ekonomik açıdan bir hayli kötü şartlara götürmesi ve de yaklaşık 1 milyon 200 bin kişinin ölümüne sebep olmasıyla biliniyor. söylenene göre etiyopya iç savaşı'nın olduğu zaman içerisinde gerçekleştiğinden bir insanlık dramı yaşattı.
görsel
etiyopya’daki kıtlık– 1984.
(fotoğraf bir başka siteden alıntıdır.)

fotoğraftın alt mesajı şu; anne sevgisi dediğimiz şey; kıtlık, açlık, susuzluk, ölüm, kayıp... hiçbirine bakmıyor. bir anne her koşulda çocuğuna sevgiyle bakıyor ve bakışlarındaki yumuşaklık ile insanın yüreğini ısıtıyor.
eserin sahibi stan grossfeld 1985 yılında pulitzer ödülü'nün sahibi oldu.
••
fotoğraf çekmeye pek meraklıyımdır fakat çektiğim neredeyse hiçbir fotoğrafın hikayesi yok. bu ve benzeri hikayeli fotoğrafları görünce çektiğim onlarcası değersiz oluyor resmen.
devamını gör...
görsel

fotoğraf çok normalmiş gibi gelebilir ancak ortada duran kadın ölü. 19. yüzyılda fotoğraf çektirmek lüks sayılıyormuş ve bazı aile üyeleri ölen yakınlarıyla birlikte son bir anı kalması için post-mortem(ölümden sonra) fotoğrafı çektiriyormuş. bu esnada ölen kişiyi giydirir, süsler, desteklerle dik tutarlarmış. fotoğraf makineleri kaliteli olmadığından en ufak sarsıntı fotoğrafta göründüğü için halen hayatta olan iki kişi hafif bulanık çıkarken, mevta kişinin net çıktığını görebilirsiniz.
devamını gör...
yazılım mühendisi margaret heafield hamilton ve ekibinin 1969'da apollo projesi için yazdığı kodlar:

görsel

hamilton'a göre bu alan çok yeniydi ve bu nedenle tam bir serbestlik içerisinde çalışmalarına izin verilmişti. bu tür bir olayda öncü olmaktan başka bir seçeneklerinin olmadığını söyleyen hamilton "başarılı olmak zorundaydık çünkü ikinci bir şansımız yoktu." diyor.

bu arada kendisinin hermione ile harry potter'ın bir karışımı olduğu da gözümüzden kaçmıyor.
devamını gör...
avusturya'daki am himmel yetimhanesi'nde kalan 6 yaşındaki werfel'in, ikinci dünya savaşı sürerken, noel'de kendisine amerikan kızılhaçı tarafından verilen yeni ayakkabılar için yaşadığı mutluluk...
yıl 1946. fotoğraf life dergisinde yayımlanmış.

görsel
(görsel alıntıdır.)

ufacık şeyleri sorun eden insanların ders alması gereken bir fotoğraf bence bu. koskoca dünyada kimsesiz, savaşın ortasında bir çocuk ama bir çift ayakkabı onun için bunların hepsinden önemli bir mutluluk kaynağı o an için...

bunu yapmayı başaran kaç kişi vardır sizce dünyada? biz çok daha fazlasına sahip olduğumuz halde yetinmeyi bilmiyoruz. mutlu olmak için her zaman koşullarımız var. hayat mutluluğu, bu kadar fazla koşulu olan insanlara kolay kolay tattırmaz.
devamını gör...
işçi bir kedinin hikayesi.

görsel


bizim mahallenin kedisi olur kendisi. motorun sahibi olan arkadaş her gün iş çıkışı kendisine ıslak mama verir. kedimizde karşılıksız bırakmaz ve hemen her gün motorun başına bir şey gelmesin diye başında bekler. bir nevi iş gibi. motorun sahibi geldiğinde mesaisi biter maaşını alır. ertesi gün tekrar iş başı. bakalım altı aydır görev başında. herkes memnun.
devamını gör...
nefretin gözleri (eyes of hate)
nazi dönemi propaganda bakanı joseph goebbels, 1933 yılının eylül ayında cenevre'deki milletler cemiyeti toplantısına katılır. life dergisi için çalışan o dönemin başarılı fotoğrafçılarından alfred eisenstaedt, önce şu fotoğrafı çekmiş:
görsel
burada alman siyasetçi mutlu gördüğümüz üzere. ama çektiği bir başka fotoğrafta goebbel'in tüm tavrı değişiyor. fotoğrafçıya korkunç bakışlar atıyor kendisi. eyes of hate.
görsel
peki neden? cevap basit. eisenstaedt'ın yahudi olduğunu öğrendiği için.
eisenstaedt yıllar sonra bu karşılaşma için şunları söylemiş:
hikayenin sonunu biliyoruz. ikinci dünya savaşı biter, almanlar kaybeder.
goebbels, tüm ailesiyle beraber 1945'in mayıs ayında intihar eder.
eisenstaedt, aynı yılın ağustos ayında savaşın bitmesiyle yapılan zafer kutlamalarında çektiği v-j day in times square (1945) fotoğrafıyla ünlenir. bugün bilinen en önemli foto muhabirlerden biridir. 1995 yılında hayatını kaybeder.

konuyla ilgili güzel bir yazı için kaynak
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"fotoğrafın hikayesi" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.