1.
minik mavi gezegenimizdeki en güzel yazarlardan biridir. işbu çiçeği burnunda sözlüğe bir başlık açacaksam eğer, ilk olarak onun adına açmak boynumun borcudur. zira şu hayatta yalnızca birkaç insanı kendisinden daha çok severim. hayatla baş etmeme yardım eden yazarlardan biri oldu. bu hayatın hem yumuşak yanlarını hem gülünç yanlarını, hem çok güzel hem de bir o kadar saçma olan şeyleri, mutlak surette her şeye bulaşan hüzünleri ve daha bir sürü küçük şeyi anlatır durur kitaplarında. arkadaşım olmasını çok isterdim. fakat aynı zamanda kendisiyle tanışmayı asla istemeyeceğim bir kaç insandan biri. kendisine bir güzellik yapmak isteyen bir barış bıçakçı kitabı okusun derim. mesela veciz sözler'i. mesela sinek ısırıklarının müellifi'ni. mesela bizim büyük çaresizliğimiz'i.
devamını gör...
2.
sadece bir tane kitabını okudum o da sanırım 'seyrek yağmur' isimli kitabıydı. fena değildi. on üzerinden altı buçuktan yedi verdim
devamını gör...
bir süre yere paralel gittikten sonra adlı kitabını okudum. karakterleri genellikle; hayattan kopuk, yaraları olan tipler. sayfaları her değiştirişimde; başak ve umut'a daha çok üzüldüm.
devamını gör...
“baktım rüzgârsın sen
baktım çamaşır ipini zorluyorsun
hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim
baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun
ayağına terlik giy
bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun

biz satranç oyuncusuyuz sevgilim
üzerimizde kara bir leke biz satranç oyuncusuyuz
inanmıyoruz ceketlere düğmelere
inanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe
işte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası
bir tek şahımız duruyor sevgilim, o da evli, iki çocuk babası

kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim
uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuza kadar
buradan çocukluğumuza kadar bir telaş
içi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz
herkese küsmek için
hemen o cumartesi buluyoruz, hemen o pazar

yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var

yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim
geçen günlere üzüldük tamam yola düşelim
düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam
düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli
başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman
tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde
bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman

ama baktım sen rüzgârsın sevgilim
kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun
başucunda bir bardak su
beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun.”

barış bıçakçı - (bkz: işe yarar bir şey)
devamını gör...
tüm kitaplarını okudum. bizim büyük caresizligimiz kitabından uyarlanan ayni isimdeki filmini de izledim. sanki hep aynı ailenin ya da sulalenin farklı karakterlerini anlatıyormus gibi bir izlenim oluşmuştu bende. okurken farklı dünyalara götürür, sonra kendi yaşanmışlıklariniza döndürür, biraz sorgulatir biraz huzunlendirir. çoğu zaman hep orda kalmak isteyebileceginiz bir dünyanın los isiginda gezdirir. kitaplarini bitirince kendime hep sorarım. yazar karakterlerine karşı yeterince eşit ve objektif davranmış mıdır? bu kitap bir edebiyat eseri mıdır?
devamını gör...
6. (tematik)
(bkz: sinek ısırıklarının müellifi)
devamını gör...
bu başlığa bir şeyler yazmazsam çatlarım. ilk tanımım hayırlı olsun.

barış bıçakçı, okurken insanın içini cız ettiren yazarımız, biriciğimiz. bütün kitaplarını okudum. kendisi bir ankara kokusudur, ankara nefesidir. kitaplarındaki her şey ruha dokunur.
"yere çakılana kadar kanatlarımın olduğuna inanacağım."
devamını gör...
barış bıçakçı'yı neden severiz?

çünkü içimizde yaralarımızın olduğu bir yere dokunur. belki kimsenin dokunmadığı bir yere dokunur. ankara'da herkesin bir yarası ya da bir eksiği vardır. insan kendinde neyin eksik olduğunu bilmez ki, ta ki görene kadar. gözlerimiz satırlarda bu eksikliği görür bazen. bazen de sevginizin tasvirini görürsünüz.

"şiirle uğraşırken, bir yandan da nazlı'nın içinde kaybolacağı bir roman yazmayı hayal ediyordum çünkü ben de onu içime almak istiyordum. erkekler de kadınları içlerine almak ister. nazlı'nın başını ne zaman göğsüme bastırsam, saçını koklasam, isterim bunu."
devamını gör...
hiçbir şey göründüğü gibi,

hatta yaşandığı gibi değil!

her şey hatırlandığı gibi.
devamını gör...
bizim büyük çaresizliğimiz kitabının yazarı. aynı zamanda filmi de çekildi bu kitabın. ben önce filmi izleyip sonra kitabı okudum. sıradan bir aşk üçgeni anlattığını düşünüyorsun ilk bakışta ama okudukça veya izledikçe daha derin bağlar olduğunu görüyor insan. çok gündelik bir hikayeyi anlatmış hissi içinde buluyorsun kendini. ama yine de bazen karmaşık, anlam veremediğin bir şey var içinde sanki.
devamını gör...
"beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun." dizesini yazmış şair. şiiri ile tanışmam işe yarar bir şey filmine dayansa da başta çok bir şey hissedememiştim şiire karşı. bazen zaman istiyor bir dizeyi anlamak bile. nefesimin kesildiği, öleceğimi sandığım bir uykudan uyandığım o gece anlam buldu bu şiir benim için. tüm vücudum titriyordu, ağlıyordum, başıma ilk defa böyle bir durum gelmişti. ne yapacağımı bilemedim, tüm yapabildiğim başucumda bulunan bir bardak sudan bir iki yudum alabilmek oldu. yaşadığımı ve yaşayacağımı hatırladım titreyen ellerimdeki bir bardak su sayesinde. o yüzden herhalde bir insana söylenebilecek en güzel şeylerden biri olduğunu düşünüyorum bu dizenin. "beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun."
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"barış bıçakçı" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.